Yazı Detayı
05 Nisan 2016 - Salı 08:03 Bu yazı 808 kez okundu
 
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Kahramanmaraş doğumlu, eğitim fakültesi mezunu, uzun bir aradan sonra târih fakültesine devam eden, velut bir okuyucu, kitap kurdu, Mostar dergisinde bir süre editörlük ve yayın müdürlüğü yapan, bu dergiden başka Aşkar ve Edebi Fikir dergilerinde yazan, Mostar Yayınları arasında “Kubbelerin Gölgesinde İslâm Şehirleri” adlı başucu değerinde kitap yayınlayan ve “Semerkand-Mostar Gençlik Konferansları” koordinatörlerinden ve en mühimi de Fikir Dükkânı müdavimlerinden Mehmet Raşit Küçükkürtül’ün “Semerkand Genç Okur Kitaplığı” yayınları arasında Aralık 2015’de çıkan “Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?” adlı kitabından bahsetmek istiyorum.  

 

Bu güzel ve faydalı kitap her soruya cevap veriyor. Şu sorudan başlayalım: “sözlü kültürden yazılı kültüre nasıl geçildi?” Elimizdeki kitabın bu başlık altında verdiği cevabı genç okuyucu ve yazar adayları iyi okumalı:

 

“Büyük savaşlar, doğal âfet, kıtlık, göç, salgın hastalık gibi birçok sıkıntıyla karşılaşan toplumların; bunları destanlar, ağıtlar, masallar, hikâyeler yoluyla dilden dile aktardığını biliyoruz. Sözlü kültürler; kuvvetli hafızaların, güngörmüş ihtiyarların, türkülerin, şiirlerin üzerinden devam eder. Bu, toplumun dilini ve hafızasını koruyarak kendini koruma çabasıdır. ‘Söz uçar yazı kalır' vecizesi yazıyı yüceltmek için değil, sözü yüceltmek için söylenmiştir. Bugün hâlâ üzerine eklene eklene bir milyon mısraa yaklaşan Manas destanı, Kırgız toplumunun direnç göstermesinin bir örneğidir. Anadolu’da da hafızalarıyla öne çıkan körleri Kur’ân-ı Kerim hafızlığına göndermek bir gelenekti. Sözlü kültür, yani konuşma ve dinlemeyle sınırlı dil faaliyeti, toplumların varlıklarını devam ettirmelerine yetebiliyordu. Sözlü kültürle birlikte her toplum, kendi içinde büyük bir aile gibiydi. Ancak kabileyi aşıp millet olabilmek, ümmet olabilmek ve şeriatın, hukukun bir takipçisi olabilmek için yazılı kültür gerekliydi.” (s.12)

Demek ki millet ve medeniyet mertebesinde yazılı kültüre geçmek şart olduğunu öğreniyoruz. Hususen gençlerimiz hemen şu sorunun cevabını da merak edip okumalıdır:

 

“YAZILI KÜLTÜRÜMÜZ NEREYE DAYANIR?”

 

Hülâsa olarak, “… ilk yazıyı İdris (a.s.) yazdı. Birçok peygambere kitaplar ve sahifeler gönderildi. Bir resul, ahirete göçüp kendisinden sonra kitap yahut sahife bırakmışsa, bunların getirdiği hükümleri, şeriatı devam ettirmek gerekiyordu. Bazan kitapla gönderilen bir resulün ölümüyle bir başka nebinin gönderildiği ve kitap bırakan resulün şeriatını devam ettirdiğini görüyoruz. Kur’ân-ı Kerîm’in yirmi üç yılda peyderpey indirilip Kur’ân ve Sünnet’le bir milletin meydana çıkmasıyla büyük bir yazılı kültürün de temelleri atılmış oldu. Kur’ân’ı anlamak, yaymak, hayat tatbik etmek için kıraat, fıkıh, hadis, kelâm, sarf-nahiv, belâgat gibi birçok ilmî disiplin ortaya çıktı…”

Bu kitaptan öğreniyoruz ki, yazılı kültür, dinin, şeriatın ve tezahürü medeniyetin devamı için elzemdir.

 

“ÇOK OKUYAN İNSANLAR NEDEN VAR?”

 

Modern zamanlarda çok okumak ve çok okuyan birisi olmak bir statü hâline geldi. Oysa bu zararlı ve kendi kültürümüzü hatmetmenin bir yolu değil. Bu hastalıklı iptilânın sebep ve çâresini yine “Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?” kitabının 19. sayfasından okuyarak öğreniyoruz. Unutulmamalı ki, sözüm evvela gençleridir Hülâsası şu:

 

“… ‘Çok kitap okuyun’ propagandasına maruz kalmayan var mı? Evet, mutlaka hepimiziz.  Çok kitap okuyan birini nasıl hayâl ederiz? Bir kere gözlüklü ve ukala biridir. Bir kitabı bitirir, öbürüne geçer. Yığınla kitabı vardır. Bu çok kitap okuyan kişi, genelde orta yaşlı bir erkektir. Kitap rafları arasına gömülmüş bir insan… Çok kitap okuyan bir insan olmak ne sıkıcı bir ödevdir!  Bir de hepimize vicdanî bir baskı uygularlar. ‘Çok okuyun, çok okuyun!’ Çok kitap okuyun propagandası modern bir hurafedir.  Çok kitap okuyan adam ise bu modern hurafenin doğurduğu bir tiptir.”

 

“ÇOK KİTAP OKUYUN! HURAFESİ NASIL ORTAYA ÇIKTI”

 

Demek ki modernler, yâni Batının hayat tarzı ve zihniyetini tavsiye edenler, bizi kandırmışlar, beynimizin sulanmasını, dolayısıyla kendi kültürümüzün temel kitaplarıyla âşina olmamızı engellemek istemişler. Bizi bu modern hurafeden kapılmamamızı hatırlatan elimizdeki kitaba döne döne teşekkür etmemiz lâzım. İnanın, yetişkinler de dâhil gençler bu hurafenin pençesinde kıvranıyorlar.   Kitabı sürmeye devam edelim:

 

“MATBAA İYİYDİ DE BİZ Mİ İSTEMEDİK?”

 

“…Bu hurafe birçok sevimsiz şeyin ortaya çıktığı Avrupa’da kök salmaya başladı. … Modern hayat kendine uygun tekniği de üretmiştir. …Matbaa, belirtileri görülmeye başlayan modern kültürün unsurlarından biri olmuştur. Millî dillerin, siyaset, ticaret, edebiyat gibi sahalarda kullanılması, kitap sayısının matbaa faktörüyle çoğalması, ‘çok kitap okuyun’ hurafesine doğru gelinmesinde önemli bir faktörlerdir. 

 

Matbaa başlarda çok ilkel ve kalitesizdi. Bizim matbaayı istemeyişimizin sanıldığı gibi, ‘Hattatlar işinden olur!’ düşüncesinden değildi. Matbaadan çıkan bir kitap, aslında bugün bile kalite, dayanıklılık, estetik gibi ölçülere vurulduğunda hattatların, ciltçilerin, müstensihlerin vb. elinden çıkan kitabın çok gerisindedir. Gayrı Müslimlere benzememeyi kendine şiar edinen Müslümanlar ,’gâvur icadı’na biraz da bu yüzden mesafeli davranmışlardır. Çünkü gâvurun itikadı bozuk olduğu için kötü bir hayatı ve anlayışı vardı; elbette onun çıkardığı icat da düşük olacaktı.

 

‘Çok kitap okuyun!” modern hurafesini doğuran en güçlü sebepler ise iktisadî, yâni ekonomik sebeplerdir. … Sanayileşme ile nüfus patlaması oldu. …’Zorunlu eğitim’ çıktı. Fabrikatörlere ‘biraz okumuş’ insan lâzımdı. Okuryazar sayısı hızla arttı. Geniş kitlelerin okuyazar olabilmesi için temel eğitim basitleştirildi. Okuryazar olabilmek kolaylaştırıldı.  ‘Tüketim çılgınlığı’, reklâm ve pazarlama sektörleri yeni üretim-tüketim tarzının sonuçlarıydı.  Kitap da bundan etkilenecekti. …görgüsüzlüklerden, ve zorbalıklardan doğan modern hayata uygun bir ‘kitap’ mantığı çıktı.  Zorunlu eğitimle birlikte ucuzlaşma, basitleşme geldiyse; kitapta da benzeri görüldü. Daha çok kitap satma, reklâmla ve pazarlama teknikleriyle kitap satma revaç buldu.  Fantastik kitaplar, vampir romanları revaç buluyorsa başka bir dönemde serüven ve polisiye kitapları öne çıktı.”

 

“KİTAP MODASI”

 

Modernizmle birlikte hayatın her cephesini moda sardı. Her şeyin modası var ve bir süre sonra yeni moda çıkıyor, öncekinin hiçbir değeri yok ve çöpe atılıyor. Kitap da bundan nasibini aldı. Günümüzde insanlığa zarar veren bu problem hâlâ çılgınca sürüyor.  Kitap modası ciddî bir problem…  Elimizdeki gerçekten faydalı ve uyarıcı kitap bu hususta ne diyor. İşte bu birkaç cümle:

 

“…O kitaptan öbürüne geçmek gibi alışkanlıklar doğmuş oldu. Çok tutan filmin hemen devamının çekilmesi gibi kitap serileri çıkmaya başladı. Saatlerce zaman ayırıp beş altı kitaptan oluşan bir seriyi okuyorsunuz, bitiyor? Sonrası yok, aslında iki saatlik film izleme ‘eğlence’sinin kitaplaşmış hâli. Dün cebinizde kumaş mendil taşırken, bugün kağıt mendil taşımaya başladınız. ‘Kullan at’ mantığı işlesin ki yeni kağıt mendil alasınız. Dayanıksız, kullanışsız…. Kitap da üretilirken böyle dayanıksız, kullanışsız üretildi. Kağıt kalitesi ve cilt, maliyet adına çok çok düşürüldü. Kitap bu kadar ucuza getirildiğine getirildiğine göre demek ki içindeki de korunmaya o kadar layık bulunmuyordu…

 

“OKUYALIM MI, SATIN MI ALALIM?”

 

“… ‘Çok kitap okuyun’ hurafesinin kökeninde biraz da ‘Çok kitap satın alın!’ propagandası yatar. İhtiyacınız olanı değil, popüler olanı alıyorsanız siz de bu tuzağa düşmüşsünüz demektir. Türkiye’de 2013 yılında 40.000’den fazla kitap yayımlanmıştı. Bunun kaç tanesi vitrinlerde görülmüştür? Kitap, modern dünyanın üzerinde yükseldiği zorbalık, görgüsüzlük, kirlilik ve anlayış kıtlığından zararları bugünkü şeklini almıştır. …. Kitap fabrikada üretilir gibi ucuz, dayanıksız bir mala dönüştürüldü. Reklâmcıların, pazarlamacıların kışkırtmalarının ve yersiz abartmalarının pençesine düşmüştür.  Bugün vitrinlere, rafa giren kitapların birçoğu bu zafiyeti taşımaktadır.”

 

“ÇOK KİTAP OKUYUN HURAFESİNDEN ÖNCE BİZ NE YAPIYORDUK?”

 

Genç okuyuculara söylüyorum; bu başlık altındaki satırları iyi okuyun ve bir nebze olsun modernizmin kirlettiği idrakiniz temizlenecektir. Modern zamanlardan önce biz ne okur, nasıl okurduk? Elimizdeki kitabı dinleyelim:

 

“Bu hurafeye nasıl kapıldık? Bu hurafeye kapılmadan önce ne yapıyorduk? Nasıl bir okuma tarzımız vardı? Meselenin en önemli kısmı burasıdır. … Bu kadar sıkıcı bir okuma tarzımız yoktu. Modern okuma tarzı yüzünden, yâni bizim okuma kültür kodlarımıza ve hayat tarzımıza uymayan bu ‘okuma davranışları’ yüzünden birçoğumuz okumaktan gıcık kapıyor. Okumaya uzak duranların davranışları, şikâyetleri bunu gösteriyor. Bizim kendimize ait okuma tarzımız hakkında fikir ve bilgi olursak, nasıl olur?”

 

“HAYATIN MERKEZİNDE HEP O VAR!”

 

“… biz Müslümanların hayatının merkezinde Kur’ân-ı Kerîm vardır. Bir Ancak içinde bulunduğumuz modern okuma hurafelerine kapılmamızda 1928 yılı bir dönüm noktası olmuştur. 1928 yılında Kur’an harfleri terkedilerek hıristiyanların kullandığı Latin alfabesine geçildi. Halbuki bizim okuma kültürümüzü baştan sona Kur’an belirlemiştir. Kitabı elimizde nasıl tutacağımız gibi gündelik davranışlarımızdan tutun da okuma fiilinin nasıl gerçekleşebileceğine kadar hemen her şeyde yüce kitabımızın tesirini görürüz. Meselâ bugün kitapları rafa dik bir vaziyette, yan yana diziyoruz. Eskiden kitaplar dik vaziyette değil, yatırılıp üst üste koymak suretiyle dizilirdi. Bugünkü tarzda kitabın raftan çekip alma kolaylığı var. Ancak uzun vadede kitabın kenarlarından, sırtından ayrılmaya ve dağılmaya başladığı görülür. …. Eski tarzda ise istenilen kitabı almakta zorluk vardır. En alttaki kitabı almak için istif edilmiş kitapları kaldırmak sonra da istenilen kitap alınınca tekrar aynı yere istif etmek zahmeti vardır. Fakat uzun vadede kitap zarar görmediği, cildinin kapağının korunduğu görülür. Bu, bir Müslümanın eşyayla kurduğu ilişkinin bir tezahürüdür, inceliğidir…” (s. 25- 26)

 

“KİTAP DENİNCE NE ANLAŞILIR?”

 

Kitap kavramını, kitabın ne mânaya geldiğini, bizim medeniyetimizde bütün kitapların kaynağını ne olduğunu modern eğitim ve okuma sistemi öğretmez, dolayısıyla modernler de kitap asıl mânasını bilmezler. Bu can alıcı mevzuun cevabını yine “Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?” kitabından alalım:

 

“Kitap kavramının oluşmasında, kitaba ne gözle bakacağımızın belirlenmesinde birinci derecede rol oynayan yine Kur’ân-ı Kerîm’dir. Kur’an ile birlikte bütün insanlığın kitaba bakışı değişmiştir. Yâni kitaptan ne anlaşılacağı köklü bir değişime uğramıştır…. Kitap kelimesinin kendisi, Kur’ân-ı Kerîm’in özel adlarından biridir. Özel bir ad, genelleşmiş ve bir miktar sayfayı iki cilt arasına aldığımız bütün nesnelerin adı olmuştur...”

 

Hâsıl-ı kelâm, mevzu ettiğimiz kitabın okuryazarlık ve kitap hakkında bir hayli faydalı, düşündürücü bölümleri var. Okuryazarlık hususunda ciddî ve samimi olanların, kitaptan başlıklar verdiğimizde eminim alâkaları artacak ve bu kitabı âcilen okumak ihtiyacını duyacaklardır:

 

Kitap Yalnızca Seçkinler İçin Değildir / Kitap okumak karın doyurur mu? / Kitap okurken nasıl niyet edilir?/ Kim bu okuryazar? / Elifi mertek sananlar / Binâ Okuru / Bildiğin okuryazar / Bilgiç kurbağa / Can sıkıcı dört göz / Allâme-i cihan / Kitap Okuma alışkanlığı kazanmak istiyorum / Çevremizde kimler var? / Derdini söyle kitabını bul! / Kitap ne işe yarar? / Kitaba hayatında nasıl yer açarsın? / Okuma koltuğu/ Kitap nasıl okunur? / Kitap türü neden önemli? / Niçin okuyacağınıza karar ver! / Okuduklarınızı geleceğe saklama yöntemi / Zamanı ve mekânı iyi belirle / Okumak yalnızca gözlerle olmaz / Kitap okuma âdabı / Babaannem nasıl okuyor? / Okumaya nereden başlamalı? / Kitaplar nasıl çöpe atılır? / Nereden başlayacağını bilemeyenler için… / Kur’ân-ı Kerîm okumak / Başucu kitapları / Kütüphâneleri nasıl değiştiririz? / Kütüphâne ne işimize yarar? / Kütüphânelerden nasıl istifade ederiz? / İdeal kütüphâne nasıl olur? / Kendi kütüphâneni nasıl kurarsın? Kendi kütüphâneni kurarken… / Bu kitapların hepsini okudunuz mu? /Arşiv tutarsan ne olur? / Mustafa Zülkadiroğlu’nun arşivine ne oldu? / O kitabı satın almak istediğinden emin misin? / Kitap satın alırken nelere dikkat etmelisin? / Kitaplar pahalı mı? / Kitap aldıktan sonra… / Hızlı okuma kavramı nereden çıktı? / Mesajınız iletilemedi! / İletişim kurarken / Görüş ve Kanaat ifade ederken / Kendini daha doğru ifade edersin! / Konuşarak mesajlaşma / Yazışarak mesajlaşma / Yavaş oku, hızlı yaz / Not defteri kullanmak ne işine yarar? / F Klavyede on parmak yazmayı öğren / Dolma kalem kullan / İyi bir defterde aranacak özellikler / Kitaplığındaki defterler / emel yazma becerilerini neden kazanamıyoruz? / Okuryazarlık bir bütündür

 
Etiketler: “Okuryazar, mısın, Uyurgezer, mi”
Yorumlar
Diğer Yazılar
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 22.05.2018
Bugün
18° - 31°
Çarşamba
18° - 31°
Perşembe
18° - 29°
K. Maraş

Güncelleme: 21.05.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı