Yazı Detayı
02 Kasım 2017 - Perşembe 05:50 Bu yazı 243 kez okundu
 
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Bâzı tecrübelere bakıldığında Cumhuriyet, cumhurun hâkim olduğu rey ve esaslara göre idarecilerinin belirlendiği, istibdat ve oligarşinin en az hükümferma olabileceği bir rejimdir. Âmenna.

Fakat “Cumhuriyet” nâmı altında ilân edilen Cumhuriyetin millet değerlerine karşı yapılan lâdinî-pozitivist inkılâpçı istibdat ve “Tek Adam” ideolojisinden oluştuğunu uzak en iyi necip Türk milleti bilir. İçinde yaşadığımız Cumhuriyet’in cumhurun dininden neşet eden kültür ve medeniyet değerlerine sımsıkı bağlı bir Cumhuriyet vasfını taşıdığını söylemek mümkün mü?

Cumhuriyet’in 1925’den sonra millî hâkimiyeti muhtevî olmadığını, M. Kemal ve kadrosunun Avrupa’nın lâdinî ve pozitivist anlayışından mülhem altı ok ilkeleri üstüne inşa edildiğini devrin paşaları da söylüyor.

29 Ekim 1923 tarihinde TBMM’de Cumhuriyetin ilânı karar altına alınırken Millî Mücadele’nin öncü paşalarından Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele Meclis’te yoktu. İstiklâl Savaşı’ndan çıkan bir devletin yeni rejiminin ilânı sırasında M. Kemal’in Millî Mücadele’nin lider paşalarına haber vermemesinin sebebi, adı geçen paşaların ve onlar gibi düşünen hayli kanaat önderlerinin düşündükleri sistem millî hâkimiyetin temsil edildiği ve İslâmî değerlerin büyük nisbette korunduğu bir Cumhuriyet devleti olmasıydı.                                                                                                                                          

Bu paşaların M. Kemal’den ayrı, millet değerlerine istinat eden Cumhuriyet düşüncesi, ilk Meclis feshedilip seçime kararı alındığında ortaya çıkar. M. Kemal’in Meclis’in üstünde devletin tek otoritesi hâline gelmesinden ve böylece Cumhuriyet adı altında bir Batılı bir Cumhuriyet rejimi kurma ihtimalinden rahatsızlardı. (Türkiye Cumhuriyeti Tarihine Giriş / D. Mehmet Doğan).    

ÖNCÜ PAŞALARIN HABERİ OLMAYAN CUMHURİYET

Adı geçen kitaba göre, Meclis çoğunluğunun reyine müracaat etmeden ve Millî Mücadele’nin öncü paşalarının görüşü sorulmadan ilân edilen ve lâdinî Tek Parti istibdadına dönüşecek olan Cumhuriyet’e ilk karşı görüş Kazım Karabekir’den gelir:

“Müstebid idare mahv sebebidir. Ferdî veya zümrevî tahakkümler bir milleti mahv için kâfi sebeplerdir. Buna misal isterseniz biz ve bütün Müslüman hükümetlerdir. Hepsi birer müstebit idarede uyuşmuş kalmışlardır. Milletin kuvveti, halkın kuvvetidir. Bunun da mânası cumhuriyeti ifade eder, diyecek ve Türkiye’nin millî hâkimiyet esasından şahıs hâkimiyetine doğru gitme ihtimalinin gün geçtikçe artacak.”                                              

29 Ekim günü Rauf Orbay İstanbul’dadır. Cumhuriyet’in ilânını ve atılan top atışlarının sebebini gazetecilerden öğrenir ve aynı gün Tasviri Efkâr gazetesi muhabirinin sorusuna verdiği cevapta millî hâkimiyetin esas olduğunu söyler: 

“Bence Cumhuriyet  kelimesi üzerinde mütalaa münakaşa değildir. Millet esasen bu idare şeklini hak edip zaferiyle temin eylemiştir. Elverir ki meseleler milletimizce muhakeme edilerek, malûm olsun. Bu esaslar bâki kaldıkça, isim değişikliği, hedef ve gayeyi ihlâl de tebdil de edemez” 

Millî Mücadele’nin diğer bir öncü ismi Ali Fuat Cebesoy da Rauf Orbay gibi düşünüyordu: “Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ile kurulmuş olan Büyük Millet Meclisi idaresi şüphesiz millî hâkimiyet ve idareye göre kurulmuş bir müessese idi. Bu cumhuriyet demek değildir. Çünkü Cenubî Amerikan devletleriyle Bolşevik devletleri de birer cumhuriyetti. Bunlar tam mânasıyla birer diktatörlüktür. Biz asla diktatörlüğü getirmeyecek esaslara dayanan cumhuriyet istemiştik. Önemli olanın milletin hâkimiyetidir…”

HÂKİMİYET-İ MİLLÎYE’SİZ CUMHURİYET…

“Vatan-ı İslâmiyye” üzere yapılan Millî Mücadele’nin öncü paşalarının bu ifadeleri M. Kemal olmak ve yandaşlarını rahatsız eder. Rauf Orbay, Cumhuriyet düşmanı olmakla itham edilmeye başlanır. Bu itham üzerine, Halk Fırkası (Chp) Meclis Grubu’nda, “Kayıtsız şartsız Hâkimiyet-i Millîye’nin Cumhuriyet olduğunu, ancak her Cumhuriyetin Hâkimiyet-i Millîye” olmadığını cesurca beyan ederek Cumhuriyetle ilgili fikirlerini bir kez daha savunur. (Geçmişiniz İtinayla Temizlenir / Prof. Dr. Cemil Koçak).

Erzurum Kongresinde yazılan “Kayıtsız şartsız millî hâkimiyet ilkesi” maddesinden hareketle “hâkimiyet-i millîye’nin” mânasını hatırlamayanlar için mevzuun sıcaklığı içinde açıklayalım. 

Milletin kendi geleceğini ve idaresini tayin etme gücü ve hakkı demektir. Millî, millete ait, millete has olan mânasındadır. Millî kavramı milletten, yâni İslâm üzere yol tutan topluluk mânasına geldiğine göre, millî hâkimiyet de İslâmlaşmış bir topluluğun hâkimiyeti demektir. Cumhuriyet sistemi de cumhurun yâni halkın idaresi demek olduğuna göre millî hâkimiyeti mutlaka temsil etmesi gerek.

Gerçek târif böyle. Fakat M. Kemal ve yandaşlarının ilân ettirdiği Cumhuriyete, kağıt üstünde farklı görünse de ikinci yılından itibaren fiiliyatta bu târife uymadığı için hâkimiyet-i millîye’yi haiz bir Cumhuriyet diyemeyiz.

DİNE HÜRMETKÂR CUMHURİYET İSTEYENLER TASFİYE EDİLİYOR

Millî Mücadele’nin liderleri arasında Cumhuriyetin ilânı ile başlayan görüş ayrılığı bir yıl sonra daha da hızlanır. Devletin Tek Şef M. Kemal “önderliğinde” lâdinî bir istibdat dönemine girmeye başladığını gören paşalar, millî hâkimiyeti temsil edeceğini söyledikleri ve kuruluş beyannamesinde “Bu parti dine hürmetkârdır” yazılı olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurarlar. (Erik Jan Zürcher, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası).

Netice itibariyle “Her Cumhuriyet, hâkimiyet-i millîye değildir” demek, Tek Şef Cumhuriyetine karşı işlenmiş bir cürüm sayılır ve 1926 İzmir Suikastı bahane edilerek, önce Kazım Karabekir ve Rauf Orbay olmak üzere bu anlayışta olan birçok zevat siyasî hayattan tasfiye edilir.

------------------------------------

Ey azizan!

Bir önceki yazımız olan “CUMHURİYET BAYRAMI”NI KİMLER NİÇİN KUTLAR? adlı yazıda bir başka yazının notlarıyla karışan bilgi ve ifade hatâlarının olduğunu fark ettik. Sizi yorup sıkacak ama, adı geçen yazının düzeltilmiş hâlini aşağıda tekrar takdim etmek ihtiyacı htik ve düzeltilen kısımları siyah puntolarla belirttik: 

Üdeba’dan bir dost bu fakire mesaj yollamış ve demiş ki:

“29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilân edildiğinde anayasamızda ‘devletin dini dinî İslâm’dır ibaresi bulunuyordu. Binaenaleyh bir İslâm Cumhuriyetimiz olmuştur. Kemalist inkılâplar İslâm Cumhuriyeti’ni elimizden aldı. Biz Kemalizm’e karşı çıkarken Cumhuriyetimize ve devletimize düşmanlık edenlerden olmayacağız. Bu bağlamda Cumhuriyet Bayramı’nızı tebrik ederim.”

Hayli uzun ve çatallı bir mevzu olan içinde yaşadığımız Cumhuriyet yahut bir devlet şekli olarak Cumhuriyet sistemi, asırlardır İslâm medeniyetinin temsilcisi ve mazlumların hâdimi nice devletlerin kurucusu necip Türk milletinin derûnunda pek önem arz etmez.

TÜRK MİLLETİ “BİR CUMHURİYETİMİZ VAR” DİYE SEVİNMEZ

Devlet umuru görmüş ve devlet inşası cihetiyle zarftan çok mazrufa, yâni muhtevaya değer veren tecrübeli Türk milleti “Bir Cumhuriyetimiz var” diye sevinmez. Kurduğu devletlerin şeklinden çok Müslümanca bünyesine uyup uymadığına bakan bu asil millet asâletini kaybetmedikçe Cumhuriyet Bayramı kutlama görgüsüzlüğü yapmayacağı gibi, basit ve sun’i bir törenden coşku duymaz.

Resmî telkin ve mecburiyetten “Cumhuriyet coşkusuna” katılan kalabalıklar, bürokratik ve siyasî zümreler sizi aldatmasın. Bu bir muvazaa oyunu… Yenisi gelene kadar sürer.                                                                        

Muhtevasında saltanatın olmadığı, Müslümanca hak ve hürriyetin, adalet ve eşitliğin, rey ve seçimin bulunduğu her devlet şeklinin tecrübe edileceği gibi, Cumhuriyet sistemi de İslâm esaslarına bağlı olarak denenebilir. Nihayetinde bir sistem olarak ârızası çıkınca yenisi ikâme edilebilir dünyevî bir idare vasıtasıdır Cumhuriyet… Sadede geliyor, asıl mevzua geçiyorum.

“Cumhuriyet Bayramı” ifadesi yanlış ve “bayram” sıfatını haiz değildir.

“Bayram”, ıstılahî mânada İslâmî bir kelimedir. Âyetlerde emredildiği üzere Ramazan ve Kurban Bayramları’na bayram denir ve ancak Müslüman milletçe kutlanır.

Türkiye’de dinî bayramların yanında, “din-i İslâm” ve “Vatan-ı İslâmiyye” üzere yapıldığı için İstiklâl Harbi bayram ilân edilebilir. Çünkü Cumhuriyet gibi değişebilir, değiştirilebilir ârızî bir sistem değil, bir iman ve ruhun tezahürü olduğu için…

CUMHURİYET İLK KEZ KURDUĞUMUZ BİR DEVLET MİDİR Kİ BAYRAM YAPALIM?

Bin küsur yıllık devlet geleneğimizin küçük bir denemesi olan Cumhuriyet ilk kez kurduğumuz bir devlet midir ki kuruluşunu bayram ilân edelim. Muhtevası yanlışlarla dolu bir rejim. İlânihaye devam edecek ideal bir sistem değil. Derûnumuza ve tabiatımıza uygun bir Cumhuriyet olsa elbette korumaya alınır, bakım gösterilir…

Lâ-dinî Kemalist Cumhuriyetçiler cehaletlerinden ve idrâklerinin İslâm medeniyet değerlerine kapalı olmasından dolayı bu törenlere “millî bayram” diyorlar. Millî kavramı milletten, millet kavramı İslâm’dan neşet eder.  Dolayısıyla İslâmî anâne, usul ve değerleri taşıyan özel günler ancak bayram sayılabilir.

Cumhuriyet zorba askerî bürokrasi ve Batıcı aydınlar tarafından Avrupaî tarzda, İslâm’ın belirleyiciliğinden uzak seküler bir devlet olarak plânlandığı için “Cumhuriyet Bayramı”na “Cumhuriyet Törenleri” demek münasiptir. Çünkü Cumhuriyet kutlamaları despot rejimlerin törenlerini esas alan, Batılı gibi olmayı telkin eden, Kemalist ilke ve inkılâplarını “kutsayan” törenlerdir.

Cumhuriyet, Mehmed Âkif’in hayâlini kurduğu İslâm eksenli millî bir Cumhuriyet olsaydı önce Hacı Bayram-ı Veli Câmii’ne gidilirdi. Namazdan sonra İstiklâl Harbi’ni yapan ceddimiz ve askerimiz hakkında sohbet edilir ve sonra da duâ edilirdi.                                                                                      

Cumhuriyet, “Vatan-ı İslâmiyye” ruhuyla yapılan Millî Mücadele’nin devamı olan bir Cumhuriyet rejimi olsaydı şayet, Cumhurbaşkanlığı resmî kabul günlerinde Frenkler gibi ayakta içecekler içilip, (yakın yıllara kadar kadehler kaldırılırdı) laik Cumhuriyet ilkeleri üstüne konuşulmazdı.

Fakat böyle midir yapılan Cumhuriyet kutlamaları? Yakın yıllara kadar “haydi balolara, dansa ve modern yaşama” çılgınlıklarıyla kutlanıyordu. CHP’nin hususen Cumhuriyet baloları düzenlemesi rejimin Altı Ok’la ideolojik ortaklığındandır. Kutlamalara milletin kanaat önderleri, âlim ve fâzıl zâtları değil, Cumhuriyet’in bürokratik seçkinleri, artistler, mankenler, sanatçılar ve Roteryanlar gibi necip milletin değerlerine yabancı olan zümreler dâvet edilirdi.

Bu kusurlar bugün kısmen azalsa da “Cumhuriyet Bayramı” na yüklenen mânanın ve kutlamaların millet değerleriyle hâlen ahenkli olduğunu söylemek zor.                                  

CUMHURİYETİ KUTLAYANLARIN FİKR Ü ZİHNİYETİ

Protestan seküler ve pozitivist zemine istinat eden Atatürkçülük ilke ve inkılâplarının kutsanması anlayışını hâlâ taşıyan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, muazzez İslâm medeniyetinin hâmisi olan Türk milletinin ve din-i mübin-i İslâm üzere yapılan İstiklâl Harbinin değerlerinden kopmak mânasına gelmez mi? Batılılaşmanın bir veçhesi olmaktan, Avrupa’nın kültür ve zihniyetine benzemekten başka bir şey olmayan Cumhuriyet bayramları CHP ve benzeri zihniyetteki Kemalist zümreler tarafından kutlanır.

Cumhuriyet Bayramı’nı bu mânada kutlayanlar, 1920 Meclisi’nin, yâni “vatan-ı İslâmiyye” dâvasıyla başlatılan Millî Mücadele’nin ruhuna ihanet eden yahut bu ruhu sonradan terk eden ve Türk milletinin İslâm kimliğini tasfiye ederek Batılı “uluslara” benzetmek isteyen laikçi-pozitivist askerî sınıf ve yandaşı bürokrasidir.

Cumhuriyeti kutlayanlar, İslâm medeniyetinin potasında bin yılda meydana gelen Türklüğü “ilga” ederek yerine İslâmî ruh köklerinden koparılmış Atatürkçü lâ-dinî Türklüğü cebren ikâme etmek isteyenlerdir. Dahası, İslâm’ı “kamusal alanda” belirleyici olmaktan çıkarıp sekülerleştirerek ferdî vicdana mahkûm edenlerdir.

Yeri gelmişken belirtelim; ferdî vicdan lâdinî Batı’nın icad ettiği sözde hür ve şahsî, yâni dinin esaslarıyla beslenmeyen bir namussuzluktur… 

 
Etiketler: “Her, Cumhuriyet, hâkimiyet-i, millîye, değildir”, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 22.05.2018
Bugün
18° - 31°
Çarşamba
18° - 31°
Perşembe
18° - 29°
K. Maraş

Güncelleme: 21.05.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı