Yazı Detayı
12 Nisan 2016 - Salı 08:57 Bu yazı 633 kez okundu
 
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Birinci Harpten sonra, Batılı devletlerin topyekûn saldırısı karşısında Osmanlı’nın çekilmek mecburiyetinde kaldığı ve bugün Suriye olarak adlandırılan topraklar Osmanlı döneminde Lübnan’a kadar olan bölgeyi de içine alan Bilad-ı Şam ismiyle bilinirdi.

 

Suriye, Osmanlı fethinin başladığı 1516 yılından itibaren farklı idari statülerde Osmanlı Devleti’nin tasarrufu altındaydı. Bugünkü Suriye’de yaşanan katliamları ve iç savaşı açıklamak için bu bölgenin yakın tarihine uzanmak gerek. Her mezhep ve kavimden toplumların ümmet zemininde yaşadığı o huzurlu zamanların nasıl ve kimler tarafından yok edildiğini anlamaya çalışmak, Suriye meselesiyle uğraşanların müracaat edeceği bir kaynaktır. Dolayısıyla derin bir yara hâline gelen Suriye meselesinin köklerini tarihte aramak  lâzım.

 

Bugünkü Suriye’nin meselesinin iflah olmaz bir yaraya dönüşmesi Osmanlı sonrasındadır.1877 tarihli düzenlemeye göre Osmanlı devleti bu bölgeyi altı idari birimle huzurla bir şekilde yönetiyordu. Halep Vilayeti, Şam Vilayeti, Kudüs Mutasarrıflığı, Deyruzzor Sancağı, Beyrut Vilayeti, Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı.

 

Batılı devletlerin çeşitli faaliyetleri neticesinde özellikle 1904-1949 arası “Büyük Suriye ideali” adı altında toplanan Arap milliyetçilerin çıkışına kadar tablo böyleydi. Osmanlı’nın parçalanmasını, dolayısıyla küçülmesini isteyen sömürgeci Batılı devletlerin desteğiyle Arap milliyetçileri sancak ve eyaletlerin kendilerine verilmesini istiyordu. Osmanlı devletinden kopmuş, Batı’nın kontrolünde “Birleşik bir Suriye” plânlanmıştı.

 

1920 yılında Fransız Ordusu federal Suriye kurmayı denemeye başladılar. Suriye’yi Osmanlı’dan koparmak Fransız devleti için tarihî bir kinin de bulunduğu bir gaye idi. Devrin Ortadoğu sorumlusu Fransız generalinin Selahaddin Eyyübi’nin türbesini tekmeleyerek “Haçlı Savaşları bizim için zaferimizle bitti” diyerek yüksek sesle nâra attığını Suriye meselesiyle uğraşanların unutmaması gerek.

 

Bugünkü kanlı Suriye’nin bir asırlık geçmişinin ardındaki bölücü el Fransız devletidir. Osmanlı’dan, yâni Türkiye’den koparılmış Suriye’yi meydana getiren altı devletin kurulmasının plânlayıcısıdır. Bu devlet sözde devletçikler şunlardı: Şam Devleti (1920), Alevi (Nusayri) Devleti (1920), Büyük Lübnan Devleti (1920), Halep Devleti (1920), Cebel-i Dürzi Devleti(1921), İskenderun Sancak Devleti (1921).

 

Türkiye ve Suriye arasındaki Hatay meselesi de yine Fransızların bu plânı içindedir. 1939’a kadar güdümlü bir “Hatay Devleti” olduğunu üzülerek hatırlatalım. Daha sonra Hatay ve Lübnan, oluşturulan Suriye yapısından ayrılıyor ve Hatay Türkiye’ye katılıyor.

 

Halep ve Şam, Arap milliyetçileri yine Fransız desteğiyle birleşerek Suriye Devleti ismini alıyor. Özerk kalarak kültürel kimliklerini koruyabileceklerini. Nusayriler bu birleşmeye kabul etmiyorlardı.

 

Günümüzde Suriye iç savaşının nasıl ve niye çıktığını anlamak için bu tabloya bakmak lâzım. Bugün kangren olmuş Suriye rejimine giden yolu anlamak için Batı destekli darbelerin kimlerce yapıldığına bakılmalı. Mart 1963’te Baas Darbesi, Şubat 1967’de Alevi, yâni Nusayri Darbesi, Kasım 1970’de Hafız Esed Darbesi bugünkü kanlı Suriye’nin müsebbibidir

 

Batılı devletlerin her ülkede yaptığı gibi Suriye’de de Osmanlı’dan sürüp gelen âlim ve münevveran bu darbelerle birlikte tasfiye edilir. Bunların yerine asker ve memur gibi, Batılı devletlere perestij eden bürokratlar devlet kademelerine alınarak yeni bir sistem meydana getirilir.

 

O güne kadar tesirini sürdüren gelen sürdüren gelenekli Sünnî şehirli, tüccar ve münevveran 1949 darbesi ile ilk defa sarsıldı. Tasfiyelerin ardından bu hadise ile birlikte Suriye’deki hükümet devlet ve devlet yapısı kısa sürede laik- sosyalist-Baascı zihniyetin eline tamamen geçer.

 

Meselâ 1963 darbesini yapanların hemen hepsi Sünni Müslümanlar dışındaki gruplardı. Ancak bu süreçte geleneksel Sunnî âlim ve münevveran tasfiye edildiği içindir ki Sünnî İslâm gruplarının tesirli olduğu söylenemez.1940’larda Rusya’nın desteğini alan ve liderliğini Michel Eflak’ın yaptığı Baas Partisi hızla yayılmış ve tesirli olmaya başlamıştır.

 

Özellikle Sosyalizm ile Suriye milliyetçiliğini sentezleyen Eflak, Suriye’de gelenekli Sünnî münevveran ve bürokratların yerine laik-seküler yeni bir sınıf oluşturmaya çalışır. Daha sonra Eflak bir başka grup tarafından tasfiye edilse bile oluşturduğu “yeni” grup tesirini devam ettirir.

 

Sosyalizm sözde itibarlı bir aydın düşüncesi hâline getirilmeye çalışıldı. Bu düşünceyi takip edenler milletlerarası siyasette sosyalist düşünceye uygun “dost ülkeler” edinmeye başladılar.

 

1956 yılında Suriye’ye hâkim olan bu zihniyet Sovyet Rusya ile ilk ittifak anlaşması imzalar. Anlaşmaya göre Sovyet Rusya, Suriye’ye külliyetli miktarda askeri destek sağlıyor ve buna karşılık Suriye’de Komünizm meşru hale geliyordu. 1956 Anlaşmasının Suriye’de tesiri büyük olmuştur. Bu anlaşmayla birlikte Suriye’de Sosyalist-Baas zihniyetine sahip hükümetler kontrolü ele alarak bir müddet ülkede asayiş ve iktisadî hayatı canlandırdıklarını ispat eder görünmüşlerdir.

 

1960’lardan sonra Hafız Esad’ın hâkim olduğu süreç Nusayri ağırlıklı hükümet modelleri Eflak’ın başlattığı Sosyalist-Baas anlayışının devamıdır. 1946-1956 yılları arası yirmiden fazla hükümetin kurulduğu Suriye, Rusya’nın desteği ile ağır yatırımlar yapılır ve sayede toplumda gerginliğin üstü örtülür.

 

O dönemde Suriye ve Rusya arasındaki yakınlaşmaya Türkiye’nin büyük tepki gösterdiğini hatırlatalım. 1955yılında Türkiye ağır mekanize taburlarından oluşan askeri birliklerini Suriye sınırına kaydırdığını düşünürsek bugünkü Türkiye ve Rusya’nın Suriye meselesindeki çatışmanın yakın tarihten sürüp geldiğini anladığımızda, bugün Rusya’ya karşı çıkışların sebebinin hiç de hamaset olmadığını öğreniyoruz.

 

Rusya’nın Suriye’de ne işi olduğunu ve Türkiye’nin Rusya karşısında birdenbire keskin duruş göstermesinin bir başka sebebi de 1971 yılında imzalanan bir anlaşma ile Suriye’nin Rusya’ya askerî limanlı bir bölge kurmasına izin vermesidir.

 

Suriye, Rusya’nın bölgedeki stratejik varlığını bu zihniyete sahip askerî ve sivil bürokrat ve aydınlar eliyle koruduğu gayet açık ve şimdilik bu yapının hâkimiyetinin kırıldığı söylenemez. Oğul Esad iktidara gelince ABD ile başlattığı kısa süreli “dostluk” Rusya’yı endişelendirdiği malum. 

 

Suriye rejimine bugünkü şeklini büyük nisbette Hafız Esad verdi. 1970’de darbe yaparak devleti ele geçiren Hafız Esad Şam’da 30 yıl despot bir şekilde hâkimiyet kurdu ve sürekli olarak Sünnî İslamcı muhalefeti ezdi. Rejimin temel meşruiyet problemi Nusayri Esat azınlığının Sünni çoğunluğu yönetmesidir. Ancak bu noktada bir açıklama yapmak gerek. Nusayri Esat azınlığının bütün kadrosunun Nusayri olmadığını, en tepedeki asker ve devlet erkanı arasında Sünnilerin de bulunduğu bilinen bir gerçek.

 

Esas problem Nusayri Esat oligarşisinin etrafında oluşan Baas rejimi ve zihniyetidir. Bugün bir Suriye meselesi karşısında ne yapması gerek suali ile karşı karşıya olan bir Türkiye var. Muhteşem Osmanlı zamanlarının rüyalarını görmek elbette hakkımız. Hilafetin Türklerde olduğu ve ümmetin hâmiliğini yaptığımız kudretli zamanlar yok. Bilad-ı Şam dediğimiz ve tasarrufumuzda bulunan Suriye’ye Batılılar Ortadoğu diyorlar ve sınırları cetvelle çiziyorlar.

 

Hâsıl-ı kelâm, vaziyet hoş değil. Ana hatlarıyla birbuçuk asırlık durum yukarıda ifade ettiğimiz üzeredir. Çâre, asırlardır İslâmların bayraktarlığını yapmış olan Âl-i Osman Türklerindedir ve Müslüman ülkelerin yekvücut olmalarındadır.

-------------------------------------

FİKİR TEKNESİ EKİBİNDEN FİKİRLİ BİR DERGİ: “KARARGÂH”

 

Yayın müdürlüğünü Metin Acıpayam’ın yaptığı “Karargâh” dergisi Nisan 2016 ilk sayısı okuyucu huzuruna çıktı. Bu sayısında Suriye meselesini dosya yapan derginin gayesi Batılıları adlandırdığı ifadeyle “Ortadoğu” nun tarihten bugüne İslâm toprakları olarak başından geçenleri her sayısında bir başka cephesiyle mevzu ederek açıklık getirmek.

 

Karargâh dergisinin ilk sayısının mündericatı şöyle:   

 

Neden yeni bir dergi: Ahmet Muhtar Turan

Suriye’de savaşı çoktan zaferi kazandık: Haki Demir

Batasıca Batı: Prof. Dr. Veysel Aslantaş

Suriye’de görünmeyen cepheler: İbrahim Sancak

Suriye Meselesini yakın tarihte aramak: Ahmet Doğan İlbey

İslam Ordusu Meselesi: Nurettin Saraylı

Suriye Savaşı, İslâm Baharını başlatacak: Ebubekir Sıddık Karataş

Suriye Savaşının muhtemel neticeleri ve tesirleri: Faruk Adil

Stratejik Düşünce: Ahmet Selçuki

Cephe Gerisini Tutmak: Fatih Mehmet Kaya

Şevki Karabekiroğlu ile Mülakat: Metin Acıpayam

Keşfedilmemiş bir hayvan türü olarak Şiiler: İlyas Taşkale

Suriye İran’ın sonu olmalıdır: Ramazan Kartal

Suriye, AB’nin sonu olmalıdır: Ahmet Kamil Tuncer

Suriye Rusya’nın sonu olmalıdır: Mustafa Karaşahin

Suriye’nin anlamı: A. Bülent Civan

Rusya ve İran neden çekiliyor: Osman Kürşat Buharalı

Mücahitlerden Haber var: Ömer Faruk Sancaktar

Hilafet Batının da Kurtuluşudur: Yavuz Selim Silahtar

İhanet Şia’nın tabiatında var: Metin Acıpayam

---------------------------------------------------

DOSTUN KÜSMESİ NAZDIR, BİLENE…

 

Zaman fırsatı tanımayan ağır maişet mesaimden dolayı, şair dost Memduh Atalay’ın attığı zarflara zarf atamayışımdan, gönderdiği kelimelere tez elden kelime gönderemeyişimden, yârenliğine yârenlik edemeyişimden olacak ki, bir cümlelik bir zarf atmış ve “Sana küstüm abi” demiş.

 

Küsmesi hoşuma gitmişti. Çünkü niye küstüğünü bilmiştim. Hâl ehlince küsmenin iyi bir şey olduğunu zarflayıp atacaktım ki, şair dost elini çabuk tutmuş ve zarfını atarak, söylediği sözü şerh etmek, yâni fakirin gönlünü aşağıdaki mısralarla almak istemiş:

 

“Küsmek nedir bilir misin? / Küsmek dürüstlüktür... / Çocukçadır ve ondan dolayı saftır / Yalansızdır / Küsmek; Seni seviyorumdur / Vazgeçememektir / Beni anlatır küsmek / Kızdım ama hâlâ buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur / Küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir /  Küsmek; sevdiğini söyle demektir / Hadi anla demektir / Küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır / Yani, diyeceğim o ki: Ben Sana Küstüm!

 

Sevgili ağabeyciğim; Nazım'ın dediği gibi, böyle bir yanı varmış küsmenin…” 

 

Sedede geleyim; o fikirli dosta atacağım zarf şöyleydi:

 

Düz mânasıyla küsmek, avâmın, yâni kâl ehlinin huyudur. Bu neviden küsme duygusunda bedî, tasavvufî ve gönül cihetiyle bir derinlik yoktur. Sıradan, basit, malâyânî bir sebebe dayanır. yâni dost muhabbetiyle hemhâl olmuş bir gönlün küsmesine benzemez.

 

Hâl ehlinin küsmesi bedîi, tasavvufî ve gönül cihetiyle alâkalıdır. Dostunun duygularına kastî olmasa da alâkasını esirgeyen bir dosta geçici olarak küsülebilir. Dostu tarafından ihmal edilmiş bir dostun, dostuna küsme hakkı vardır.

 

Çünkü küsmek nazdır, alâka ve yârenlik beklemektir. Dostun zarflarına cevap vermemek, dostun gönlünü harap eyler. Vefaya, alâkaya alışmış gönül karşılık görmeyince üzülür ve dostun kelimeleri geciktikçe de gönlü küser, yâni gönlü bir müddet kapanır.

 

Tekke şiirlerinden mülhem türkülerimizde dostun küsmesi yüreğe dokunur şekilde dile getirilir. “Böyle mi olur küsüp gitmek / Seni seveni terk etmek…”

 

Bedîi ve gönül cihetinden küsmenin ilacı zarf atmak, zarfa cevap vermek ve yârenliği esirgememektir. Böylelikle küsmek zail olur.

 

 
Etiketler: Suriye, meselesini, yakın, tarihte, aramak
Yorumlar
Diğer Yazılar
Sağcılık Kur’an-ı Kerim’e göredir.
Oy kullanmadan önce türkü dinleyin
Chp’nin iflâh olmayacağına dair
Açlığa medhiye
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Doğu’nun oğulları
Batı’nın oğulları üretme merkezi
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 20.07.2018
Bugün
23° - 33°
Cumartesi
23° - 34°
Pazar
24° - 35°
K. Maraş

Güncelleme: 19.07.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı