Yazı Detayı
03 Temmuz 2015 - Cuma 08:01 Bu yazı 1225 kez okundu
 
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Türk devletlerinde “alp” olanlar İslâm’la birlikte tasavvuf terbiyesi ve tarikat ehli olunca “alperen” unvanına, yâni İslâm devletinin varlık sebebini ve gayesini tebliğ etme mesuliyetine terfi ettiler. İslâmlaşınca başlayan bu irtifa sebebiyle din-i İslâm uğrunda savaşanlara alperen denir.

 

Müslümanla Türk’ün aynı mânaya gelmesinin en cerbezeli, en mühim tipi olan alperen, İslâmlaşan Türklüğün sadrından doğmuştur ki vazifesi İslâm devletinin yürürlüğe girmesi için siyasî ve fikrî her türlü faaliyette bulunmaktır.

 

“Alp”, eski Türklerde bahadır, yiğit sıfatlarını ifade eder. “Eren”,  tasavvuf ve tarikat terbiyesi almış insan-ı kâmil ve derviş vasfını haizdir. Allah’a doğru fethini tamamlayan ve “alp” lik vasfıyla “eren” liği şahsında bütünleştirip İslâm’ı tebliğ etmek vazifesini hak eden kişi alperenlik mertebesine çıkmış olur.

 

ALP DEĞİL, ALPEREN OLMAK

 

Alp’lik; cesaret, şecaat, kuvvet sahibi olmaktır. Alperenlik, İslâm üzere hikmet adâlet, gâzavat bilgisiyle tasavvufî terbiyeyi şahsında terkipleştirmek demektir. Öyle ki hem dünyevî, hem uhrevî yönü olan insandır.                                                                       

Batı’ya doğru fütuhata çıktığında “Bu seferler kuru gavga için olmayıp İlâ-yı Kelimetullah içindir” diyerek and içenler târihte “Kolonizatör Türk Dervişleri” diye yâd edilen alperenlerdir.

 

Dervişlik ve savaşçılık birbirine zıt gibi düşünülebilir. Savaşçı “alp” tipinin Müslümanlıktaki karşılığı “gâzi” dir. Bu vasfıyla dervişliği terkip eden kişi “gâzi-derviş” veya alperen sıfatını almıştır.

 

İslâm’daki mücahit mânasında ifade ettiğimiz savaşçılıkla dervişliği terkip etmiş olan alperenlikte cihat ve mücâhede iç içedir. Düşmanla yapılan fiili savaş mânasına gelen cihatla, nefisle savaş demek olan mücâhede yan yanadır.

 

İslâm’dan beslenen cesaret, sevgi ve merhametle ümmete ve millete hizmet dâvasında din, yâni şeriat üzere yol tuttukları içindir ki alperen kafilesinin başında mânevî olarak daima Hz. Peygamber Efendimiz s.a.v. ve dört Halife bulunur.  

 

HAZIRLIĞI OLMAYANIN ALPERENLİK İDDİASI BU KUTLU UNVANI ZEDELER.                                                                                                                                 

 

Alperen; Allah’a, dinine ve şeriatına inanan mücahittir. Bu ulvî vazifeden dolayıdır ki kavmiyetçi olamaz, olursa alperen olmaz. Zaferle değil, seferle mükellef kılındığını, takdirin Allah’a ait olduğunu idrâk eder. Bu sebeptendir ki, “alperenim” demenin mesuliyeti ağırdır. Bu vasıfları taşımaya ve muhtevasına mutabık fikrî ve siyasî hazırlığı olmayanın alperenlik iddiası bu kutlu unvanı zedeler.     

 

ÎLÂ’YI KELİMETULLAH’I VE İSLÂM AHKÂMINI YAYANA ALPEREN DENİR                                                                                                                                     

 

Fetih için, yâni üzeri karanlıkla kapalı ülke ve toplumların üstündeki karanlık örtüyü kaldırmak için gittiği her yerde Îlâ’yı Kelimetullah’ı yayan, İslâm’ın ahkâmını tebliğ eden, Kur’an’ın ve Sünnet’in yayılmasına çalışan, kalbiyle dili, imanıyla ameli, dervişliğiyle mücahitliği bir olan kişidir. Çağının her meselesine İslâm’ın buyruklarıyla çâre arayan ve müdahil olandır.

 

Alperenlik hüviyetinin hocası Pir-i Türkistan Ahmed Yesevi Hazretleridir ki, o ulu kişinin Anadolu’dan Balkanlara kadar gönderdiği alperenlerden istediği vazife: “Gittiğiniz yeri İslâmlaştırmak, İslâm’ın ahkâm ve varlığını tebliğ ve tesis etmek…”

 

Sultan Fatih, hocası Akşemseddin Hazretleri’nin önünde diz çöküp, Hakk divanına durmayı sarayında oturmaya yeğ tuttuğu, fetih sabahı binlerce askerine ve komutanına imam olup, zafer namazı kıldırdığı içindir ki devletlü alperenlerdendir. Yavuz Sultan Selim, kendisini Harameyn’in hâkimi ilân etmek isteyenlere, “Hayır, Harameyn’in hâdimiyim” diyerek alperen olduğunu beyan etmiştir.                                                                                                                           

 

Türkiye’de devletin yapısını İslâmî ahkâmla değiştirmek gayesiyle alperenliği siyasî ve fikrî mânada temsil eden bir hareket henüz çıkmadı. Alperenlik iddiasında bulunan siyasî ve fikrî hareketlerin muhtevasında laikliğe, sekülerliğe, modernliğe, ulus milliyetçiliğine, Atatürkçülüğe ve 1923 Cumhuriyetine dair zerre kadar çağrışım, vurgu, işaret, fikir ve kavram yakınlığı bulunmamalı.

 

ALPERENLİK, 1923’DE KURULAN SİSTEME LÂ DEMEK VE TÜRKİYE İSLÂM CUMHURİYETİ DÂVASINI ÜSTLENMEKTİR     

 

Bugün alperenliğin en temel vazifesi doksan yıllık lâ-dînî sisteme kökten hayır demek ve evvel emirde Türkiye İslâm Cumhuriyetinin ikamesinin tebliğcisi olmaktır. Vazifesi, İslâm’ın tâyin ettiği devlet ve millet düzeni için kendi ülkesinden başlayarak çalışmak olduğuna göre, “alperenim” diyen biri Türkiye İslâm Cumhuriyetinin esasları için her türlü fikrî ve siyasî meseleleri üstlendiğini ilân etmiş sayılır.

 

ALPEREN ŞERİATÇIDIR VE İSLÂM DEVLETİ FİKRİNİN TEBLİĞCİSİDİR

 

Alperenin Türkiye’de baş vazifesi meşruiyetin ve hâkimiyetin İslâm olduğu sistemin tesisi ve bin yıldır devletin kurucusu olan Türklerin yönetme hakkını şeriat üzere sürdürmesi için çalışmak ve fikirde olsun, siyasette olsun gayesi daima “dîn ü devlet, mülk ü millet” anlayışı içinde mücadele etmektir. 

 

Sözün özü; kim alperenim diyorsa şeriatçıdır ve İslâm devleti dâvasının tebliğcisidir. Üzerine düşen mükellefiyeti, yâni İlâ’yı Kelimetullah’ı yayma vazifesini yerine getirmeye inanarak tâlim ettiği unvanı gereğince mecbur ve yükümlü olandır.

----------------------------------------------------

 

KİRAZ BAHÇESİNDEKİ İFTARIN MÂNEVÎYATINDAN NASİPLENEMEYEN DOSTLAR …

 

Ey azizan!

Mübarek oruç ayında kiraz bahçesinde iftara gittiğim için fakiri zinhar yadırgamayın. Bilirsiniz ki şatafatlı iftar sofralarından hazzetmediğim ayrı bir mevzu. İslâm’ın emri ve Peygamberimiz s.a.v.’ın Sünneti olduğu için lüks ve modern mekânlarda orucun mânasına aykırı sözde iftarlara ideolojik karşıyım. 

 

İlker Ciğerlioğlu beyin gönül dostları için dâvet ettiği kiraz bahçesindeki iftarda orucun ruhuna uygun bir atmosferde hasbıhal, tasavvuftan ilham alınan nükteler ve gönül muhabbeti vardı. Ali Hocam, Muzaffer Hocam, tahkiki fikir ustası İsmail Göktürk gibi nice gönül dostları vardı.  Her şey sade idi. Modernizm ve şatafat yoktu. Münzevî ve sükût içinde olan bir mekânda iftarı beklemenin mânevîyatını hissettik. Hocamgilin olduğu bir yerde fazlasına gerek yok.

 

Amma ki bir mesele var; bu fikirli iftar sohbetine özellikle bizi teşvik eden Savaş hocam bir mazeret çıkarak icabet etmedi. Çok üzüldük. Muzaffer hocam, onun hakkında tasavvufî cihetten ağır şekilde aleyhinde konuştu. Gelmediği gibi, telefon açıp, Lâle Devri üslûbunca iftar ettiğimizi... söylemiş. Tabii, fakir büyüklerin arasına giremez.

 

Gönül dostlarımızdan Hasan Ejderha ve Mehmet Yaşar’ın da mazeret uydurup (bu söz fakire ait değil) gelmeyişlerine üzüldük. Ne diyelim, dostların iftarına icabet etmemenin ne büyük bir mânevî kayıp olduğunu oturup kara kara düşünsünler…

--------------------------------------------------

“BİR GARİP MEKTUP”

 

Ey azizan!

Müslümanlara bahşedilmiş dünya hayatının en ulvî vakitleri hangisidir diye sorulsa; Ramazan, yâni oruç ayıdır derim. İnsanın en ulvî, en hüzünlü ve en garip hâli bu mübarek günlerde yüreğini sarar, kendine gelir, aslına döner insan. Bu hâl üzere dostlarından ayrı düşmüş, iç ve dış gurbeti yaşarken, gönül dostum Hacı Ahmet Eralp’den “Bir Garip Mektup” geldi ki gönlüm bir nebzecik olsun sürur buldu. Dost gurbeti çekenler ve dostun hasretine dayanamayıp yayan yapıldak cezbe hâlinde dostun kapısına varanlar, fakat o dostun, kapısına kilit vurup uyuduğunu öğrenince yüreği burkulanlar okusun bu mektubu:

 

“Öğrendiklerimizin başında çay,  fedâkarlık, muhabbet, dostluk, yoldaşlık ve yola bağlılık gelir... Tüm bu hayat bağlarımız ve bunlara olan inancım ile, bu yakıp kavuran yaz sıcağında tutulan oruca aldırmadan, gönlümün; yeter bu hasret koş ve bir Emmi siması ile kendine gel nidasına  tüm enerjimi vererek saat 12.00-13.00’teki öğle arasına sıkıştırmaya çalışarak hızla 7. Noterden Avşar Kampüsüne doğru koşmaya başladım.

 

Lakin üniversite Kütüphanesi'ne vardığımda Kıymetli Abi'miz emektar çaycımız Mehmet abi beni hızla giderken durdu ve; sen ne yapıyorsun Hasan beyin kesin talimatı var, 'Ben kapıyı içerden kilitleyeceğim ve her ne olursa olsun 13.00’a kadar kapıyı açmaya veya açtırmaya çalışma' dedi. Bir Ramazan günü, bir devlet dairesinde içerden kilitlenen bir kapı neyi ifade eder Ahmet abi???? Kapıyı kilitleyen o ellerin sahibi düşünmez mi belki de bir saniyeliğine göz göze bakışmak isteyen bir dost olursa diye...

 

Fotoğraflar şahittir ki, 22 Haziran Pazartesi günü saat: 12.14 iken henüz imza yetkisi olmayan bu garip katip, Avşar Kampüsü Kütüphanesi'nde kapısında Hasan Ejderha yazan odanın önünde boynu bükük kalmıştır.

 

Çaycımız Mehmet abi şahittir ki bu boynu büküklük bizzat Emmimizin talimatı vesilesiyle olmuştur, yine fotoğrafta görünen kütüphane giriş kapısının sağ yanındaki köşe ve bir köy okulunda üç köylü çocuğunun sıkışarak yan yana oturamamaktan bile zevk aldığı ama bizim tütünümüzü içerken Emmimizle baş başa diz dize oturduğumuz şu küçük okul sırası şahittir ki ne dumanı üstünde ince belli zarif yoldaş eşliğinde birbiri ardına gelecek çay için ne de dumanı ciğerimizden değil de bin yıllık türkülerimizden derlenip de gelen cigaralar için değil, sadece saniyenin onda biri kadarcık bir zaman dilimine sığacak bir dost bakışması ve dahi bir Emmi nazarı için vardığım bu kapıda öylece kalakaldım… Bu belki bir şikayet, belki bir halleşme, belki de yalnızca bir garip mektuptur…”

--------------------------------------------------------------------------

ADI GÜZEL, KENDİ GÜZEL BİR DERGİ: VAKT-İ SÜKÛT

 

“Yoldaki Kalemler” dergisinin sahibi şair ve hikâyeci Hasan Ejderha’dan ilham alan genç şair ve yazarların Hatay’da çıkardığı adı güzel, kendi güzel kültür edebiyat sanat dergisi “Vakt-i Sükût” Haziran-Temmuz 2015, 3. sayısıyla içtimaya çıktı. Dergi başlığının üzerinde sabit duran anlamlı sözü bu kez duyurmak isterim: “Sükût Et! Kopsun Kıyamet!”

 

Bu sayıda kıdemli şairlerden Yavuz Bülent Bakiler ile Söyleşi var. Derginin bu sayıdaki baş sözü de çarpıcı olmuş: “Kartalları ürküten kanat sesleri ile selâmlıyoruz şiir yurdunu”

 

Bu sayının şair ve yazarları şöyle: Muhammet İbrahim Balcı: Uyanıyoruz,  Ahmet Mentes: Bulutlara İyi Bakın, Hasan Konç: Işığa Aç Yüreğini, Hasan Ulaş: Münzevi, Memduh Atalay : Suskun İkindini Sevdim Bir, Hasan Ejderha : Esmer Öğretmen, Kübra Kaplan: Bilmiyorum, Ejder Turan: Aydınlığa Düşmanlık, Talat Özer: Semaver, Ahmet Aktaş: Cennet Kapısı, Nedim Yılmaz: Tek Başına Dört Mevsim, Bestami Yazgan: Gönül Şafağı, Ali Parlak: Hayalet, Adem Tokaç: Şeb-i Arus, Olsun Bu Gecem, Mehmet Yıkılmaz : Düşünmeyi Eşsizleştirmek, Kadir Soydan: Ey Berraklık, Erdem Bağırmaz: İnci'ye Açık Mektup, Ahmet Yıldırım: Yürek ve Zihin, Hasan Başdemir: Bir Ölünün Şiiri, Feruz Arslan: Belki, Gazi Balcı: Önce ve Sonra, Ali Güdek: Memlûk , Mustafa Kul: Arkadaki Yüz, Kadir Erdoğan: O Yâr, Ahmet Doğan Can: Ben Neler Gördüm, Abdulkadir Şahin: Kitap Kütüphane Tefekkür Medeniyet İlişkisi, Kübra Bozan: İmkansızdan Tohumlar, Güven Fatsa: Vehim, Ramazan Akyel: Kurt Çölde Yaşar mı?, Muhammet Hamdullah Doğan: Mizgince, Onur Çakmak: Aşk Başkaldırmaktır, Berrin Müzeyyen Alpay: Gülbangı Fetih, Büşra Sarcan: Ölüm Dansı, Nermin Karakurt: Diriliş, Faruk Ceren- Gün Sazak Göktürk: Şair Atışması-4, Ülkü Güven: Sazende, Mustafa Mete Yeşiloğlu: Feylesof Şair ve Aşık, Kırgız Gölü: Alıkul Osmonov ( Çeviri: İbrahim Türkhan)


Arka kapakta, Yavuz Bülent Bakiler’in “Sen Sen Sen” şiiri ile iç kapakta “Her Çocuk Ölümünde Cennetten Müjde Var” başlığıyla verilmiş, Mehmet Sabit Özmüş imzalı “Evladın Ardından” şiiri yer almaktadır. Dergi, “Kültür Sanat Köşesi” ve Kitap Tanıtım Köşesi” ne de yer ayırmış.

 

 
Etiketler: Alperen, İslâm, devleti, dâvasının, mükellefiyetini, taşıyana, denir
Yorumlar
Diğer Yazılar
Modern inkırazlar geliyor…
İnkıraz bir kez gelmeye görsün…
Sağcılık Kur’an-ı Kerim’e göredir.
Oy kullanmadan önce türkü dinleyin
Chp’nin iflâh olmayacağına dair
Açlığa medhiye
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Doğu’nun oğulları
Batı’nın oğulları üretme merkezi
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Sıcak
Güncelleme: 20.08.2018
Bugün
24° - 37°
Salı
24° - 37°
Çarşamba
24° - 37°
K. Maraş

Güncelleme: 19.08.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı