Yazı Detayı
18 Nisan 2016 - Pazartesi 08:13 Bu yazı 575 kez okundu
 
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

(İçimde cevelan eden âciz kelimelerle kutlu doğumu kaleme almak cüretimi, Efendimiz s.a. v.’ın iltifatına nail olan “Kasîde-i Bürde” nin şairi Ka’b bin Züheyr, “Su Kasidesi”nin şairi Fuzûlî, “Mevlid”in şairi Süleyman Çelebi, “Müseddes-i Mütekerrir”in şairi Şeyh Gâlib üstadlar bağışlasınlar)

-----------------

Bir kutlu sancı dolaşır Âmine Hatun’un evinde. Âmine Hatun alıp sancılarını saçar bir göğe, bir toprağa. Rüyasına yatar da bekler muştucusunu. Bir doğumun müjdesiyle uyanır nurlu bir şafakta. Dilinde dualar mukaddes bir ateş gibi yürür damarlarına. Anlamıştı yüreğinde kutlu bir sancının vurduğunu. Hissetmişti mübarek bedeninde nurun bir topak gibi durduğunu.

 

Allah Teâlâ, Cebrâil Aleyhisselâm’a dünyayı gül kokularıyla doldurmasını buyurdular. Gagasında hurma dallarıyla pencereye konarken beyaz kuşlar, Cebrail Aleyhisselâm nurdan sevinciyle girer kutlu eve, Âmine Hatun’un açık ellerine bir demet gül bırakıp gider. Amine Hatun’dan gül kokulu bir çocuk doğar.


Merhum Abdullah oğlu, Abdülmuttalib torunu, Cümle Âlemin Efendisi dünyayı teşrif ettiler. Selâm Güllerin Efendisine, selâm Kâbe’ye, selâm Hira Dağı’na, selâm Efendimizin doğduğunu Hakk’a müjdeleyen Cebrail Aleyhisselâm’a. Ne mutlu yeryüzündeki cümle yaratılanlara. Ne mutlu hayvanata, nebatata, toprağa. Veyl zâlimlere, putperestlere.

 

“Vahdetin Gül”ü doğduğunda nurunun şavkı vurdu dünyaya. Muhammed Mustafa o gün “Gül” oldu, gül bir çiçek adı olmaktan o gün çıktı. O gün herkes Gül’ü sevdiğini söyledi. Gül’ün yaydığı koku ile ruhlar temizlendi. Bütün kuşlar o gün Gül hecesiyle öttüler, şiirler ve nağmeler Gül kelimesiyle çınladı göklerde. Gül çağına girilmişti. Her amel ve niyet Gül hatırına, Gül içindir diyerek yapılır oldu. İnananların yüzünde Güller açılmaya başladı. Bundandır ki o gündür bugündür Allah dostları Gül alıp satmaya başladılar.
                                   

Rüzgârların hışıltısıyla o gün serindi Mekke’nin semâları, sokakları. Gaibten bir yel esti Mekke’nin kuytularına, enva enva kuşlar göğe çekildi. Kuşlardı esen yelin ulvî nağmesiyle muştulanan. Muhammed Mustafa’nın gelişine kuşlar sevindi ve havalandılar Âmine’nin evine doğru. Âlemlerin Efendisi doğdu diye Kurtlar Mekke’nin kapısına geldi ceylanlarla yan yana. Mekke’nin sêmasında nurdan bulutlar buluştular kutlu müjde için. Birer tutam akça bulut, birer tutam yıldız gönderdiler muştulu Âmine Hatun’un evine.

              

Şifâ Hatun duyurdu kutlu doğumu: Ey Abdülmuttalib, veriyorum işte müjdemi! Âmine Hatun’un bir oğlu oldu. Doğduğunda evin içi nurla doldu. Doğan çocuğu melekler yıkadı. İki omuzu arasına risâlet mührü basıldı.

              

Bunu duyan Abdülmuttalib eve yürüdü. Âmine Hatun rüyasını anlattı: Semâdan gelen nurlu kişiler “Muhammed adı verilsin doğan çocuğa” dediler. Abdülmuttalib kucağına aldı, doğuştan sünnetli, doğuştan göbeği kesilmiş nur topu tutuyordu kucağında. Baktı “maşallah” dedi, gözü kamaştı.

 

Sevinci yerden göğe, gökten yere dolaştı geldi Mekke’nin üzerinde toplandı. Kâbe’ye gitti Allah’a şükretti. “Ey Mekkeliler! Bir torunum oldu sevinin. Adını Muhammed koydu melekler. Göktekiler ve yerdekiler onu övsün, fakirlere ziyafet verilsin, yetimler ve âcizler doyurulsun” dedi.

             

Hanifler, Muhammed Mustafa hakkında Kâbe’de dua ettiler İbrahimce. Mekke’nin uluları toplandı. “Dünyaya nur doğdu, bereket geldi. Âmine’nin Muhammed’i kutlulansın. Dağlara, taşlara dualanmış yemler bırakılsın. Âmine’den doğan çocuk bizim şânımız, kutlulandı, bereketlendi dört bir yanımız” dediler.

                          

Bir Mekke bilgesi, “Böyle doğum görülmedi dünyada. Âmine’nin evinde doğan ışık aydınlattı Kudüs ve Şam arasını. On dört burç yıkıldı Kisra’nın sarayından. Semâve Vadisi sular altında kaldı. Sâve Gölü kuruyup çekildi. Bin yıldır yanan ateşler söndü Mecûsî diyârında. Sasanilerin ihtişamı, Bizans’ın zulmü çöktü” dedi.

              

Kâinatın künhüne açılan bir âyettir O. Mazlum ve mazrurların umut kapısıdır O. Karanlık devirleri nurlu şafaklara çevirendir O. İdrâkleri kül eden nur-ı beyza bir aşktır O.

 

CÜMLE ÂLEMİN EFENDİSİNE HÂLNÂME

 

Dünyada Rabbimin gücü, Efendimiz’in risâletidir inandığım. Dünyada her yer Efendimiz, her yer gül. Bütün zaman hasret, bütün zaman Efendimiz’dir. Efendimiz’in nurunda yanarak pervane gibi aşktan, âhiretin kapısına varıp dîvane gibi “açın kapıları” demek istiyorum.

 

Zamana kendinden bakılan, bütün zamanı kendinde gösteren ayna. Aynasında iki dünya huzurunu bulduğum Efendimiz. Önce kuşların yuvası bozuldu dünyada. Ufuklarından çekildi fecir pırıltıları. Bir çiçekle, bir yüreğe insafı yok zamanın. Bir çığlık yükseliyor dünyadan, insanların ruhu mâsiva pazarında. Çiğniyorlar Hak muştulayan mabetleri, dillerinden karanlık akıyor. Sulara gam düşmüş hilkatine kir karıştığından; kötülük, zulüm ve korku kol geziyor.

                  

Mâveraî geceler bir kör kuyu artık dolunaysız. Şimdi her şey sırrına aykırı dünyada. Ne saadet asrında doğan güneş doğuyor her sabah, ne muhabbetin kaynağı bugün levh-i mahfuz. Bühtan satan harâmiler dolaşıyor has bahçede. İz kalmadı “levlâke levlâke” sırrından. Virâneye dönmüş dünyamızı yeniden gülden terinizle vahiy medeniyetine döndürünüz.

                    

Sen’i çok göresim geldi ey Resûller Resûlü! Yüreğime derman olan kokunuzu özledim. Hira Dağı’ndaki ayak izlerinize, rüyalarıma giren Sevr Mağarası’nda ellerinizin dokunduğu taşlara dokunmak istiyorum.

 

Kalpsiz mekânlardan, insanların kıyıcılığından kaçıp Medine-i Münevvere’de yaşamak ve kalp âfetlerine uğramadan Ravzâ-i Mutahhara’da ruhaniyetinize sığınmak istiyorum.

 

Yok edilen merhamet duygusunu, güzellikleri katleden çirkinlikleri, yürek yakan savaşları, ümmetin adam sıkıntısı çektiğini, Müslümanların birlik olamadıklarını, yüreğimi kanatan bütün olup bitenleri makam-ı huzurunuzda anlatmak istiyorum.

                

Yüce aşkları, temiz fıtratları yok eden kirli insan medeniyetlerinden münezzeh kalpgâhınıza varıp yüreğimi kavî kılmak, bu âcizin boynunda vebal olan insanların günahları ve günahlarım için şefaat istiyorum. Huzurunuzda diz vurup af dilemek istiyorum.

 

Huzurunda bulunamadığım Efendimiz! Dilâsâ bir güldesteydi Veda sözleriniz. Dildâr öğütlerdi gönül kapımıza bıraktıklarınız. Asr-ı saadet hasretiyle döktüm Eyyüp gibi gözyaşlarımı. Yolunuzu gözledim hep kandil gecelerinde. Âsumâna yükselen, kelimelere dökülen dualarım şefaatinizi dilemek içindir. Tut yüreğimi Efendimiz, yürek dilim Sana muhtaç.

                    

Allah’ın, kalbine baktığı; Cebrail’in, göğsünü sıktığı Efendimiz. Hira’da başlayan sızılarınızla tâlim ediyorum her vakit. Mâsivadan kurtulup gül devşireceğim mübarek terinizden. Gül kokulu terinizi ve ulvî sızılarınızı toplayıp, âhretime azık yapmak istiyorum. Bütün dâvam sızılarınızı yaşatmak. Ne mutlu Sen’den sızı alabilenlere. Dünya onlarındır, âhiret de onların olacak.

            

Sana salât ü selâm ederken matematik biter, akla veda edilir, dörtten üç çıkarsa bir kalmaz. Sana salât ü selâm ederken su içilmez, su ateşi söndürür, ateşli bir hâldir içimdeki Sen’den. Sana salât ü selâm ederken gülünmez, hüzünle, gözyaşıyla kıvranarak yüreğinize inilir. Sana salât ü selâm ederken nimete gark’olunmaz, bütün âzalar ateş topağı gibi aşka kesilir. 

                  

Efendimiz’e olan hasretim vecidli bir ateş gibi yüreğimi sarıp dilimden çıkıyordu. Dolunaylı bir seher vaktinde salât ü selâm edip, Efendimiz’e yolladım. Efendimiz’in dâr-ı bekâda tebessüm ettiğini söyledi kalbim. Dünyada şâdumanlık, âhirette şâdumanlık vardı.                                                                                    

 

Mâsivayı terk ettiğim, gönül aynamı cilaladığım, imanımı kavî kıldığım, dünyayı sırtımdan attığım günden bu yana, Hz. Mevlâna’nın sözüyle: “Seçilmiş Muhammed’in yolunun toprağıyım ben …”

 

Muma benzeyen âşık gibiyim şimdi. Mum gibi yalnız ve başında ateş, yanar yakılırım Gül’ün hasretinden. Geceler boyu gönül ateşiyle uyumaz, dilimde Gül’ün adı bekler dururum.

 

Gecelerim bir gün vuslat gecesine döner, Sevgili Gül gelir diye beklerim hep. Efendimiz’e yüz görümlüğü olsun, mübarek yüzüne bakacak yüzüm olsun diye mum gibi canımı yakarak, hüzün ve hasretten dökülen gözyaşlarımı biriktiririm.

 
Etiketler: Efendimiz, Aleyhissalâtüvesselâm, doğduğunda
Yorumlar
Diğer Yazılar
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 22.05.2018
Bugün
18° - 31°
Çarşamba
18° - 31°
Perşembe
18° - 29°
K. Maraş

Güncelleme: 22.05.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı