Yazı Detayı
28 Eylül 2015 - Pazartesi 08:11 Bu yazı 849 kez okundu
 
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Kurban günündeyiz. İsmail’den kurbanlar geçiyor yüreğimizin üstünden. Her yer İsmail, her yer kurban! Bir yanımız İsmail, bir yanımız İbrahim.

 

İbrahim ve İsmail olmaya çağrılıyoruz. İsmail’in boynuna bıçağı süren kendini İbrahim gibi bilmeli, bıçağı İbrahim gibi tutmalı.

 

İsmail, İbrahim’in imtihanı. İbrahim ulvî ateşler içinde. Karşıdan İsmail geliyor. Allah’ın emrine uymuş, vecd ve iman içinde kurban olmaya duruyor. Kurban, Allah’a yakın olmaktır. İsmail, imtihanı geçen kurban.

                                                                                                                                       Haydi inananlar! Bugün bir İsmail alın yanınıza. İbrahim gibi olup İsmaillerinizi kurban edin. İsmail gibi olup kurban olun Allah’a, ümmete ve sevdiklerinize.

 

Birer İsmail olsun kalbiniz ve yatın İbrahim’in bıçağının altına. İsmail olan kurtuluyor, İbrahim olan seviniyor. İsmail de biziz, İbrahim de…  Kurtuluşunuz için İsmaillerinizi kurban ediniz. Kurban olmadan bayram olmaz. 

 

İsmail’in kurban seçilişi ve rızası üzere tâlim etmeliyiz. İsmail’in kanına değmeli duâlı ellerimiz. İsmailler çoğaldıkça ilk kan sevinecek ve inananlar kurtulacak.

 

İbrahim gibi bakmalıyız İsmaillere bugün. Kirli dünyayı ve günahlarımızı İsmail’den kurbanlarla temizlemeliyiz. İçinizde büyüttüğünüz İsmail’i Allah için kurban edin bugün. "Bismillahi Allahu Ekber.”

                                                                                                                                İSMAİL VE BIÇAK

                                                                                                                        İsmail, bıçaktan korkmayan kurban. İsmail ve bıçak birbirine hasım değil, âyet emri üzere dostturlar.

 

İsmail’in gücü Rabbinden geliyordu. Rabbinin ihsanıydı onun bıçaktan korkmayışı. Yunus Emre Hazretlerinin, “Şimdi adım Yunus durur ol demde İsmail idi / Ol dost için Arafat’a kurban olup çıkan benim / İsmail’e çaldım bıçak, bıçak ana kâr etmedi” demesi bundandır.

 

İbrahim’in bıçağının altına yatarken “Anneme selâm söyle üzülmesin” diyen itaatli oğul İsmail, bıçağın Hakk’ın emrine tâbi olduğunu işitince “Allahüekber ve lillahilhamd” diye tesbih eder.     

 

“EMROLUNDUĞUN GİBİ ÇAL BIÇAĞI BOĞAZIMA”

 

Babasına, “Emrolunduğun gibi çal bıçağı boğazıma, kurban olmaya hazırım, beni sabredenlerden bulacaksın” diyen İsmail, kurban olurken Rabbine perde olmadığı içindir ki bıçak onu kesmedi.

 

İsmail’i kesmeyen bıçak, İbrahim’in elinde tevhid kılıcıydı ve Allah’tan gayrı şeyleri O’na perde olmaktan çıkarmakla görevliydi.

 

İbrahim’in elinde vahiy olan bıçak! İsmail’in boğazında “ah!” diye inleyen bıçak! İbrahim’in eliyle İsmail’in boynuna sürülen bıçak. Taşı ortasından ikiye kesen, fakat İsmail’i kesmeyen bıçak! Allah’ın emriyle İsmail’i kesmediğini nida eden mukaddes bıçak! Sana selâm olsun.

 

“İSMAİLÎ BİR GÖNÜLLE TESLİM OLMAK BIÇAĞA”

 

Gaye, şairin mısraıyla “İsmailî bir gönülle teslim olmaktır bıçağa” yâni Mutlak emrin bıçağına... Bunun içindir ki bıçağı İbrahim gibi tutanların elinde kurban olmaya nasiplenmeli.

 

Kendini kurban olmakla korkutan şeytanın sol gözünü taş atarak kör eden, İbrahim’in kurbanı İsmail! Yeryüzü senden tevarüs eden kurbanların kanlarıyla yıkanıyor bugün. İnananlar İsmailce âyet oluyorlar.

---------------------------------------------------------------

“RUH DÜKKÂNI”                                                                                                       

Millî Gazete’nin editörlerinden şair ve denemeci Cafer Keklikçi denemelerini Ülke Edebiyat Yayınları’ndan “Açık Saatler” adıyla kitaplaştırmış. Şair ve hikâyeci Hasan Ejderha dostumun hatırlatmasıyla bu kitaptaki “Ruh Dükkânı” başlıklı denemeyi okuyunca fikirli ve bedîi dükkân mâzisinin ruhaniyeti içimi sardı da cezbeye kapıldım.

 

Fikir ve Gönül Dükkânı dediğim bu mekâna Cafer Keklikçi “Ruh Dükkânı” demiş. “Ruh Dükkânı” nda anlatılanlar fakirin de cezbe ile yaşadıklarıydı. Bu anlamlı yazının bir kısmını, “Ruh Dükkânı” nda fikir ve gönül tâlimi yapanlarla paylaşmayı gönle sürür veren bir ikram olarak gördüm: 

 

“Elimde içi hatıralarla dolu çanta yılların hüznüyle dalgalanmış bir gökyüzünün altından doğru oraya gidiyorum. O köhne işhanı kaç nesil görmüş, kaç yağmurda ıslanmış, kaç doluya tutulmuş, kaç güneşte sıcaklamış Allah bilir. Her hafta sonu düzenli bir şekilde gelirdim buraya. Bu işhanının dördüncü katına. (…) Niçin giderdim? Hiçbir maddî çıkarım yoktu. Hattâ maddî olarak zarardaydım da bazen. Uykudan zarar ediyordum. Ruhumdan kâr. (…) Ruhum orada kendini yıkıyor, yeniliyor, ak pak oluyordu. Gönül yağmuru yağıyordu ruhuma türkülerle. Demli çaylarla sohbetin engin denizlerinde hüzünlü yolculuklara çıkıyorduk. Sohbet gece saat onda başlar üçe kadar hattâ bazen sabah namazına kadar sürerdi. Namazı kılıp fırından yeni çıkmış ekmekler alınırdı. Çayla beraber sıcak ekmek öyle güzel giderdi ki o kadar muhabbetin üstüne, o kadar olur.

 

İçlerinde en genci bendim. Hattâ genç değil neredeyse çocuk yaştaydım. En mekânsızı da bendim. En yoksulu da. Em maceracısı da bendim. (…) Tam beş yıl sürdü bu ruh dükkânı sohbetleri. Her hafta sonu muntazam giderdim. Tam beş yıl ruh dükkânını talim ettim. Ruh dükkânında şiir, demli çay ve türkü vardı. Aşk vardı; bütün kâinata aşk. Bütün gönüller muhabbete çağlardı; aşk muhabbetin evladıydı. Gece saat ondan onikiye kadar sohbet ısındırması yapılırdı. Onikiden sonra asıl muhabbet başlardı. Sigaralar önce sobada bir süre gevrekleştirilir sonra içilirdi. Oraya has bir dil vardı orada; sadece müdavimlerinin konuştuğu ve anladığı. Dışardan gelen hemen anlayamazdı; anlamak için en az bir yıl dükkâna talim etmesi gerekirdi. Sadece dükkâna talim etmekle de iş bitmiyor tabi; dükkân ehlinin atmosferini soluyabilmek için en az divan edebiyatından günümüze kadar Türk şiirini bilmek gerekirdi. En az Yemen'den beri söylenmiş türküleri söyleyebilmek gerekirdi.

 

Sazın böğrüne böğrüne vurulurdu. Mızrap dediğimiz o büyük tılsım bütün türkülerin gönüllüsü olmuş, tellerin üzerinde bin yılın tarihini bir türküyle özetlerdi. Ya da bin yıl önce sevdiğimiz ebedi gönül bütün dünyayı ezeli yapar da bize sadece o türkünün bıraktığı geniş bir insanlık adası kalırdı. Büyük halk ozanı Neşet Ertaş'tan mülhem gönül dağının közlerinden oluşmuş küllerini ruhumuzdaki o büyük dükkânımıza savururduk. Bu yüzden bu dükkândan hiç kimse sağ çıkamazdı. Nasıl çıksın ki; şu türküyü dinleyen sağ kalır mı? Şu türküyü dinleyen bir tane akıllı bulamazsınız ruh dükkânında. Zaten oraya hiçbir akıllı gelmiyor. Akıllılarla işimiz yok bizim. Buyurun beraber söyleyelim; "Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca / Akar can özümden sel gizli gizli / Bir tenhada can cananı bulunca /Sinemi yaralar yâr oy yâr oy dil gizli gizli"

 

Ben ruh dükkânına 18 yaşında başladım. Ne zaman başladığımın önemi yok aslında. Onsekizin başta ve sonda olduğunu söylemek için öyle dedim onu. Beş yıl tâlim ettiğim ruh dükkânından onsekiz yaşında olmayı tahsil ettim.  O tahsilden sonra hiç onsekiz yaşımı geçemedim. Geriye de gidemedim. Zaten ben doğduğumda da onsekiz yaşındaydım. Onsekiz yaş dünyaya delilik dükkânı açmak demektir, diyor gönül sözlüğü. Ben o dükkânı hiç kapamadım; kapamamak konusunda gönüllüydüm zaten. Dükkânda gördüğüm her şeyi ruhuma ala ala ruhum bir ruh dükkânı oldu. Böylece ben her an 18 yaşımda kaldım. Şu an 18 yaşındayım. Bundan bin yıl sonra da onsekiz yaşında olacağım. Her gün onsekiz yaşındayım.

 

Bir onsekiz yaşındalı olan ne yapar şu hayatta? Deli gibi yaşar. Deli deli yaşar. Hayata bütün ruhunu banar. Kalbinin kahkahasından dünyanın bütün para sayma makineleri bozulur. Para saymak çünkü akıllıların işi. Onlar sürekli para sayarlar. O yüzden bir satır türkü bilmezler. Bir türkülük yol yürümezler. Şiir de okumaz akıllılar, çünkü onları paranın sesi mest etmiş kendilerinden geçirtmiştir. Oysa şiir insanı kendine getirir. Ta kendine. İçine.

 

Ruh dükkânı dizelerden müteşekkil bir büyük şiirdir. Bu dükkânda günümüz siyasetinden tutun Fatih'in atının nal seslerine kadar, Hz. Âdem'den Hz. Peygamber'e kadar, İpekyolu'ndan Keynes'in çürütülmüş modern pazarına kadar, Sokrat'tan Mevlânâ'ya kadar, Dîvan şiirinden günümüz büyük Türk şiirine kadar bütün kitaplar okunarak anlamları birer gönül olmuş kalbe damlamıştır.

 

Ruh dükkânı benim. Ruh dükkânı daima yanımda. İçinde şiir, demli çay, sigara, aşk, neşe, hüzün, acı, keder, sevinç, can sıkıntısı, ironi, kahkaha, dostluk, kitap okuma, kitap koklama, kitabı sevme, yazıyı sevme ve yazma var. Ruh dükkânı 365 gün 24 saat açık. Bu dükkânda zaman kavramı yok.”

 
Etiketler: Her, kurban, bir, İsmail’dir, İsmail’iniz, yanınızda,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Sağcılık Kur’an-ı Kerim’e göredir.
Oy kullanmadan önce türkü dinleyin
Chp’nin iflâh olmayacağına dair
Açlığa medhiye
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Doğu’nun oğulları
Batı’nın oğulları üretme merkezi
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 20.07.2018
Bugün
23° - 33°
Cumartesi
23° - 34°
Pazar
24° - 35°
K. Maraş

Güncelleme: 19.07.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı