Yazı Detayı
05 Mayıs 2015 - Salı 07:27 Bu yazı 976 kez okundu
 
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Semâvî dinlerini hayat nizamlarından tart eden bir düşüncenin ve “bilimin uygarlığı” mânasına gelen laik/seküler ve pozitivist muhtevaya sahip Batı “uygarlığı” ile Medine medeniyeti temelden birbirinin zıddıdır ve uyuşması gayr-ı kabildir.

 

Medeniyetin “Medîne’den, Medîne’nin de ‘deyn’ yani ‘din’ kelimesinden neşet etiğini, dînin bir sorumluluk düzeni getirdiğini, dînin ölçüleri istikametinde hareket eden Müslümanların ilim ve eğitim müesseselerine, umran ve şehir hayatına, eşya ve hâdiselere yekpare olarak İslâm’ın bakışının, yâni Kur’an ve Sünnet esaslarının damgasını vuran bir tekamül olduğunu târif ettikten sonra Cumhuriyetin medeniyet sahibi olmadığını kolayca anlayabiliriz.

 

İslâm şehir mimarisini ideolojik olarak reddettiği gibi mevcudu da yok etmeye çalışan, “Medinetü’l Fazıla” dan doğan medeniyetimizin en temel unsuru olan câmi aidiyeti ve düşüncesi olmayan Cumhuriyetin medenî olduğu söylenebilir mi?

 

MEDENÎ OLMAYI REDDEDEN CUMHURİYET

 

Medeniyet ihyasının birinci derecede merkezlerinden biri olması gereken üniversitelerin müfredat ve ruhunu İslâmîlikten uzaklaştırarak muhtevasını pozitivist düşünce ve lâ-dinî modernlikle doldurarak medeniyet tasavvurumuzu yozlaştıran Cumhuriyetin medeniyet sahibi olduğunu düşünmek akla ziyandır.

 

Cumhuriyetin millî eğitim (!) anlayışında İslâm medeniyet değerlerine atıf yapan tek bir nokta olduğunu veya olabileceğini söyleyen varsa onun aklından zoru vardır. Dinî musikimize dair görüş ve icrası olmayan, ülkenin her bucağını Viyana gibi heykellerle dolduran Cumhuriyet devletinin medeniyet tasavvuru olabileceğini düşünmek mümkün mü?

 

Türkiye’de İslâm medeniyetinin eğitim ve tefekkür temelleri olan medreseleri, dergâhları, tasavvuf terbiye ve tâlimini yasaklayan Cumhuriyetin medeniyeti olduğunu söylemek son derece gülünçtür.                                               

 

İslâm medeniyet inşasının temellerinden olan medrese ve tasavvuf mektepleri laikçi Kemalist Batılılaşmanın diğer adı olan Cumhuriyet devleti eliyle yürürlükten kaldırılınca medeniyetimizin zihnî ve mânevî temelleri de hayatımızdan çekilmiş oldu.

 

İSLÂM MEDENİYET TEMELLERİNE DARBE VURAN CUMHURİYETİN MEDENİYET KİMLİĞİ YOKTUR

 

İslâm medeniyet temellerimize Avrupalıların ve Moğolların dahi vurmadığı darbeyi Cumhuriyet devleti vurmuştur. Başla gövdeyi birbirinden ayırmış, Müslümanca tasavvur, duyuş, düşünüş, terkip, zevk ve anlayış kaynaklarımızı kurutmaya çalışmış ve büyük nisbette “başarılı” olmuştur. Çünkü İslâm medeniyet değerlerinin geniş bir kitle tarafından bilinme hassasının olmadığı ortadadır.  

 

Medrese eğitim ve ufkunun zemininde ilerlemeyen modern bilim ve düşünceden İslâm medeniyet anlayışı meydana gelmez. İslâm dairesinde içindeki kültür ve devletleri İslâm medeniyet potasında bütünleştirecek esaslardan biri, hattâ ilki medrese geleneğinin tekamül ettirilmesiydi ki medeniyetsiz Cumhuriyet en evvel tasavvuf terbiye mektepleri olan tekke ve dergâhlarla birlikte medrese eğitimini tart etmiştir.

 

Medeniyetin unsurundan biri olan medrese ve tekke eğitimi hayatımıza girmeden medeniyet olmaz. Cumhuriyetin laik ve ferdiyetçi bilgi alma ve bilgi aktarma eğitim tarzıyla malul olan medeniyetsiz üniversitelerinden medeniyet tasavvuru çıkmayacağı gibi medeniyet inşacısı da yetişmez.

 

Medeniyet inşacısının temel kaynağı olan medrese ve tasavvuf mekteplerinde talebe-hoca münasebeti, hikmet bilgisini tevarüs etme, yâni öğrenme, kendine mal etme ve başkalarına aktarma tâlimi şeklindedir. Geleceğin medeniyet inşacısı talebe medresede sadece ilim tahsil etmez; o ilmi var eden ruh âlemini, hayat iklimini, zihin, davranış ve yaşayış biçimlerini de tahsil, tevarüs eder ve yaşayarak hayâta katar. İslâm medeniyetinin hayat ve hakikatini, idrak ve varoluş usullerini tekamül ettirip yaydığı gibi medeniyetin devamlılığını sağlayan ilim, irfan hareketlerinin kollarını da çoğaltmış olur.

 

İşte medeniyetsiz Cumhuriyet bu eğitim tarzını “redd-i miras” ettiği gibi medeniyetimizin bu müesseselerini “gerici eğitim yuvaları” diyerek eğitim dünyamızdan uzaklaştırdı. Din terbiyemizi derûnileştiren ve edepli kılan tasavvuf mektepleri de medreseyle birlikte “çağdaş-modern”, yâni muasır medeniyet seviyesi” uğrunda mahkûm edilince bir müddet medeniyet inşacısı şahsiyetlerden de mahrum kaldık.

 

MEDENİYETSİZ CUMHURİYETTEN GAZALÎ’LER, SİNAN’LAR, MEVLÂNÂLAR ÇIKMADI, ÇIKMAYACAKTIR

 

Çünkü medeniyetsiz Cumhuriyet, İslâm medeniyet inşacısı şahsiyetleri suçlu muamelesi yaparak devlet ve kamu hayatından uzaklaştırdı. Bundandır ki medeniyetsiz Cumhuriyetten yeni Gazâlî’ler, İbn Sina’lar, Mevlânâ’lar, Yunus Emre’ler, Mimar Sinan’lar, Fuzûlî’ler, Itrî’ler, Mehmet Âkif’ler, Bediüzzaman’lar çıkmadı ve çıkmayacaktır.  

 

Medeniyetimize kasteden medeniyetsiz Cumhuriyetin millî (!) eğitim ve öğretim kurumları ile entellektüel ve akademisyen tipinden medeniyet inşacısı çıkmaz. Medeniyet inşacıları âlim, ârif ve hikmet sahibi şahsiyetlerdir ki Cumhuriyet devletinin resmî cephesinde bu evsafta şahsiyetlerin bulunması ve yaşatılması “laik, çağdaş ve muasır medeniyet seviyesine ulaşmak isteyen” inkılâplara aykırıdır.

 

CUMHURİYET DEVLETİ YÖNÜNÜ LÂ-DİNÎ BATI “UYGARLIĞINA” ÇEVİRDİ

 

İslâm medeniyetine kasteden Cumhuriyetin önderi, “Yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen asri (çağdaş), bütün mâna ve eşkali (biçim ve görünüşleri) ile uygar bir toplum hâline getirmektir. Memleketler çeşitlidir fakat uygarlık birdir ve bir milletin ilerlemesi için de bu yegane uygarlığa iştirak etmesi lâzımdır” nutkuyla medeniyet değerlerimize kastedenlerin “başı” olmuştur. Medeniyeti Avrupa’nın pozitivizm ve lâ-dinîlik üzerine yükselen Batı “uygarlığında” aramış ve millete müracaat etmeden ilân ettirdiği Cumhuriyet devletinin yönünü Kur’anî mânada medeniyet vasfını haiz olmayan bu sömürgeci “uygarlığa” çevirmiştir.

 

“MUASIR MEDENİYET SEVİYESİ” YLE ALDATMAK                                       

 

“Yegane uygarlık” tan kastının “muasır medeniyet”, yâni lâ-dinî Batı’nın fen-bilim, hukuk ve sosyal değerleri olduğunu bir daha belirtelim. “Muasır medeniyet seviyesine ulaşmayı” Batı medeniyeti ile çatışmada değil, barışıp uzlaşmakta ve Batı’nın temsil ettiği çağdaş toplumlar ailesine katılmakta görür. “Çağdaşlaşma” için “İslâm kültürünü aşıp laik millî kültürü yaratmak zorunda bulunduğumuzu” söyler:

 

“Cumhuriyetin ilke ve inkılâpları, Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyine bir an önce ulaştırabilmek için Batılı aklın ve mantığın çizdiği yolları gaye edinir. Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların amacı Türkiye Cumhuriyeti halkını her bakımdan uygar ve çağdaş bir toplum hâline getirmektir. İnkılâplarımızın temeli budur.”

 

Âmâ üstad Cemil Meriç’in sözleriyle cevap verelim: “Bu, kendi derisinden çıkmak, kendi mukaddeslerini inkâr etmek ve peşin peşin köleliğe razı olmak değil mi? Biz apayrı bir medeniyetin çocuklarıyız; düşman bir medeniyetin, bambaşka ölçüleri olan, çok daha eski, çok daha asil, çok daha insanca bir medeniyetin.”

 

Zihniyetine şerik olan ulusalcı ve laik Türkçüler onun şu sözleriyle İslâm medeniyetine taammüden ve ideolojik olarak karşı çıktığını kabullenmezler:

“Çağdaş uygarlık tek bir milletin veya tek bir dinin ortaya çıkardığı bir değer değildir. Diğer uygarlıklar gibi o da insanoğlunun yüzyıllar boyu devam eden katkılarıyla oluşan, rasyonel düşünceye ve lâik bir dünya görüşüne dayalı ortak bir eserdir. Biz batı uygarlığını kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya uygarlık seviyesi içinde benimsiyoruz.”

 

Medeniyetsiz Cumhuriyetin önderinin sık kullandığı “çağdaşlık” kavramı da İslâm medeniyet değerlerinin reddi ve Batı medeniyet değerlerini kabul, yâni “muasır medeniyet seviyesine ulaşmak” mânasına gelir. Laikçi sistemle, düşünme, yeme-içme, giyinip kuşanma ve bütün sosyal hayatımız ve müesseselerimizle Avrupalılar gibi olmaktır.

 

“MUASIR MEDENİYET” İSLÂM’A KARŞIDIR…

 

“Muasır medeniyet seviyesine” nasıl ulaşılacağının cevabını da kendisi verir: “Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz. Bütün mesaimiz Türkiye’ye asrî, binaenaleyh Garbî hükümet vücuda getirmektir. Medeniyete girmeyi arzu edip de Garba teveccüh etmemiş millet hangisidir?”

 

Cumhuriyetin ideolojisiyle idraki kirlenen zavallı aydınlar onun, “…Medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir...” sözünü  “yerli bir medeniyet hamlesine işaret olduğunu zannettiler. Oysa “en hakiki mürşit ilimdir” sözü dinin varlığını reddeden Batı’nın pozitivist “bilim ve akıl” ılığından oluşan “uygarlığını” işaret ediyordu. “Tanrı” ya ihtiyaç duymadan düşünen ve dinin müeyyidelerinden bağımsız ve sözde hür olarak iradesini geliştirmek demektir ki, medeniyetsiz Cumhuriyetin temel gayesi de buydu. 

 

“HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİD İLİMDİR” SÖZÜYLE BATI’NIN POZİTİVİST BİLİMİ HEDEFLENMİŞTİR

 

Yeri gelmişken belirtelim ki medeniyetsiz Cumhuriyet önderinin 1924’de Samsun’da söylediği “…Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” sözü pozitivist ve deist şair Tevfik Fikret’indir. Medeniyetsiz Cumhuriyetin resmî târihi yazmasa da, “önder”, bu sözün sahibinin “ilham kaynağım büyük şair” dediği Tevfik Fikret olduğunu söylemiştir.

 

“Mürşid” sıfatını da İslâmî mânada “irşad eden, doğru yolu gösteren rehber” karşılığında kullanmadığını, Batı uygarlığının lâ-dinî bilimini kastettiğini hatırlatalım. Çünkü bu sözün devamında “İlim ve fen haricinde mürşid aramak gaflettir, cehalettir, delalettir” diyerek, Osmanlı-İslâm medeniyetinin inşacılarını kastediyor. Ayrıca o devirde dilde uydurukça kelime inkılâpları henüz yapılmadığı için “mürşid” kelimesini mecburen kullanmıştır. 

 

Medeniyetsiz Cumhuriyetin önderi, Gökalp gibi birçok reformcudan farklı olarak Batı medeniyetinin bir bütün olarak alınmasından yanaydı. Onun için modernleşme, muasırlaşma, çağdaşlaşma kavramları İslâm medeniyetinin reddi ve Batı medeniyetine, yâni “ortak ve üstün medeniyete” dâhil olmak mânasına geliyordu. Bundandır ki Cumhuriyet ideolojisine göre Osmanlı-İslâm asırları medenî sayılmadığı için “medenî ve asrî olmak” için Batılılaşmak yönünde inkılâplar yapılmalıydı.

 

CUMHURİYETE GÖRE: “NEDENİYET DİNE BAĞLANAMAZ”

 

“Medeniyetin dinin temellerinde inşa olunmadığını, medeniyeti muasır Avrupa’da aramak gerektiğini, hiçbir medeniyet hiçbir dine bağlanamaz. Bir Hıristiyan medeniyeti olmadığı gibi bir İslâm medeniyeti de yoktur” sözünün sahibi Ziya Gökalp’ ın yanında, “Ya Garplılaşırız ya mahvoluruz” diyen Meşrutiyet’in pozitivistlerinden Ahmet Muhtar ve “Bir ikinci medeniyet yoktur, medeniyet Avrupa medeniyetidir, bunu gülü ile dikeni ile isticlâs etmek mecburidir” yazısıyla hayli tesirli olan Abdullah Cevdet, medeniyetsiz Cumhuriyetin önderinin ilham aldığı Garbçı aydınlardır.

 

Lâ-dinî muhtevaya sahip Cumhuriyet devletinin Osmanlı-İslâm medeniyet değerlerine kastetmesinin sebebi Batı “uygarlığını” hedefleyen ideolojisidir ki, bu düşmanlık anlaşılabilir bir düşmanlıktır. Bu noktada Cumhuriyet yanlısı “sağcı” ve “Türkçü ” aydınların, İslâm medeniyet mirasımızı reddeden devletin bu tavrını “Kütüphâne raflarını çökertecek” akademik çalışmalarla “lüzumlu bir kültür ve medeniyet değişmesi olduğunu” yazarak meşrûlaştırma çabalarını esefle hatırlamak gerek.   

---------------------------------------------

İSLÂM MEDENİYET FİKRİMİZİ TÂLİM ETTİREN “TERKİP VE İNŞA DERGİSİ” NİN 2. SAYISI ÇIKTI
                                                                                                                               

Türkiye’de Müslümanların kamuda ve siyasî hayatta varlığının hissedilmesini birazcık sağlayan bir iktidara rağmen İslâm medeniyet hamlesine dair bir emare ve kımıltı görülemeyen bu zamanda medeniyet tasavvurumuzu ve donmuş bir şekilde duran medeniyet fikrimizi ateşleyecek bir derginin doğuşunu haberdar etmek istiyorum.

 

Fikir Teknesi Yayınları’nın kurucusu Haki Demir’in koordinatörlüğünde çıkan, bütün görevi yalnızca medeniyet fikri üstüne tâlim ettirmek olan “Terkip ve İnşa” dergisinin sayısının mündericatı şöyle:

 

Takdim Editör
Medeniyet-i Sahiha: Ali Yurtgezen
İslam Medeniyet Tasavvuru: Haki Demir
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet: Ahmet Doğan İlbey
Medeniyet Tasavvuru veya Büyük Terkip: İbrahim Sancak
Medeniyet tasavvurunda üç sütun: Nurettin Saraylı
Medeniyet tasavvurunda üç mecra: Ebubekir Sıddık Karataş
Medeniyet tasavvurunda üç şahsiyet: Alihan Haydar
Medeniyet tasavvurunun mana mimarisi: Hamza Kahraman
Medeniyet tasavvuru için ıstılah haritası: Abdullah Tatlı
Tarih ütopya ve yedi kurucu kavram Atilla Fikri Ergun
Tek dişi kalmış medeniyete karşı takma dişli medeniyet hamleleri: Ayhan Eralp
Medeniyet tasavvurunun lisan havzası mayınlı: Metin Acıpayam
Medeniyet tasavvurunda müktesebatın tedvini: Osman Gazneli
Medeniyet tasavvurunda ilimlerin tasnifi: Ahmet Kamil Tuncer
İlimlerin tasnifi ve terkip ilimleri: Ramazan Kartal
Medeniyet tasavvuru için medeniyet akademisi: Faruk Adil
Söze başlarken…: Mehmet Can
Medeniyet tasavvurumuz ve üç esas: A. Bülent Civan
İslam medeniyeti-batı uygarlığı: Kaan Yiyen
Medeniyet sempozyumu çağrısı: Mustafa Karaşahin
Medeniyet sempozyumu mevzu haritası

 

 
Etiketler: Medeniyetimize, Kasteden, Medeniyetsiz, Cumhuriyet
Yorumlar
Diğer Yazılar
“Dil Edebi”
“Turnalar Ali’mi görmediniz mi?”
Ana ile oğulun dostluğu
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Modern inkırazlar geliyor…
İnkıraz bir kez gelmeye görsün…
Sağcılık Kur’an-ı Kerim’e göredir.
Oy kullanmadan önce türkü dinleyin
Chp’nin iflâh olmayacağına dair
Açlığa medhiye
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Doğu’nun oğulları
Batı’nın oğulları üretme merkezi
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Sıcak
Güncelleme: 20.09.2018
Bugün
23° - 36°
Cuma
22° - 34°
Cumartesi
21° - 34°
K. Maraş

Güncelleme: 20.09.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı