Yazı Detayı
23 Ocak 2016 - Cumartesi 13:34 Bu yazı 751 kez okundu
 
Medine, Medeniyet ve Şehir
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Evvel emirde belirtelim ki, seküler ve sentezci olmayan Müslüman için medeniyet din ve Medine’den sâdır olmuştur. Yâni medeniyet İslâm’dır.  Peygamber Efendimiz’in Medine’ye hicretiyle İslâm’dan şehir anlayışı tecessüm etmiş, dinin temelleri üzerine toplum ve şehir düzeni kurulmuştur.

 

İslâm her şehre Medine demiyor. Âlimlerin yazdıklarına göre, Kur’an-ı Kerim’de “medîneti” şeklinde geçen kelime şehir mânasındadır. Peygamberler gönderilmeden önce şehirlere “karye” denildiğini, Yasin sûresinin 20. âyetinde ‘Ey kavmim, (size) gönderilmiş olan resûllere tâbî olun!’…” buyruğu ile Medine’nin, Peygamber Efendimiz’in “risaletinin dâvetine açık kılınan belde” olarak tavsif edildiğini öğreniyoruz. 

 

Hicr sûresi, 67. âyetinde “Ve şehir halkı (medîneti) birbirini müjdeleyerek geldi” buyruğu ile Peygamber Efendimiz’in risaletine giren belde, karye değil, “ehlul medinetî” kelimesiyle ifade ediliyor. Dolayısıyla İslâm’ın şehir târifini ağyarını mâni, efrâdını câmi bir şekilde yapmak için “Medîne” ve “karye” farkını ortaya koymak şart.

 

Bu bilgilerden anladığımız şudur: Peygamber Efendimiz’in risaletini kabul eden, bu istikâmette toplum, hukuk ve devlet düzeni oluşan ilk şehir, dolayısıyla medeniyetin menşei ve modeli Medine’dir. Mekke, Peygamber Efendimiz’e ilk vahyin geldiği ve İslâm’ın ilk tebliğ edildiği belde olmasına rağmen, O’nun (s.a.v.) risaletinde ilk câmi, ilk Müslüman toplum, hukuk ve devlet düzeninin yürürlüğe girdiği şehir değildir. Çünkü o günün şartlarında Mekke’de İslâm’ın toplum, hukuk ve şehir düzeni ortaya çıkmamıştır. Bundandır ki medeniyetimizin menşei Medine’dir.

 

Bu mânada şehir, İslâm’ın yürürlükte olmasıyla ve Peygamber Efendimiz’in hicretiyle Medine’de muhtevasını kazanmıştır. Çağın ihtiyaçlarına göre değişerek devam etse de ana esaslarıyla Medine modelinden uzaklaşmış, onun toplum ve devlet düzeninin tesirinin olmadığı modern şehirlere Medine mânasında şehir demek mümkün değil.

 

Kitaplardan öğrendiğimiz üzere medeniyet, Arapça’da ‘şehir” mânasına gelen medine isminden türetilmiş ve “es- siyâse” (yönetmek) “malik olmak” mânalarını da olan bir kelimedir. Haki Demir’in ifadesiyle “İslâm şehri, İslâm’ın muhtevasındaki ‘yüksek nizam fikrinin’ mâhirane ve sanatkârane tecellisidir. ‘Üstün nizam mefkûresinin’ şehir adı altındaki altyapısıdır. Şehir, fikrin tecessüm etmiş hâlidir. Fikir üç şeye nüfuz eder, insan, hayat, şehir… İnsanda şahsiyet inşa eder, hayatta ahlâk olur, şehirde tecessüm eder.”

 

Öyle ki Müslümanlar şehir imkânlarına sahip Mekke’de ferdî olarak dinini yaşamayı gaye edinselerdi Medine’ye hicret etmezlerdi. Gaye, Peygamber Efendimiz’in risaletinde İslâm ahkâmının olduğu bir beldede toplum ve şehir düzeni içinde Müslümanlığın yaşandığı bir medeniyetti.

 

İSLÂM SÛRETİNİN HÂKİM OLDUĞU BİR ŞEHRİMİZ VAR MI?

 

Bir virüs gibi yayılan modernizme karşı duramayan Müslümanların bugün maddî ve ruhî cephesiyle yekpâre bir İslâm şehir kültürünü oluşturmaktan hayli uzak olduğu malûm. Yaşadıkları mekân ve şehirlerde İslâm medeniyetinin tezahürlerinin olduğu söylenemez.

 

Bugün dahi muhafazakâr idarecilerimiz şehri teknik ve imardan ibaret görerek, Medine modelinin tezahürlerinden mahrum ve ruhsuz “Dikey şehirler” inşa etmek için yarışıyorlar. Müslümanların şehirleri Viyana, Paris ve Newyork’lara benzetiliyor.

 

Medeniyetin sûreti şehirdir. Bir şehre girdiğinizde câmilerin varlığının öne çıkmış olduğunu görüyor ve ezan sesini duyuyorsanız Müslümanların şehrinde olduğunuzu bilirsiniz. Fakat bugün İslâmî bu iki değer o şehirde İslâm medeniyetinin her bakımdan hâkim olduğunu ispat etmeye yetmiyor.

 

ERDEMLİ İNSAN ERDEMLİ ŞEHİRDE ÇOĞALIR

 

İslâm şehirlerinin tamamında ulu câmi vardır ve şehir bu câmilerin etrafında şekillenir. İslâm şehrinin kalbi vardır. Medine’de Mescid-i Nebevî, ondan sonra kurulan şehirlerde de ulu câmiler, içinde bulundukları şehrin kalbi olmuştur.

 

Şehrin ruhu, içinde yaşayan Müslümanların ruhudur. Şehirler kentleşmeye başlayınca, içindeki insan ruhundan ve medeniyetine olan mensubiyetinden fire vermeye başlıyor. Erdemli insan erdemli şehirle çoğalır. Çünkü erdemli şehir İslâm sanatlarından ilimlerine, kültüründen eğitimine kadar her güzel hasletin merkezidir.

 

Girdiğiniz bir İslâm şehrinde din, dil ve bütün değerlerimizin caddeden, sokağa, mağaza tabelalarından, park- bahçe tarzlarına ve meskenlerinin mimarilerine kadar kendi kimliğimizi haiz değilse o beldenin İslâm medeniyetine aidiyetinin olduğunu tam olarak kestiremeyiz.                                                                        

 

İslâm şehrinde câmilerin hemen ötesinde heykeller silsilesi yer alıyor, dev avm ve plazalar ulu câmileri, dinî ve tarihî mekânları gölgede bırakıyorsa o beldenin İslâm medeniyetine mensup olduğunu gönlümüze inandıramayız. İslâm şehrinin meydanlarında heykel değil, Kur’ân harflerinin anlamlandırdığı tezyinat ve âbideler olmalıdır.                                                                                                                             

 

Mukaddeslerimizden uzaklaştıran, yabancılaştıran, avm’lerinde vakit geçirilen, alışveriş ve tüketim egzersizleri yapılan lâ-dinî kapitalizmin mabetleriyle dolu kentten medeniyet olmaz. İslâm şehirlerinin medeniyet kimliğinden koptuğunu söylemeye en evvel mukaddesatçı idareciler başlamalıydı. Müslüman şehrin alâmet-i fârikası avm’ler midir sualinin cevabını verecek ehl-i medeniyet bir devlet ufukta görünmüyor.

 

Şehir belediyelerinde salahiyet sahibi olan İslâmcıların medeniyet hamleleri kültür ve maarif sahasında görülmediği gibi, şehircilikte de hiçbir behreleri görülmedi. Daha fenası şehirlerde İslâm estetiği ve düzenlemesi istikametinde ciddî bir atılım yapılmadı. Batı’nın “uygarlık-civilisation”,  yâni laik sivilleşme kavramını medeniyet şeklinde anlayanların bıraktığı şehirleri parlatmaktan öte medeniyetimize dair alâmetler ortada yok henüz.

 

MÜTEKÂMİL ŞEHİRLER NE ZAMAN DOĞACAK?

 

Dindar ve mukaddesatçı iktidarlar, modernite ve kentleşme karşısında mağlup düşmüşlerdir. “Şehir ahlâkın, sanatın, felsefenin ve tefekkürün geliştiği, insanın en üst seviyede varlığının anlamını tamamladığı ortamdır” diyen İslâmî şehir mimarisinin mütefekkiri Turgut Cansever’in dediklerini kaç dindar-mukaddesatçı hükümet erkânı dikkate almıştır?                                                                                                                             

 

Kimliksiz hâle gelen şehirlerimiz bugün İslâm’ı değil, herhangi bir medeniyeti dahi çağrıştırmıyor. Batı şehirlerinin kötü ve gülünç taklitleridir. Bir yanda heykeller, bir yanda câmi ve İngilizce isimli dev avm’ler şehirlerimizi utanç verici bir kimliğe sokmuştur. Sûret ve sîretiyle iftihar edeceğimiz bir İslâm şehrimiz var mı bugün?

 

Kıblegâhımız Mekke-i Mükerreme de dahil olmak üzere, Şam, Halep, Bağdat, İstanbul, Bursa, Konya gibi bir zamanlar medeniyetimizin numunesi olan medenî beldelerde İslâm şehir kimliğinin devam ettiğini söylemek mümkün mü? Şehir tasavvurumuzu kaybettiğimiz bozgun dönemlerinden bu yana ucube birer sentez şehir sûretinin hâkimiyetinin devam ettiğini görmek izzetimize dokunuyor.

 

Müslümanlar kente karşı çıkmalı. Allah’a asi duran ruhsuz gökdelenlerin, apartmanların, metroların istilâ ettiği şehirler kalbimizi yaslayacağımız, huzurumuzu bulacağımız şehir değil, kenttir. Ruhu olmayan kentten şehre zaman döneceğiz? 

                                                                                                                 

Şehri ulvî saadetlere ulaşmanın merkezi olarak gönüle benzeten Hacı Bayram-ı Veli Hz.lerinin “Nâgehân ol şâra vardım ol şârı yapılır gördüm / Ben dahi bile yapıldım taş u toprak arasında” dediği mânada, mütekâmil kimliğe sahip şehirleri özlüyoruz.

 

Şehrini arayanlara, yâni şehrini kaybettiğinin farkına varanlara, acısını çekenlere ihtiyacımız var.

-------------------------------------

MEDENİYET DERGİSİ TERKİP VE İNŞA 11. SAYIYA ULAŞTI

 

İslâm medeniyet anlayışı üstünde fikir tâlimi ettiren, her sayısıyla medeniyetimizin bir veçhesi ve tezahürü hakkında dosyalar yapan TERKİP VE İNŞA dergisi (terkipveinsa@gmail.com) Haki Demir, Metin Acıpayam ve Adnan Köksöken’in gayretleriyle 2016 / 11. Sayısını “ ŞEHİR VE MEDENİYET” mevzuuna ayıran derginin bu sayısının mündericatı şöyle:

 

Takdim / Adnan Köksöken

Şehir ve Medeniyet /Haki Demir

Modernite Açlığı ve Şehir idraksizliği / Yahya Düzenli

Fikirsiz Şehir ve Şehirsiz Fikir / İbrahim Sancak

Medine, Medeniyet ve Şehir / Ahmet Doğan İlbey
Medeniyet Mefkuresi ve Şehir Fikri / Nurettin Saraylı
İslam Şehir-Medeniyet Düzeni – Bedevilerin “İslam’ı” ve Köylü-Kasabalı Kafa / Atilla Fikri Ergun
Nerede Bizim Şehrimiz / Necip FAZIL Kısakürek (İktibas 1944 Büyük Doğu Dergisi)
Medeni Mahalle / Şevki Karabekiroğlu
Şehir İnsan Hayat / Ebubekir Sıddık Karataş
Sanatkarane inşa edilen şehir  / Selahattin Adanalı
Şehir Anlayışı / Metin Acıpayam
İslam şehir anlayışı /  Osman Gazneli
Ölüm ve hayat aynasında şehir tasavvuru / A. Bülent Civan
Şehir cemiyetin teşkilatlanmış halidir / Faruk Adil
Şehir cemiyetin müesses nizamıdır / Abdullah Tatlı
Yahya Düzenli ile mülakat / Metin Acıpayam
Modern Bedeviler, Gökdelen Ormanları ve TOKİ Kümesleri / Hayyam Ömer (Ömer Yılmaz)
İslam cemiyetinin mekan haritası /  Alihan Haydar
Yıllık muhasebe ve tenkit talebi / Ahmet Selçuki

 
Etiketler: Medine, Medeniyet, Şehir,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Sağcılık Kur’an-ı Kerim’e göredir.
Oy kullanmadan önce türkü dinleyin
Chp’nin iflâh olmayacağına dair
Açlığa medhiye
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Doğu’nun oğulları
Batı’nın oğulları üretme merkezi
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Az Bulutlu
Güncelleme: 17.07.2018
Bugün
23° - 37°
Çarşamba
23° - 36°
Perşembe
24° - 35°
K. Maraş

Güncelleme: 17.07.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı