Yazı Detayı
24 Ağustos 2017 - Perşembe 05:53 Bu yazı 287 kez okundu
 
Osmanlı’da askerlik meselesi
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Sizin Osmanlınız” başlığıyla e. posta ile fakîre gönderilen bir metinde, Osmanlı’da, evli olsun, bekâr olsun izni alınmadan zorla dayakla asker toplanarak ve köle gibi bakımsız bir şekilde oradan oraya sürüklenerek on yıllarca süren bir zaman içinde memleketine gönderilmeyen zorba bir askerlik sisteminin olduğu anlatılıyor.

 

Metnin kaynağı belirtilmemiş. Âciz kanaatimce metinde geçen asker toplama usulündeki ifadelerde indîlik ve subjektiflik var. Küçük adî vak’alar genelleştirilerek verilmiş ki, devrin askerlik kanununa göre doğru değil.

Usta tarihçilerden Halil İnalcık, Yılmaz Öztuna gibi aklıma gelen birkaç tarihçinin yazdığına göre mevzuat olarak zorla ve dayakla askere götürme vak’ası yok.

 

Devrin şartları gereği askerlik sisteminde hatalar olabilir, bu ayrı bir konu. O asırlar bir bozgun süreci… Bu vak’a veya benzeri ârızalardan yola çıkılarak genelleme yapmak asıl Osmanlı anlayışımızı ideolojik / modernist bakışla yıpratacağı kanaatindeyim.

 

Elbette Osmanlı’nın idari bakımdan eleştirilebilir yönleri vardır. Eleştirilemez değildir. İdeolojik olmamalı, eleştirilen mevzu hangisi ise bağlamından koparılmadan anlatılmalı. Osmanlı’ya böylesine reddiyeci yaklaşılırsa o asırlardan tevarüs edilen ve hüviyetimizi oluşturan medeniyet ve irfanî değerlerin bir süre sonra değersiz ve soğumuş olarak dimağlarda yer etme tehlikesi var.

 

İdeal olmasa da mağlubiyet psikolojisinin başladığı şartlar çerçevesinde bir arayış olan İnhitat Dönemi Osmanlı asırlarında askerlik meselesinin hülâsası şöyle:

 

Asakir-i Muhammediye, Sultan İkinci Mahmud’un Yeniçeri Ocağını ortadan kaldırmasından sonra bu teşkilâtın yerine tesis edilen ordunun adıdır. Bozgun ve fitne yuvası hâline gelen bu ocak 1826’da lağvedilir. Yerine Peygamber Efendimiz’in adına izafeten “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” adı verilen teşkilât kurulur. Hazırlanan nizamnâmeye göre kimliği belirsiz kimselerle, dönmeler bu teşkilâta alınmayacaktır. Şartları elverişli ve yaşları on beş ile otuz arasında bulunanların kaydı yapılacaktır. Tâlibliler arasında on beş yaşından

 

Yeni kurulan ordunun asker ihtiyacı Müslüman halktan karşılanmaktadır. Bu sistemde, maaşlı olan asker ve zabitandan isteyen on iki yıl hizmetten sonra ticaret ve ziraat gibi işler için maaşsız olarak terhis edilebiliyor. 1834 yılına gelindiğinde, yine Prusya ordusunda örnek alınarak “Redif-i Mansure-i Muhammediyye” adıyla yedek bir ordu kurulur ve tedrici olarak tüm vilayetlerde teşkilâtlandırılır. Redif ordusunun esas görevi, kırsal kesimde asayiş ve kanun hâkimiyetini tesis etmektir.

 

1830’lu yıllarda, Mısır’da Mehmet Ali Paşa’nın kurmuş olduğu zorunlu askerlik sistemine dayalı ordunun başarıları, Osmanlı devletinde mecburi askerlik sistemine geçiş tartışmalarını başlatır. 1839’da Tanzimat Fermanı’yla “askerlik hizmetinin tüm halkın vatan borcu olduğu ve her şehirden talep edilen asker miktarının uygun bir usulle, dört veya beş yıllık bir süreyle ve sırayla alınması” esası getirilir.

 

Böylelikle Avrupa’da (Fransa, Prusya, Avusturya ve Rusya) uygulanan mecburi askerlik sistemine geçildiği ilân edilir. “Vatan borcu” kavramı devlet ideolojisinde köklü bir değişmeye uğrar.  Farklı etnik köken, dil ve dine mensup bulunan tebaa artık “vatandaş” olarak kabul edilir ve herkese ortak aidiyeti ifade eden vatanın savunmasında askerlik hizmeti yapma mecburiyeti getirilir.

 

Vatan temelinde yeni bir “Osmanlı Milleti” oluşturma çabası, Müslümanlar için problem oluşturmaya başlamıştır. Şeriatın hüküm sürdüğü her yeri vatan olarak kabul eden Müslüman bakışını değiştirmek için İslâmi bir dayanak bulunur. ”Hubb-ül vatan min el-iman” (vatan sevgisi imandandır) hadisi ile Müslümanlar için vatanın kutsallığına yönelik bir anlayış oluşturulur.

Bu anlayış teknik bakımdan olmasa da, duygu ve düşünce yönüyle milletin vicdanında ve kalbinde yer ettiğini söylemek lâzım.                                               

 

1843’de “Tensîkât-ı Celile-î Askeriye Kanunu” yla beş yılı muvazzaf, yedi yılı rediflik olmak üzere on iki yıllık mecburi askerlik süresi getirilir.1846’da “Kanunname-i Askeri” ye ile Osmanlı ordularının asker ihtiyacını karşılamak üzere yeni bir sisteme geçilir. “Kur’a Kanunnamesi” olarak bilinen bu düzenlemede ordunun asker ihtiyacı belirlenir. Beş yıllık hizmet süresi göz önünde bulundurularak, her yıl terhis edilenlerin yerine alınacak askerin, yapılacak nüfus sayımına göre belirlenen 20-25 yaş grubundan kur’a usulü ile alınması kararlaştırılır.

 

Mecburi askerlikten İstanbul, Mekke ve Medine halkı, müftüler, hâkimler, imam, hatip, müezzin, şeyh çocukları, medrese öğrencileri gibi vazifesinden dolayı bazı zümrelere muafiyet tanınır. Kur’a da ismi çıkanların, kendi yerlerine “bedel-i şahsi” adıyla bir başkasını vekil olarak göndermesi mümkün olduğu gibi, “bedel-i nakdi” ödemek suretiyle askerlik vazifesini bedeli karşılığı yerine getirmeleri de mümkündür. Ayrıca Kur’a da adı çıkmayanlar “gönüllü” olarak askerlik yapma imkânına sahiptir.

 

1855 tarihli bir kararnâme ile, vatandaşlık hukuku gereği olarak gayrimüslimler için cizyenin kaldırıldığı, askerliğin bütün Osmanlı halkı için mecburi kılındığı, bundan böyle gayrimüslimlerin de Müslümanlar gibi askerlikle mükellef tutulacağı açıklanır. Ancak, hıristiyan halk bu borcu yerine getirmeye pek istekli olmadığı için, cizye adıyla ödedikleri vergi yerine bu defa, “bedel-i nakdi” ödeyerek, fiilen askerlik yapmama yolunu tercih eder.

 

1870 yılında yapılan ikinci bir düzenlemeyle, altı orduya ayrılmış Osmanlı ordularında askerlik hizmeti, tayin edilen müddet içerisinde, nizamiye, redif (yedek asker) ve müstahfaz (kırk yaşından sonraki ihtiyat askeri) şeklinde yapılandırılır. 1909’daki düzenleme ile, askerlikten muaf tutulan halk da askerlik mükellefiyetine alınır. Bu sistem, 1914 yılında düzenli ordu ile redif sisteminin birleştirilmesine kadar sürer.

 

Hâsıl-ı kelâm; Osmanlı’nın askerlik yapısı bugünden bakıldığında tenkit edilebilir tarafları var. Ama ideal olmadığını bilsek dahi o günden bakmak daha insaflıdır. Biz bugün o şartlar da değiliz. Mâzide kalanları kendi şartlarına bırakmak lâzım. Mâziyi, yâni Osmanlı’yı bugünün şartlarından bakarak tenkid etmek doğru değil. Türklük fikrini parlatmak için yapılıyor olması da Türk anlayışımız bakımından sağlıklı değil.

 

Şimdi farkına varılmasa da, bir süre sonra Osmanlı’ya modernist bakış tarzının zararları ortaya çıkacaktır. Bugün hepimiz ve bütün İslâm âlemi için baştâcı ve elzem olan Türklüğümüzü ihmal etti önyargısıyla Osmanlı’ya genelleme yaparak modernist bir tavırla bakmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

 

Müsamahanıza sığınarak söyleyeyim ki Osmanlı’dan koparılmış bir Türklük anlayışının, ne ümmet le ne Türkî dünya ile irtibatı kalır. 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: Osmanlı’da, askerlik, meselesi,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 22.05.2018
Bugün
18° - 31°
Çarşamba
18° - 31°
Perşembe
18° - 29°
K. Maraş

Güncelleme: 22.05.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı