Yazı Detayı
21 Şubat 2015 - Cumartesi 13:12 Bu yazı 901 kez okundu
 
BİRİNCİ KAYNANA-GELİN SAVAŞI
Mesut Bilal BUĞDAY
mesutbilalbugday@hotmail.com
 
 

Uzun zamandır “aile ve çocuk eğitimi” üzerine radyo programı yapıyorum. Zaman zaman dinleyenlerden gelen sorulara cevap bulmaya çalışıyorum. 

Programa gelen soruların büyük çoğunluğunda, kişilerin bakış açılarının ön yargılı olduğu görülüyor. Hayatımızın her daim güllük gülüstanlık olmasını bekliyoruz. Ama hayat her daim bize isteklerimizi sunmaz.

 

 Programa gelen sorulardan birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum:

 

 “Mesut Bey, ben üç yıllık kayınvalideyim. Gelinimle üç yıldır birlikte oturuyoruz. Gelinime özverili anlayışlı davranıyorum ama, gelinimle hiç anlaşamıyoruz. Geçenlerde kızımı da evlendirdim. Onunda kayınvalidesi ile sorunları var. Benim kızım çok anlayışlı ve saygılı biri olmasına rağmen, kaynanası cadı çıktı.”

 

 

Gelinine karşı ağır ifadeler kullanan kayınvalide, kızını evlendirip, kızını kayınvalide eline verince, en ufak meselede kızını haklı bulurken, kızının kayınvalidesini haksız buluyor. Hatta hakaretler ediyor. Oysa iki kayınvalidenin de problemi aynı. Ancak probleme bakış açıları yanlış.

 

  Bu çatışmanın en büyük nedeni “iletişim ve empati eksikliğidir.” Eğer kayınvalide gelinine, kızı hissiyatı ile yaklaşmış olsa, gelin kızda, kayınvalideyi ikinci anne kabul etse, ortada problem kalmayacak. Ortaya çıkan problemlerde anne-kız ilişkisi içerisinde çok çabuk çözülecek.

 

Aslında ortaya çıkan durumların büyük çoğunluğunda problem yok, problem çıkarma var.

 

 Belki bazı kardeşlerimiz “Bu problemlerin tümünün temelinde iletişim eksikliğimi var?” Diye düşünebilir. Hayır tümünde iletişim eksikliği var diyemeyiz. Çünkü kişinin kendisi problemli bir kişi olursa, ortada iletişim ve iletişime geçme diye bir şey olmaz.

 

 zaten bu kişiler, iletişimden bihaber. Dolayısı ile çözümün bir parçası değil.

 

 Kayınvalide, gelinine dışarıdan gelip, oğlunun aklını çalan biri olarak bakarsa…

 Gelinde kayınvalidesine Hitler gözü ile bakıp, kayınvalideye savaş açarsa…

Bir türlü bu savaş bitmez ve her defasında iki tarafta üzülür. 

 

Lütfen bakış açınızı düzeltin, hayata ve eşinize güzel taraftan bakın. Bakış açısının yanlışlığını, yaşanmış bir vaka ile anlamaya çalışalım!

 

İki eski komşu çarşıda karşılaşmış ve aralarında şu konuşma geçmiş:

 

-          Elif Abla, uzun zamandır görüşemedik nasılsın?

-          Hamdolsun iyiyim, Mihriban sen nasılsın?

-          Bende iyiyim abla

-          Elif Abla, Oğlunu evlendirmişsin, haberimiz olmadı; Gelinin nasıl biri?

-          Evlendirdik, evlendirmez olaydık. Böyle gelin ocaklardan uzak ola!

-          Hayırdır abla

-          Akşam yatmayı, sabah kalkmayı bilmiyor. Oğlumu evden aç gönderiyor!

-          Hım! Abla kızınıda evlendirmişsin damadın nasıl?

-          Amanın bir damadım var, bir damadım var; kızımın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmaz. Zahmetli işleri kızıma yaptırmaz. Hatta damat sabahları erken kalktığından kızımın yemeğini hazırlar. Kızımın yemeğini yatağına götürür.

 

Aslında birçok ailede bu vakanın bir benzeri yaşanmaktadır.

 

İşte nefis böyle bir şey ki! kızı tembel olunca damadının hamaratlığından bahseder. Gelinine oğlu hizmet edince gelin tembel, beceriksiz ve saygısız der.

 

Elbette burda anne, kızına ve gelinine eşit yaklaşacak. Hatta gelinini biraz daha önde tutacak. Çünkü gelin öz kızı olmadığı için dışlanmış hissi yaşamasın. Oysa kızı zaten kendinin olduğu için, bugün küser yarın barışır.

 

 

 Bir başka dinleyicimiz göndermiş olduğu elektronik postada eşinden dert yanmış:

 

“Efendim ben eşime gerekli ilgiyi gösteriyorum. Ben her daim ona sevdiğimi söylüyorum. Ancak o hiç söylemiyor. Gerekli ilgi ve alakayı göstermiyor. 9 senelik evliliğimizde kırıcı bir davranışta bulunmamasına rağmen, zaman zaman beni sevmediği düşüncesine kapılıyorum. Acaba düşüncem yanlışmı?

 

 Bir şeyleri düşünürken kendi egomuza, kendi nefsimize göre düşünüyoruz. Karşıdaki insanları değerlendirirken kendi şablonumuza, kendi ölçülerimize göre değerlendiriyoruz. Oysa herkesin farklı karakteri, farklı kültürü, farklı düşünceleri vardır. Kişilerin söylemlerinden ziyade, kastettiklerine ve niyetlerine bakın.

 

 Problemi yaşayan kardeşimize, şu soruyu sormak isterim:

 

“ Size her gün canım cicim diyen, ancak sözcükler sadece dilinde kalan, dilinden gönlüne inmeyen bir koca mı istersiniz? Yoksa dili lal olmuş ancak sevgisini gönlünde damıtan bir eş mi istersiniz?”

 Keşke iki güzellik bir olsa, ancak her daim böyle olmuyor maalesef!

 

  

Özellikle, beyler ince ve nazik hareket ettiklerinde, suistimale uğrayacağı, nezaketin ve letafetin otoritesini sarsacağını düşünürler. Kısmen bu düşünce doğrudur. Ancak Allah Resulü suistimale uğrarım dememiş, nezaketini ve letafetini her daim korumuş. Eşine “Billur” diye hitapta bulunmuş.

 

Ancak eşiniz nazik değil diye, bu durum kocanızın kötü olduğu anlamına gelmez. Bazen yetişme tarzı, çevre baskısı eşinizin böyle davranmasına sebep olabilir.

 

       MESUT BİLAL BUĞDAY

 PSİKO-SOSYAL YAŞAM UZMANI

 
Etiketler: BİRİNCİ, KAYNANAGELİN, SAVAŞI
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Sıcak
Güncelleme: 14.08.2018
Bugün
23° - 36°
Çarşamba
24° - 37°
Perşembe
23° - 37°
K. Maraş

Güncelleme: 13.08.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı