Yazı Detayı
19 Ekim 2015 - Pazartesi 08:25 Bu yazı 723 kez okundu
 
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Semerkand dergisinin Ekim 2015 sayısında Ali Yurtgezen hoca “T, Ziya Ergunel” müstearıyla yazdığı “VİRANI İMAR EYLE!” başlıklı yazısında gönlümü sürur veren ve cezbeye kapıldığım mevzudan bahsetmiş ki ulvî mânada sancılandım yine. “Hüzün”, “Beytü’l hazen”, “Beytü’l ahzân” ve “Elest Meclisi”gibi her Müslümanın yüreğinde taşıması gereken en derûnî hassalarımızı yazmış. Okurken vecde geçtim. Birkaç satırını şifa niyetine okuyalım:

 

“İşlediği bir hata sebebiyle daha evvel yaşadığı güzel halleri ve huzuru kaybeden, o hatanın kalbinde yaptığı tahribattan rahatsız olan sofiler mürşitlerine gelerek himmet isterler. Kalplerinin kararmış, kirlenmiş, viran olmuş hâline razı değildirler. İmar edilmesi için ehline müracaat etmeleri tabidir. Havâtırın geldiği yer olması hasebiyle kalp yahut gönüle mecazen  ‘hatır’ da denilebilir. Nitekim ‘hatır yıkmak’ tabiri, kalp kırmak, gönül yıkmak mânasınadır. Hatırın tamir edilmesi de kalbin tamir edilmesidir. Bu tamirle hem işlenen günahların yıkıp viraneye döndürdüğü kalp yeniden imar edilecek, hem de kalbe şeytanî ve nefsanî havâtırı tanıyıp, bunlara mani oma kabiliyeti kazandırılacaktır.”

 

“Kalbin tamiri, onun ‘beytü’l-hazen’ yani ‘hüzün evi’ olma husuiyetinin de muhafazasıdır aynı zamanda. Mümin her daim mahzundur. Çünkü dünya gurbetinde sılasından ve aslından ayrı olduğunun farkındadır. Şen şakrak olmak, çok gülmek gaflet alametidir. Dünyadan zevk almak için nefsin teşvik ettiği neşe ve eğlence arayışı, eninde sonunda günah batağına sürükler. İnsanı. Mümin böyle bir felaketten beyt’ül hazen kılınmış kalbine sığınarak kurtulabilecektir.

 

‘Beytü’l hazen’ tabirinde Yakup a.s.’a da telmih vardır. Hz. Yakup a.s.’ın, çok sevdiği oğlu Yusuf’u kaybettikten sonra çekilip senelerce gözyaşı döktüğü kulübesine ‘beytü’l ahzân’yahut ‘külbe-i ahzân’ adı verilmiştir. Yakup a.s.’ın külbe-i ahzân’daki hâli, Cemal-i Mutlak olan Allah Tealâ’ya muhabbetle yönelip, O’na bu dünyada iken kavuşmayı dileyen dervişlere örnek gösterilmiştir.”

 

“Kısacası tövbede sabırla, azimle ısrar etmek gerekir. Tövbe Elest Meclisi’ndeki ahdin tazelenmesidir Tövbeyi tutmak, ahde sadakat er kişin karcıdır. Fakat hata ve günah da insan içindir. Bu şekilde düşülen yanlıştan sonra tuttuğumuz eli bırakmadan kalpteki tahribatı tamir ettirmenin çaresine baklımalıdır.”

 

“REKABETTEN UHUVVETE”

 

Ali Yurtgezen hoca, adı geçen dergide  “Rekabetten Uhuvvete” yazısında da günümüzün azılı problemlerinden birine temas ediyor.  Müslümanları dahi pençesine alan rekabetin verdiği hırsı yaşamayan kaç Müslüman vardır?  Her sahada rekabet hırsının alıp başını gittiği, kapitalizmin her Müslümanın aklını çeldiği, ruhu ve geleneği olmayan modern bu çağda rekabet hırsının Müslümanın meziyetinin olmadığını, Müslümanın “Ahi” meşrep olması gerektiğini çoğu Müslüman unuttu gitti.  Ali Hocanın “Rekabetten Uhuvvete” yazısı kanayan bu yaramıza çâre gösteriyor. Şu birkaç satır bizi yazının tamamını okumaya sevk edecektir:

 

“Piyasadaki kalitesizlikten, beceri yetersizliğinden, güvensizlikten, ölçüsüz bir kazanma hırsının sevk ettiği düşmanca rekabetten herkes rahatsız. Çare arayışıyla geçmişe dönüp ahilik sistemini bugüne uyarlamaya çalışanlar var. Fakat sistemin özünü, temelindeki tasavvuf terbiyesini ıskaladıklarından taşıdıkları şeklî unsurlar işe yaramıyor.”

------------------------------------

KABİL GÖMLEĞİ ÜZERİMİZDEYKEN İSMAİL KURBANIN NERESİNDE?

 

“İyi yazı” fikir, kütük, nakış ve yeni sözler hendesi bir disiplin içinde bazen bir sayha, bazen içimi aydınlatan bir fener, bazen de akıl ve hafızamızı geniş bir zaman dilimi içinde çalıştırıcı bir görevi yerine getirir ki şu sıralar mevkuteler az rastlanır oldu. Kuru yavan, takur tukur yazılar okuyanı havanlandırmaz, alıp götürmez mâna âlemine.Yüreğe işleyen sözler söylemez. Tutanak gibidir; sıkar insanı. Haddim değil tavsif etmek ama işte “İyi yazı” örneğini bu kez şair ve fikir adamlığıyla temayüz eden Memduh Atalay yazmış ki, damarlarımız giriyor. İyi yazının erbabı için iki ayrı yazısından bazı bölümlerini paylaşmak vacip oldu:

 

“Bazı kelimeler vardır tadına doyulmaz: kurban, gardaş, gönül, can, dost ve daha nicesi... Ama kurban kelimesi zihnimizde, kalbimizde hem masum Habil'i, hem teslim olmuş İsmail'i taşır ki şuurlu veya şuursuz kullanılsın kurban denildiğinde bir adanmışlık, yakınlık, sözün muhatabına candan yaklaşımı hissettirir. Dini anlamda ise kendisiyle Allah'a yaklaşılan şeyi  özel olarak da Allah'a yakınlık sağlamak yani ibadet (kurbet) amacıyla belli vakitte  belli cinsten hayvanları kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.

 

Diriliş Üstadının dediği gibi "Çoraklaşan ruhumuza, kandil geceleri ile Ramazan ile arınamayan alışkanlıkların ve hevesin zincirinden çıkamayan benliğe metafizik bir ışık gibi düşer kurban. Daha bir hafta evvel 'hayvan' olarak adlandırılan mahluk artık kurban sıfatını kazanmıştır ve konuşmaktadır. Der ki kurban: Ey insan ben bir hayvan olduğum halde kusursuzum ve Allah'a kurban adayıyım, ya sen?". Bu soru ile metafizik bir çarpılma yaşar insan eğer tüm damarlarını öldürmemişse. Tüm kutsal aylar boyunca  arınmayan insana çağrı bu kez kurbanla gelmiştir. Ve insan düşünüp ben de kurban adayı olmalıyım diyerek ya  secdeye dönmeyi seçer veya hayvandan aşağı düşmeyi.

 

Musa'nın kavmi  sarı inek konusunda tereddüt yaşamış en son Musa (a.s) Cenabı Hak'tan tam tarif almış ve kavmine bildirmişti. Bakara suresinde "Ardından ineği boğazladılar az kalsın yapmayacaklardı." Diye bir ayetle insanoğlunun karakterine dair bir hakikati ortaya koyar. Bediüzzaman Hazretleri Mısır'da, Nil civarında bakarperestlik  akidesinin yaygın olduğunu (tarım toplumunun en önemli aracı olan öküzü Rezzak gibi algılama akidesinden bahseder ve Hazreti Musa'nın bu kurbanla bakarperestlik akidesini  ortadan kaldırdığını)söyler. Yüzlerce müfessir yüzlerce farklı anlam yakalamıştır. Ve kıyamete değin yeni anlamlar bulunacaktır.

 

Biz şimdi nerdeyiz? Rızkı, gücü,hakimiyeti kime atfediyoruz, Habile mi yoksa Kabile mi yakınız? İsmail teslimiyetinden iz taşıyor mu kurbanlarımız? Yahut sözüne sadakatten dönmeyen İbrahim (a.s) 'ın "tek kişilik ümmet" olan muvahhit duruşunun neresindeyiz?

 

Coğrafyamızda, Efendimiz (sav)'i kabrinde muazzep kılacak işler, nifaklar, düşmanlıklar sürerken, hakimiyeti, rızkı sebeplere ve ABD ve AVRUPA'YA hasrederken bizim kurbanlarımız nerede duruyor? Kaç kilo kıyma, kaç kilo kemik, kaç kilo et derdindeyken ve sofralara yoksullar konuk edilmezken etin, kanın, derinin bir anlamı var mı? İslam coğrafyasından Avrupa'nın merhametine kaçarken denizde boğulup karaya vuran Aylan bebeğin gölgesi kurbanlarımızın üzerinde durmuyor mu?                                                                                                   

 

Hele hele kurbanı tatil zannederek denize kaçanlar, et, kemik zannederek telaşe düşenler bizlerin bir şekilde tanıdığı, akrabası, eşi dostuyken... Tebliğ yükümlülüğümüz ve güzel örnek olma sorumluluğumuz yakınlarımıza bile değmemişse halimiz nedir, ahvalimiz nicedir?

 

Fert  fert içimizdeki kini, düşmanlığı, hasedi, hırsı kesmedikçe, Allah' a kurban olma yarışından kula kul olma derekesine düşmüşken deve boğazlasak ne olacak ki? Suriyeli işçileri düşük ücretle sömürüp hayvanın bile barınmayacağı evleri  yüksek fiyatla kiraya verdikten sonra kesilen kurban bizim yaklaşma aracımız mı yoksa Hak'tan uzaklaşma sebebimiz mi?

 

Evet ruhlar da bedenler gibidir. Öyle hastalıklar vardır ki ilaç kâr etmez. Ruh da dünyevileşme, Hak'tan sapma hastalığına düşmüşse Ramazan'da da Kurban'da da, mübarek gecelerde de takımının kederiyle ölü girer ölü çıkar. Coğrafyamız, duamız değilse; coğrafyamız kederimiz olamamışsa; olan şeylerin olmaması için bir tavır takınmıyorsak, canı, canana kurban veremeyeceksek, din kardeşimize Kabil bıçağı bilemişsek, bıçaksız katillik olan iftiradan beri tutmuyorsak nefsimizi, en fenası kardeşliğimizi Ecnebi oyunlarının malzemesi haline getirmişsek kurban nerede, bayram nerede?

 

Görmüyor musunuz coğrafyamızda 'İslam dilleri ile ağıtlar yükselirken İbranice, İngilizce, Almanca kahkahaların yükseldiğini?' Bu kurban nefislerimizin, dünyevi kaygılarımızın, çıkar amaçlı kalp virüsü yaymanın sonu Hak'ta birleşmenin bir miladı olsun coğrafyamıza! Son söz olarak derim ki:

 

Ey İslam paydasında bana kardeş kılınan bir buçuk milyar kardeşlerim! Ey Türk, Ey Arap, Ey Habeşli Köle, Ey Siyahi, Ey Kafkaslı, Ey  kardeşlerim!

Ey gardaş! ey can! canım  kurban!!!

----------------------------------

Memduh Atalay’ın fikrimizi toparlayan ve gönlümüze hüzün veren ikinci iyi yazısı:

 

“KIŞ MEVSİMİ GÖÇ İÇİNİZEDİR”

 

“Yaz mevsimi insanı şımartır biraz. Her bahçe meyve dolu her ağaç gölgesi barınaktır sanki. Eğer yakıcı sıcak yoksa Cenab-ı Hak "Cemal" ismiyle tecelli eder. Ve biz ünsiyet denen perdeyle nimetlerdeki kudreti görmeyebiliriz. Her nimette olduğu gibi Allah’ı, hesabı, münim-i hakikiyi unutan, nimetleri esbaba veren bir perde iner gözümüze. Yaz sanki zengin sofrası gibidir. Unutturur insana nimetin sahibini. Aynen ziyafeti veren zengini görüp de nimetin asıl sahibini anmamak gibidir halimiz.

 

 

'Kışları göç içinizedir ' buyruluyor. Kış mevsiminde Cenab-ı Hak "celal" ismiyle tecelli eder. Yağmur, kar, soğuk hele hele karakış bastırınca insan aczini, fakrını anlar ve Allah'ı daha çok duyumsar. Güneşe, soğuğa, yağmura, kara hükmü geçen yalnızca odur ve ancak O bunların hepsine hükmedebilir. Sanki fakir sofrasıdır kış mevsimi. Allah’ı unutarak nimet azgınlığına düşülmez kolay kolay. Divan Edebiyatında kış ile baharın çekişmesi öyle güzel anlatılır ki "bahariye" ve "şıtaiye"lerde sanki iki rakip, iki ayrı tecellinin güzelliğini sunar insana.

 

Şimdi mevsim kışa dönerken, allı yeşilli kurutmalar, acı tatlı kışlık yiyecekler, bulgur, un, tarhana ve daha onlarca zahire tedarikinin sonuna doğru gelirken, köylerde katırlarla çekilen odunlar istif edilirken, bağlardan evlere göç zamanı başlamışken kış daha gelmeden içimde başlayan "göç" ü dile getirmek meramındayım:

 

Ey kış öyle yağmurlar getir ki her zerremize işleyen kapitalist kiri yıkasın! Ey kış öyle karlar getir ki kararan yüreğimize lapa lapa yağsın da arınalım! Ey kış öyle bir göç olsun ki içimize gökkuşağı haline gelen evlatlarımız bir "içleri" olduklarını fark etsin!

 

Ey kış öyle üşüt ki Uludağ'da kış sefası yapan şömineli zenginleri Suriyelilerin çadırlarına odun taşısınlar! Ey kış öyle kapla ki Ortadoğu'yu mezar bulamayan "ölülerimize" sen kefen ol!

 

Ey kış öyle bir gel ki sinendeki baharı hissedelim! Ey kış öyle bir gel ki

Anne babasız çocuklara, Suriyeli gariplere, Yolda kalmışlara, Kimsesizlere, evsizlere, Yüreği yanıklara, Âşıklara, Hasretle bekleyen analara, Dua yüklü dedelere, Rahman'dan haber getir, Mikail(as)dan dan selam getir, cennetten iksir getir, maveradan ışık getir, kış elbisesine bürülü bir DİRİLİŞ ruhu getir!

Zalimlere, merhametsizlere, kesesi kapalı zenginlere, vahşi kapitalistlere, Allah düşmanı kâfirlere "Ebabil"den bir taş getir.

 

Ey kış rahmetin mazlumlara, zahmetin zalimlere olsun!” 

 
Etiketler: Kaldırım, imarına, değil, gönül, imarına, ihtiyaç, var
Yorumlar
Diğer Yazılar
“Dil Edebi”
“Turnalar Ali’mi görmediniz mi?”
Ana ile oğulun dostluğu
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Modern inkırazlar geliyor…
İnkıraz bir kez gelmeye görsün…
Sağcılık Kur’an-ı Kerim’e göredir.
Oy kullanmadan önce türkü dinleyin
Chp’nin iflâh olmayacağına dair
Açlığa medhiye
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Doğu’nun oğulları
Batı’nın oğulları üretme merkezi
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Sıcak
Güncelleme: 20.09.2018
Bugün
23° - 36°
Cuma
22° - 34°
Cumartesi
21° - 34°
K. Maraş

Güncelleme: 20.09.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı