Yazı Detayı
28 Kasım 2015 - Cumartesi 11:26 Bu yazı 852 kez okundu
 
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Medine, İslâm’ın yaşandığı ilk yer… Bundandır ki Medine’yi anlamadan medeniyet anlaşılmaz. Medine’nin özü ve kalbi câmidir.

 

İstikametini kaybedip modernleşme dönemlerine kadar câmi Müslüman hayatının kurucu görevini taşır. Bu ilâhî görevdendir ki Mescid-i Nebevi eğitim ve tahsilin, devlet idaresi ve şeklinin ölçüsü ve kaynağıdır. Ulvî ve toplayıcı fonksiyonundan dolayı İslâm’ın ve Müslümanların kuruluş ve ümmet oluş merkezidir.

 

Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm, Medine’de inşa ettirdiği Mescidi-i Nebevi’yle hayatın merkezine mabet yerleştirerek câmi merkezli bir medeniyet kurmuştur. Câmi ile ev evvel İslâm’ı ve imanı muhafaza etmeyi, sonra bu iman sayesinde cemiyeti İslâmca bir hayata dönüştürmeyi buyurmuşlardır.

 

CÂMİ MERKEZLİ BİR MEDENİYET…

 

Bu vahyî sebepledir ki câmi merkezli bir Medine, yâni medeniyet inşasıyla dinin buyrukları câmide tahsil edilerek hayatın temeli hâline getirmek, câmideki duruş ve değerlerden neşet eden nizam ve müesseseler kurup cemiyeti dinin emrettiği şekilde Müslüman millet hâline dönüştürmek, İslâm’ı bütün olarak eğitim ve öğretim hayatının esasları kılmak gayesini taşımışlardır.

 

Câmi, toplanma, bir araya gelme mânasında “cem” kelimesinden doğma. “Toplayan, bir araya getiren, yâni toplanma yeri.” İslâm medeniyetinin şiarı, sûret ve sîreti, yâni İslâm kimliğinin en temel unsurudur.

 

Öyle ki, câmi sadece ibadet yeri değil, adâlet yeri, sosyal ve mânevî meselelerin çözüldüğü istişare mekânıdır. Sezai Karakoç’un ifadesiyle “Câmi İslâm medeniyetinin doğurgan kurumudur, denebilirse ana rahmidir…” (Kıyamet Aşısı)

 

Câmi, kılınan namazlarla acı ve sevincin, kalp huşûsu ve kulluğun hesapsız olarak paylaşıldığı, birlik ruhunun pekiştiği yerdir. Omuz omuza saf olan Müslümanlar câmide sulh ve sükûn içinde cem, yâni cemaat olurlar. Dinin ve ondan neşet eden medeniyetin ahrete kadar tek gayesi olan ümmet üzere dünyayı ve ahreti mâmur kılmayı günde beş vakit câmide tâlim ederler.

 

İslâm’daki zahirî ve mânevî bütün ilim, amel, fıkıh ahkâmı ve cümle Müslüman hayatı câmideki esaslardan oluşur. Fert ve cemiyet nâmına her ölçü câmiden alınır, câmiden yansır hayatımızın bütün unsurları. İşte bu topyekûn kurucu görevi sebebiyle Medine'nin mâna ve isminden, sûret ve sîretinden neşet eden medeniyetin mukaddimesi câmidir.

 

Câmi mihrabın etrafında kurulmuştur. Tevhid, yâni birlik mihrapta tezahür eder; mücerretten müşahhasa geçilen bir mânayı taşır. Mihrap, nefisle mücadelenin mekânıdır. Dinin ve ondan neşet eden medeniyetin bütün mücerret ve mânevî yönleri mihrapta toplanır. Çünkü Müslümanın dünya hayatı nefisle mücadele olduğundan mihraba yöneliş ve mihraptaki duruş dünya hayatının Müslümanca oluş ve istikâmet yeridir.

 

İSLÂM MEDENİYETİNİN EN TEMEL SÛRET VE SÎRETİ CÂMİDİR

 

İslâm medeniyet tezahürlerinin muhteşem çağları olan Osmanlı’da medreseler ve dergâhlar câmilerin etrafında milleti İslâmca terbiye eden müesseseler olarak yer almış, köyler câmi ve namazgâh merkezli olarak kurulmuştur.

 

İslâmların hayat anlayışı böyle olduğu içindir ki Asr-ı Saadet’ten çözülüş, yâni dinin hayat ve devlet düzenindeki yekpâre vazifesi ve tesiri azaltılana kadar eğitim öğretim müesseseleri olan medreseler, tekke ve dergâhlar, bedesten ve çarşılar, hattâ askerî eğitim câmi merkezlidir. Câmilerin yanına açılan imarethâne, yâni aşevi, şifâhâne ve kütüphâne medeniyetimizin câmi merkezli oluşunun bir başka veçhesidir.                                                                                 

 

Câmilerin, hususen şehirlerde taş yapı olarak sağlam ve son derece estetik inşa edilmesi, evlerin ahşap ya da topraktan yapılması İslâm’ın câmi merkezli medeniyet oluşundandır. Bu sebeptendir ki câmi merkezli İslâm medeniyetinde mekân öncelikli değildir. Müslümanlar, câmilerin etrafında kurulan şehir ve köylerde İslâmca hayatlarını minarelerden okunan ezana göre tanzim ederler ki medeniyetin mihveri de budur.

 

Bir diyarda câminin olması orada İslâm medeniyetinin varlığına işarettir. Müslümanlar istikâmetini kaybedip, hayatları ve şehirleri sekülerleştikçe câmilerin ümmet inancının pekiştirildiği, dolayısıyla İslâm medeniyetine aidiyetin her dem tazelendiği mekân olma fonksiyonunu kendi elleriyle azalttılar. Oysa câmiler ümmet ve millet olmanın en temel kaynağıdır.

 

İnsanların birbirinden üstün olmadığı câmide anlaşılır. Hukuk, ahlâk, edep, nizam, uyum câmide öğrenilir. Muhabbet ve birliğin mekânıdır ki, maddî ve mânevî cihetiyle İslâm medeniyet anlayışının esas kaynağı da budur.                                                                                                                                    

İslâm medeniyet tasavvuru üstüne mufassal çalışmalar yapan Haki Demir’in görüşleri de câminin İslâmların hayat nizamının en temel kaynağı olduğuna dair güçlü fikirler ihtiva ediyor:                                                                                                                       

 

“İslam şehrinin merkezi câmidir. İslâm şehri inşa edilirken, şehrin tamamını topladığı merkezinde, başları yere eğen, secde ettiren, kulluğu teşhir eden bir nizama maliktir. Câmi, cemiyetin ve hayatın cem olduğu ve tekrar geldiği yere döndüğü bir merkezdir. Müslümanların teşkilât merkezi olmaktan önce, mânevî karargâhıdır. Mânevî karargâh, teşkilâttan önceki teşkilâtlılık hâlidir.

Teşkilatlılık hâli, ruhi ve ahlâkî, itikadi ve mânevî teşkilâttır. Ruhi-mânevî karargâhın inşası, hayatın topyekûn teşkilâtlanmasıdır.

 

Ona göre, İslâm şehrinin merkezi valilik veya belediye değil, Müslümanları günde beş vakit bünyesinde toplayan, cemiyeti ve hayatı mânevî merkezden idare edebilme kudretine sahip olan câmidir:

 

“Şehir inşası, cemiyet inşasının mütemmimidir ve asıl olan cemiyet inşasıdır. Cemiyet yoksa medeniyet yoktur. Câmi, hem cemiyet, hem de şehir (medeniyet) inşası için merkezi mevzudur.”

 

Seyyid Hüseyin Nasır’dan okuduklarımıza göre bütün müesseseler câminin tabiî bir uzantısıdır. Sadece dîni faaliyet mekânı değil, evlere, mekteplere, saraylara, çarşıya açılan ve bu müesseseleri kendi ahkâmı ve ölçüsü içinde birbirine bağlayan bir kapıdır. Devlet sarayı, mektepler, evler, çarşılar ahkâm ve ahlâkını câmiden alınca cemiyetin ve hayatın dinden ayrılması da mümkün değildir.

Câmi ve hayat iç içe olunca devlet, mektep, ilim ve her şey câminin ahkâm ve esaslarından kopmayacaktır. Evde, mektepte, çarşıda hayat tarzı ve muamele de câmiden farklı olmayacaktır. Câmi ve hayat, câmi ve eşya, câmi ve hâdise bir olunca İslâm medeniyeti kemâle erecektir.

 

İslâm şehrinin merkezinde ulu câmi vardır. İslâm’ın ve Müslümanların varlığını heybetli bir şekilde temsil eder. Bütün yollar ulu câmiye çıkar. Şehrin ruhu ve kalbi burasıdır.

 

Evler câmiden unsurlar taşımakla beraber, câminin ihtişamını gölgelemeyecek şekilde mütevazılık ve fânilik taşır. Câmiler mimari ve iç tezyinatıyla muhteşemdir. Cemaatine ebedî âlem duygu ve huşûsunu yaşatır.

 

CÂMİLERİMİZ KÂBE’YE, DOLAYISIYLA MEDENİYETİMİZ BEYTULLAH’A DÖNÜKTÜR

 

Muhammed Hamidullah’tan okuduklarımızda da câmi medeniyetimizin amel, ahlâk ve şehir düzeni cihetiyle en temel ölçüdür. Bütün câmilerin yönü Kabe’ye dönük birer Beytullah’tır. Dolayısıyla medeniyetimiz nirengi noktası Kâbe’dir. Müslümanların dîni ihtiyaçlarını yerine getirmek için dünyanın her yerinde câmiler, yâni Beytullah’lar inşa etmek gerek.

 

Modernizmin pençesinde kıvranan Müslümanlar câmilere yabancılaştığı müddetçe Allah’a, kendine ve ümmetine yabancılaşacak ve dolayısıyla medeniyetine aidiyet inancını yitirecektir.

 

Müslümanlar câmiye döndükçe İslâm’a aidiyetleri güçlenecek ve medeniyet değerlerini daha ziyade yaşatacaktır. İslâm’ın, yâni Medine’nin tezahürü olan medeniyet bu olsa gerek…

--------------------------------------------- 
TERKİP VE İNŞA DERGİSİ  “MEDENİYET AKADEMİSİ” DOSYASIYLA (9. SAYISI) ÇIKTI

                                                                                                                               
Fikir Teknesi Yayınları’nın kurucusu Haki Demir’in sahipliğinde ve Metin Acıpayam’ın Yayın Müdürlüğünde çıkan Terkip ve İnşa Dergisi Aralık 2015 / 9. sayısıyla okuyucunun huzuruna çıktı. Bütün görevi yalnızca medeniyet fikri üstüne düşündürmek olan “Terkip ve İnşa” dergisinin mündericatı şöyle:

Takdim /Adnan Köksöken

Sadırlardaki ilim-1-  / Ali Yurtgezen

İslâm medeniyetinin mukaddimesi; Câmi  / Ahmet Doğan İlbey

Medeniyet akademisi / Haki Demir

Medeniyet akademisi ihtiyacı /A. Bülent Civan

Medeniyet akademisi niçin kurulamıyor / Faruk Adil

Medeniyet akademisinin muhtemel zararları / Nurettin Saraylı

Medeniyet akademisi ve medrese / İbrahim Sancak

Medeniyet akademisi ve müessese fikri / Ebubekir Sıddık Karataş

Medeniyet akademisinin asgari faydası / Selahattin Adanalı

Medeniyet kadrosu ve siyasi ufuk / Ahmet Selçuki

Tamer Murat ile Mülakat / Metin Acıpayam

İslâm medeniyetinde müzik mektebi / Çağatay Haznedaroğlu

Müzik külliyesi / Metin Acıpayam

Tabakat çalışmaları / Hamza Kahraman

‘Medeniyet Akademisi’ Kurmak Zaman, Enerji ve Malî Kaynak İsrafıdır / Atilla Fikri Ergun

Medeniyet akademisi tabii ki bir hayaldir / İlyas Taşkale

-------------------------------------------------------------------

“DÜKKÂN” YAZISINA “HU” DİYEN DOST ‏

      

Ey azizan!

 

Günümüz hikâyecilerinden ve üdebadan bir gönül dostu Recep Şükrü Güngör, “Dükkân” a dair kısa bir nâme yazmış ki, Dükkân’dan anladığımı anlayan ve fakir gibi gönlü hoşbeş olan dostun kelimelerini aşağıya aldım ki fakiri kınamayın, anlaşılmanın bedii hazzına bağışlayın:

 

“…ne güzel yazmışsınız. 

Gönlünüze sağlık.
Hu diyelim inşallah.
Dükkânın sırlanması kurgu mudur yoksa hakikat mi?
Doktora tezi çalışmalarımdan ötürü evden dışarı mecburi durumlarda çıkıyorum.
Bu sebepten dükkânı bir yıldır ihmal ediyorum.

Ama göynüm orda. Ruhum orda, aklım orda.
Sizin dükkânla ilgili yazınız çokça muğber etti.
Yeni dükkân haberi yazarsınız inşallah. 
selâm ve hürmet eder…..”

-----------------------------------------------------

Bir diğer hikâyecimiz ve şairimiz Hasan Ejderha da, “Sizin Dükkânınız Neresidir?” yazımızı sahibi olduğu “Yoldaki Kalemler dergisinin arnının çatına koyduğunu…” yazmış ki bu kelimelerde fakirin Dükkân’dan anladığını anlayan bir kelimelerdir. Eyvallah.

 
Etiketler: İslâm, Medeniyetinin, mukaddimesi, Câmi, ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 22.05.2018
Bugün
18° - 31°
Çarşamba
18° - 31°
Perşembe
18° - 29°
K. Maraş

Güncelleme: 22.05.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı