Yazı Detayı
01 Ağustos 2015 - Cumartesi 10:51 Bu yazı 1173 kez okundu
 
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Ahmet Cevdet Paşa, İslâm medeniyetinin bedeviyetten hadariyete geçerek tekamül ettiğini söyler ve İbn-i Haldun’un medeniyet teorisinden hareketle medeniyeti toplumların devamlı değişerek geçti­ği bir merhale olarak târif eder.

 

Batı medeniyetinden alınan ilimleri ve bunların metodlarını “usûl-i cedide” ile almak gerektiğini savunur. Bu metoda karşı çıkanları, bütünüyle eski durumu savunanları “mutaassıp” ve “efkâr-ı atîka eshâbı” ifadesiyle tenkid eder: “Fikir üreteceksek asra uymalı ve asra mütehammil olmalı.”

 

Bu düşüncelerinden dolayıdır ki ilmî, siyasî ve idarî vazifeleri sırasında Batı medeniyetini taklit taraftarları ile her türlü değişikliğe karşı çıkan “mutaassıplarla” mücadele etmiştir. Muhafazakâr bir Osmanlıcı olmasına ve medeniyet görüşlerinin ağırlık merkezinde İslâmî fıkhının bulunmasına rağmen yüzeyden bakınca bazı görüşleriyle Tanzimat’ın ilerlemeci anlayışıyla benzerlik düşüncesi uyandırır.

 

PAŞA’YA GÖRE İSLÂM MEDENİYETİ TECEDDÜDLE CANLANIR

 

Ona göre medeniyetler yoktur, medeniyet vardır. Medeniyet hamlelerinin her sahasında teceddüd (yenilik) yapılabilir. Teceddüde, yâni yeniliğe tâbi tutulmasına inandığı Osmanlı Devleti’nin maddî cihetten Batı karşısında geri kaldığını, dolayısıyla İslâm medeniyetinin maddî tezahürlerinde de gerileme olduğunu, duraklamanın altında her sahada çağın icaplarını yerine getirememenin, ilim ve maarife gereken ehemmiyeti göstermemenin ve Batı dünyasını iyi tanımamanın yattığını söyler.

 

Bu kaygıyladır ki terakki (ilerleme) fikrini zamanın değişmesiyle anlamaya çalıştığı söylenebilir. Dolayısıyla İslâm medeniyetinin maddî tezahürlerinde geri kalmasını da bu sebeplerle açıklamaya çalışır.

 

Bugün bir hayli İslâm medeniyet tasavvurlarının teati edildiği vasatta Cevdet Paşa’nın medeniyet fikrini İslâmcı-eklektik olarak târif edenler var. Zamanında onun medeniyet görüşü hakkında en çarpıcı tesbiti âmâ üstad Cemil Meriç yapmıştı:

 

“Önce devlet kurulur, insanlar düşman korkusundan âzad olurlar. Sonra ‘ihtiyacat-ı beşeriyelerini tahsile’ ve ‘kemalât-ı insaniyelerini tekmile’ koyulur, yani medenileşirler. Demek ki, medeniyetin iki unsuru var: beşeri ihtiyaçların (bunlara maddi ihtiyaçlar da diyebiliriz) giderilmesi ve ahlak ve zeka bakımından olgunlaşma. İnsanlar bedeviyetten hadariyet ve medeniyete geçerler. Medeniyet ne bir ülkenin imtiyazıdır, ne bir kavmin. Paşa’ya göre, büyük medeniyetler ‘ulûm ve sanayi’leri, maarifleri ve bunca tecemmülat (eşya ve levâzım) ve tekellüfat (zahmetli işe katlanma, özenme)ve letaifleriyle (ruhun mânevî unsurları) beraber kıtaat-ı arzda (dünyanın her kıtasında) yer değiştirirler.(Umrandan Uygarlığa)

 

“ARÛS-U MEDENİYET” İN HÜVİYETİ KİME AİT?

 

Bu tesbitlerden çıkan şudur: Paşa, medeniyetin kaynağını doğrudan doğruya Medine’ye, yâni İslâm’ın oluşturduğu ilk hayat ve şehir tasavvuruna bağlamıyor. Önce ve sonra insanlık şu veya bu şekilde bedevilikten hadariliğe doğru farklı muhtevalarda da olsa tekamül etmiştir. Fakat hadariliğin İslâm’la daha kemâl noktasına ulaştığına inanır ve bu esaslarda kalarak tecditten yanadır.

 

Hülâsa edersek; Osmanlı Devleti’nin yaşaması ne yeniliklere karşı direnmeyle, ne de Batı’yı olduğu gibi taklitle mümkündür. Gaye, kendi ölçülerimiz zemininde Batı’dan alınacak yeni ilmi ve teknolojik imkânlarla canlanmaktır. Öyle ki medeniyeti  “arûs” a, yâni geline benzetmesi önce tuhafımıza gidiyor ama son tahlilde onun medeniyet anlayışının zemininde İslâm fıkıh ve geleneğinin yer aldığını unutmamak gerek. Yine âmâ üstadı dinleyelim:

 

“Medeniyeti geline benzetiyor paşa diyar diyar dolaşan bir geline. İlm-i tarihin haber verdiği asırlardan mukaddem Hindistan'da... mahrem-i halvetsaray-ı havas (Allah yolunda olanların derûnuna yerleşmek) oluyor: Arûs-u medeniyet. Oradan Bâbil'e ve Mısır'a geçiyor. Sonra Yunanistan'a uğruyor nâzenin. Keşf-i nikab ve selb-i icab ü hicab ile (zorla, rızası olmadan) açılıp saçılarak herkese gösteriyor kendini, çarşıda-pazarda dolaşıyor. Yunanistan yıkıldıktan sonra İskenderiye'ye otağ kuruyor. Ama eskiden âlüfte (alışmış) olduğu Kıbt kavmine yüz vermiyor bu defa. Tedarik etmiş olduğu nev-âşinâyân-ı (yeni tanıdık) Yunan ile bir müddet, diyar-ı Mısır’da tertib-i bezm-i kermakerem-i (ululukla lütuf etmek) ülfet ettikten sonra, hıtt-i Irak’da (Irak memleketinde) boy gösteriyor. Ve bir müddet elbise-i hadray-ı İslâmiye (İslâm’ın yeşil elbisesi) ile aktâr-ı Şarkiye’de (Şark’ın değerlerinde) dolaşarak Mısır ve Garb yoluyla yine Avrupa kıt’asına çekilip orada payend-i istikrar dest-küşa-yı intişar (karar kılıp, el açarak yayılmıştır) olmuştur. Bundan sonra hangi tarafa gideceği ve ne renklere gireceği ve nasıl câmeler (elbiseler) giyeceği Allah'a malum.” (Umrandan Uygarlığa)

 

Hangi şart ve mânada böyle bir medeniyet târifi yaptığını anlamakta zorlandığımız Cevdet Paşa’yı bu görüşleriyle “mazur” gören günümüz medeniyet mütehassıslarının tenkidleri ayrı bir mevzu... Arûs-u medeniyetin hüviyeti var mı, sahibi kim?

 

Yukarıdaki görüşlerinde eklektik ve ilerici unsurlar var. Fakat onun “devlet” , “siyaset” ve “adalet” mevzularındaki kavramlarına dikkat edildiğinde medeniyet anlayışının zemininde Batı’nın seküler ilerlemeci anlayışına sahip olduğu söylenemez. İslâmî esasları ve geleneği bütünüyle terk edelim düşüncesi yoktur. Zamanın ihtiyaçlarına göre yapılması gerekli olanları sıkı bir tecdide tâbi tuttuktan sonra İslâm medeniyet hamlesine dahil edilmesini ister.

 

Ona göre İslâm medeniyetinin yükseldiği muhteşem asırlarda Batılı toplumlar vahşet içinde yaşıyorlardı. Haçlı seferleri ve normal münasebetlerle İslâm medeniyetini tanıyıp, ilim ve maarifi alarak geliştirdiler. Devlet-i Âliye’nin geri kalmaya başladığı asırlardan itiba­ren bu sahada güçlerini artırdılar.

 

CEVDET PAŞA: “ISLAHATÇILARIN MEDENİYET ANLAYIŞI YANLIŞTIR”

 

Savaşlardaki mağlubiyetler, iktisadî hayatın bozulması Islahat hareketlerinin yapılmasını zaruri kıldı. Fakat Islahat Hare­ketleri’nde çok yanlışlar yapıldı. Islahatçıları tenkid ettiği düşüncelerinden birkaç satırı Tezâkir (1-12) cilt: 1’den okuyalım:

 

“Ol asırda Devlet-i Aliyye'ce bir yeni medeniyet yoluna gidilmek ve asâkir-i mualleme (tâlim görmüş askerler) tertib edilmek elkarı zuhur (ihtiyacı ortaya çıkmak) etmiş idi. Lakin işin başından başlanmayıp kuyruğundan tutulmuş ve binanın temeline bakılmayıp saktın nakşına özenilmiş yani Frengistan'da münteşir olan fünûn ve sanâyiin neşr ve tervicine himmet olunmak (kıymetini artırmak) lâzım gelür iken enhâr-ı medeniyyetin (medeniyet ırmaklarının) getürdüğü hass ve hâşâk-ı israf (israf çöplüğünü teşvik etmek) ve sefâhete aldanılmış idi. Ol vakit ise İstanbul halkı pek mütesallib (dinine bağlı kimse) ve mütaassıb oldu­ğundan tabaka-i ulyâda (yüksek sınıflarda) bulunan me'mûrînin (memurların) bu reftârmdan (gidişinden) nefret ederek her dürlü muhdesâttan (şeriata dayanmayan yeni oluşturulan şeyler) ürkmeğe ve tarz-ı cedîd üzere yapılan ebniyeyi (binaları) bile kerih (fena) görmeğe başlamışlar idi.”

 

TAKLİTÇİ DEĞİL, YENİLİKÇİ İSLÂM MEDENİYETİ TARAFTARI

 

Görüldüğü üzere, Tanzimatçıların anladığı mânada taklitçi bir teceddüd yanlısı değil. Fikirlerinin zemini İslâm’ın esaslarıyla kaim. Bu sebeptendir ki Mustafa Reşit Paşa’nın yolunu takip eden Avrupacı yenilikçi bürokrasiyle Islahat mevzuunda anlaşamamıştır.

 

Ona göre Islahatçılar problemleri çözmeye çalışmak yerine sathî tedbirlere başvurdular. Batı’nın asıl üstün olduğu sahalardaki ilimlere önem vererek fen ve fünunu geliştirmek ve Devlet-i Âliye ile Batı arasındaki mesafeyi kapatmak gibi problemlere hiç yaklaşmadılar. Koyu bir taklitçiliğe saplanıldı.

 

Bir başka medeniyetle irtibat kurarken ve o medeniyetten bazı şeyleri alırken terkedilmeyecek olan temel unsurlarımız vardır. İtikat,  ahlâk, gelenek gibi unsurların asla değiştirilemeyeceğini söyler. Başka milletlerin âdetlerini sahiplenmek yanlıştır. En önemlisi de devletin esaslarında ve siyasetinde tecdit edilmiş fıkıhın değiştirilmesine taraftar değildir.

 

MEDENİYET TASAVVURUNDA ZEMİNİ İSLÂM’DIR

 

Bugün âcil ihtiyacımız olan İslâm medeniyet tasavvuru tâlimi için Cevdet Paşa’dan temin edebileceğimiz düşüncelerin hülâsası şöyle:

Başka bir medeniyetle alışveriş yaparken, kendi medeniyetimizin hukuk, yâni fıkıh sistemi muhakkak ki korunmalı. Farklı ihtiyaç ve şartların neticesinde ortaya çıkan hukuk sistemi, başka bir medeniyetin insanlarına tatbik etmeye çalışmak, o milleti ve medeniyeti mahvetmek demektir.

 

Batı’dan alınacak olan yenilikler İslâm medeniyetinin temeli olan İslâm Şeriatına uygun olmalı. Başka bir medeniyetin mensupları için iyi olan, İslâm medeniyetinin mensupları için zararlı olabilir. İslâm medeniyeti devlet, din, gele­nek, ilim ve hukuk gibi esaslarıyla Batı medeniyetinden farklıdır.                                                                                        

 

Hâsıl-ı kelâm; medeniyetin, başka ülkeleri işgal edip sömürerek gelir kaynaklarına el koyanların, bomba yağdıranların, kadın-çocuk ayırmadan toplu katliamlar yapanların ruhsuz fen ve teknolojisi olmadığına inanan biz şimdi Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet münevveranından daha şuurlu olmak durumunda değil miyiz?

-------------------------------------------------

 

MEDENİYET DERGİSİ “TERKİP VE İNŞA” 5. SAYIYAY ULAŞTI
                                                                                                                               
Fikir Teknesi Yayınları’nın kurucusu Haki Demir’in koordinatörlüğünde çıkan ve her sayısı medeniyet dosyası olan olan “Terkip ve İnşa” dergisinin Ağustos 2015 / 5.sayısının mündericatı şöyle:

 

Adnan Köksöken / Takdim

Haki Demir / İlimlerin Tasnifi

Atilla Fikri Ergun / İlimlerin Tasnifi ve Gazalî’nin İki Yönlü Yaklaşımı

Metin Acıpayam / Kadim Müktesebatımızda İlimlerin Tasnifi

İbrahim Sancak / Bilgiye Mühür Vurmak, “İlimlerin Tasnifi”

Ahmet Doğan İlbey / Ahmet Cevdet Paşa’nın Fıkıh Üstü Medeniyet-i Cedide’si

Nurettin Saraylı / Dünya Bilgi Müktesebatını İhata Edecek Tasnif

Ebubekir Sıddık Karataş / Tasnif Yoksa Terkip Mümkün müdür?

Faruk Adil / Ana Tasnif, İlim Mecraları

Selahattin Adanalı / Epistemolojik İşgalden Kurtulmanın Yolu

Çağatay Haznedaroğlu / Matematik: Epistemolojik İşgalin Uç Beyi

Ali Nesin ile Mülakat -Metin Acıpayam-

Ahmet Selçuki / Tasnif Yoksa “İtimat Mercii” Yoktur

Abdullah Tatlı / Kur’an İlimleri Mecrası

Ahmet Kamil Tuncer / Tevhid İlimleri Mecrası

Alihan Haydar / Beşeri İlimler Mecrası

Ramazan Kartal / Müspet İlimler Mecrası

A. Bülent Civan / İlimlerin Tasnifi ve Terkip Üzerine Düşünceler

Mustafa Karaşahin / Müktesebatın Tedvini İçin Tasnif Şarttır

Rıfat Boynubükük -Kitap tanıtımı- “Zaman, Mekan, Varoluş”

İrtibat için

Telefon: 0507 465 58 88

metinacıpayam@hotmail.com  / osmangazneli@gmail.com

 
Etiketler: Ahmet, Cevdet, Paşa’nın, fıkıh, üstü, Medeniyeti, Cedide’si
Yorumlar
Diğer Yazılar
“Dil Edebi”
“Turnalar Ali’mi görmediniz mi?”
Ana ile oğulun dostluğu
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Modern inkırazlar geliyor…
İnkıraz bir kez gelmeye görsün…
Sağcılık Kur’an-ı Kerim’e göredir.
Oy kullanmadan önce türkü dinleyin
Chp’nin iflâh olmayacağına dair
Açlığa medhiye
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Doğu’nun oğulları
Batı’nın oğulları üretme merkezi
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Sıcak
Güncelleme: 20.09.2018
Bugün
23° - 36°
Cuma
22° - 34°
Cumartesi
21° - 34°
K. Maraş

Güncelleme: 20.09.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı