Yazı Detayı
15 Temmuz 2015 - Çarşamba 08:08 Bu yazı 1051 kez okundu
 
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

Kim az yemekle yetinir, yedikten sonra yemek hissi bütün azalarından kaybolur, lafını etmek aklına düşmezse, o kişi fikir ve gönül cihetinden tâlimlidir.

 

Az yemek, Müslümanın şiarıdır. Müslüman, dünya kadar malı olsa da, envaı çeşit nimetlere sahip bulunsa da az yemeli, arada bir aç durmalı.

 

Açlığımız oruç niyetiyle olmasa da isteyerek ihlâsla arada bir aç durmalı ve daima az yemeli. Oruç niyetiyle aç kalmanın fazileti başkadır elbette.

 

Allah, çok yiyip içeni sevmez; az yiyip, bedeni hafif olan mümini sever.                                                                                                                                                            Az yemek ve bazen aç durmak nefs-i emmare ile mücadeledir, kalbe şifadır. Az yiyenin gönlü yumuşak ve merhametli, dilinde ve simasında ulvî hüzün olur ki bu saf Müslümanın sûret ve sîretidir.

 

Takva, cezbe, huşu ve merhamet; Efendimiz aleyhisselâtüvesselâm’dan tevarüs etmemiz gereken bu vasıflar ancak az yemek ve ara sıra aç durmakla kazanılır.

                                                                                                                                       

Efendimiz aleyhisselâtüvesselâm’ın bu husustaki buyruklarını Müslümanların çoğunun tutmadığı bir zamanda yaşıyoruz.

 

“Az yiyerek maddî ve mânevî hastalıklarınızı tedavi ediniz, sıhhat bulunuz, az yiyenin idraki ve tefekkürü artar, içi nurla dolar” buyururken, çok yemeye alışmış obur Müslümanlar ne kadar da yavan ve iğreti duruyorlar.

 

“Cennetin kapısını aç iken çalın; az yemek marifetin kapısı, marifet de cennetin yoludur” sözüne uyan Müslümanlara hasretiz bugün.                                                                                                                                                        

 

Allah dostlarının sözüdür: Az yemek ve aç durmak her derde devadır. Açlık, kalbi inceltir, arzuları kırar. Açlık, günah işleme düşüncesinin panzehridir, kötülük etmeye mâni olur. Az yemekle kalbinizi ihya edin. Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalı. İlim ve amel az yemekte… Eğer niyeti hâlis ise, az yiyenin kalb gözü kapanmaz. 

 

Elbette dinimizin emrettiği kadar yemek lâzımdır. Şiddetli riyazet yapmak her kulun vazifesi de harcı da değildir. Fakat az yiyen, sık sık aç durmayı meşrep hâline getiren Müslüman olmak gerek.

 

Çünkü çâre bu meziyette olanlardadır. Memleket ve millet sancısı en çok bu tip Müslümanlarda daha çok tezahür eder. Böylelerinin yüreği daha merhametli ve cesurdur. İç gözleri daima açık olur, her hâdiseyi İslâmî bakışla görür ki, bugün en çok bu bakışa ihtiyaç var.

 

MİDENİN ESİRİ OLANLAR!                                                                                        

 

Her ne fesat koparsa, mideden kopar, diyor ecdadımız. Nefs, aç olmayınca benlik dâvasını bırakmaz. Bundandır ki çok yemek, kâfir hasletidir. Bütün günahların başı mideye teslim olmaktır. Kontrol edilemeyen, sınırı aşan arzunun müsebbibi mideye düşkünlük değil midir?

 

İslâm cemiyetlerine yön veren nice sultanlar ve beyler vazifesiyle, nice ümera ve üdeba ilmiyle hâkimiyet ve meşruiyetin sözcüsü iken, midelerinin esiri oldukları içindir ki kemâlâtını kaybetmedi mi?

 

Kim ki hep yemek lafı eder, o nefsinin esiridir. Kim ki dost meclislerinde yemek çeşitlerinden bahis açar, o kişinin tefekkür ve gönle dair cehdinde azalma vardır. Çok yiyenin zekası ve zihni dumura uğrar, şefkat ve merhameti azalır. Mideye, yâni yemek muhabbetine esir olmak, fikir ve şuurun azalması demektir.

 

Hz. Mevlânâ’nın, Mesnevi’sinde (clt.1, 265.) söylediklerini kaale alan Müslüman sayısı nadirattandır. “Sen bedenini yağlı ballı yemeklerle besledikçe, asıl varlığın olan, seni diri tutan ruhunu asla güçlü bulamazsın. Ekmek isteme, ruhunu besleyecek gıda iste” diyor.                                   

 

“Her lokma ki lezzetiyle buldum zevki / Ol lokmayı keşke bulsa düşman halkı” diyerek, aşırı lokmacılığı ve lezzet tutkunluğunu düşmanın huyu olarak gören İbrahim Hakkı Hazretlerinin nasihatını kaç Müslüman tutuyor?

 

TOKLUK KALP ÂFETLERİNDENDİR

 

Sürekli tok olan vesveseli ve kalbi cilasız olur. Ne kadar iman ve amelinden emin biri olsa da ârif yanı, derûnî hassaları yeteri kadar davranışına ve ameline yansımaz. Bundandır ki tokluk kalp âfetlerindendir ve ahmaklığa yol açar.

 

Şeytan, âdemoğullarını azdırabilmek için, karınlarının tok olduğu zamanı kollarmış. Çok yiyen ne kadar ibadet etse de huşûsu, cezbesi olmaz. Mezarlığı ve yoksulu ziyaret ederken, câmide ve dost meclislerinde iken tıka basa tok olmak çok fena bir huydur.

 

Çok yiyerek kalbini ve tefekkürünü öldüren, yemek şehvetine kapılan Müslümanlar ne kadar da çoğaldı zamanımızda. Yemek şehvetine kapılan Müslümanlarla ümmet ve millet dâvasını halletmemiz zor görünüyor.

 

Karnı daima tok olan, yemeğe zaafı olan Müslüman tipinden çektiğimiz bellidir. Sancısız, fikirsiz, hassasiyeti az, bol yiyip içmeye, konformist bir hayata alışmış Müslümandan zarar gelmez, fakat hayır da gelmez. Sürekli tok gezenlerden olmayın.

 

BU ÜLKE, AÇ DURMAYI BİLEN MÜSLÜMANLARIN SAYISI ÇOĞALIRSA KURTULUR

 

Az yemek ve riyazet, yalnızca dervîşân, ehl-i tarîk ve ehl-i irfan için sanılıyor. Cumhurun reisinden genelkurmay başkanına, başbakandan mülkî amirlere, siyasîlerden mahkeme hâkimlerine, muallimlerden doktorlara, memurlardan ticaret sınıfına kadar her mes’ul kişi bu ölçüye riayet ettiğinde neler olur bu ülkede neler… Merhamet ve yüreğin hâkim olduğu bir toplum meydana gelir.

 

Mükellef sofra tutkunlarıyla bu dâva yürümez.  Mes’ul bir Müslümanda sofra iptilası görürseniz, merhamet toplumu dâvasına ihanet etiğini söyleyiniz.

 

“Amellerin efendisi açlıktır” buyuran Efendimiz aleyhisselâtüvesselâm’ın kudsî sözüne sadakat gösteren, ara sıra aç durmayı tefekkürle terkip eden mes’ul ve makam sahibi Müslümanların sayısı çoğalırsa bilin ki o gün bu millet ve ümmet dirlik ve felaha erer.

----------------------

 

KELİMELERİ NARİN BİR ŞAİR: YASİN MORTAŞ

 

 

Ümraniye Belediyesi tarafından düzenlenen“100. Yılında Çanakkale Zaferi” konulu şiir yarışmasında “Aşk Atlası” adlı şiiriyle dereceye giren şair Yasin Mortaş’ın şiir dili, kelimeleri hakikaten narin gönül alıcıdır. Bütün şiirlerindeki dili yâni kelimeleri hep bu yöndedir. Öyle ki, Çanakkale destanını ve kahramanlarını anlatırken çok kimsenin kullanmadığı bir mâna dili ile Çanakkale’nin derûnî cephesini göstermiş…  Uzun fakat boş konuşmayan bu şiirin bazı bölümlerini tadımlık olarak şiir dostlarıyla paylaşmak istiyorum:

 

“AŞK  ATLASI

 

Âdem od içinde / Havva ağıtlar kaynatır / yüreğinde /

a.

Şu Çanakkale’de / su mu yakar / ateş mi soğutur / hayır hayır / kavrulmuş dağların önünde / yüreğine çelik verilmiş / Habiller uyur / -Hu kuşları uyur mu / uyumaz- Ve şerefelerde kuş şakımaları: hu hu /  Kalbin kubbesindeki aşk / ezanlarca ve ince hilal gibi durur / Çanakkale’de saat / kor ve meşaledir / şem ve perva-nedir / üfledikçe kızarır zaman / şu kabiller / kül hanedir / Aşk buhurdanında / vatan tütsüsü can imiş / şehitler ölür mü /  ölmez imiş / Aynalar kırık / yarısı acı / yarısı neşe / ay ışığında baktıkça Elif / sürmeleri kor olur / gözlerinde / Ve söylenir Elif: Allah’ım ışık tut / yüreği çerağ  Mehmet’ime /  evimin kandiline / kurşun bakışlı yiğidime /

Ve Toprak Uyanır / Maverasını Aynasında Gören Güneşlerin Ruhuyla

b.

Döner rüzgâr / mevlevidir zaman döner / mermi kavis alır aşk hızından / bir Seyit yıldızıdır gülle / gecemizi güneşe çeviren taç olur / söner şeytan hırsından / Ali kınası / anaların ağıtlarıyla / yakılır zamana ve söylenir anne: kınalı kuzum, ciğerim / kurbanlığım / kurban ettiğim / Seddülbahir’deki yitiğim / kanım-etim / ah hasretim… /

 

Ve Ağaçlar Süslenir / Çatlar Nar Vatanın Bayram Neşesiyle /

c.

Çanakkale’de / Peygamber ışığından bir azık / Meleklerden bir bakış / Cebrail’den gez,göz arpacık / Mehmet şehit sofrasında-Bismillah- / vatan bir ekmek arası aşk-Ya Allah- / Mehmet’in içindeki Elif / Anadolu kokan aşk / ve uzun belikli bir gazi / Uzlet/ yüreğine güm güm vursa da / vatan için nedir ki sevda hasreti / gökte kartal, yerde aslan cesareti / kurşunlar delse de yüreğini / yine de söylenir Mehmet: Elifim uzun boylum / hasretin yaktı şuramı / kavlattım kurşun yaramı /

Ve Vatan Irmakları Övünür Yağmur Busesiyle /

d.

Mümbit topraklarda / şeytanca bir itilaf / hunharca ve boğazımıza kadar / sinsice bir itilaf / haçlıların buyruğu altında / ve uyuşmuş tanrılarıyla / cebimize sığmayan bir itilaf / ama bunlar işlemez / çelik verilmiş / Mehmetlerin- Eliflerin ruh atlasına / Ve yine Conkbayırı’na doğru / seslenir Elif: Mehmet… Mehmet / Bu can sana emanet / Ve yalnızlık sonrası büyüyen aşkla / saklamış çocuklarını kanat altına / Mehmet hep yara kalmış kalbinde / süngü gibi saplı ve kanayarak / ve söylenmiş gündüz gece: Mehmet’im Alkanlar içinde kalmasın Rabbim / şuramda yanmasın /

(…)

Şiirseverlerin, bu şiirin tamamını okumalarını dilerim.

 
Etiketler: Tokluk, âfettir, Müslüman, az, yemeli
Yorumlar
Diğer Yazılar
Oy kullanmadan önce türkü dinleyin
Chp’nin iflâh olmayacağına dair
Açlığa medhiye
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Doğu’nun oğulları
Batı’nın oğulları üretme merkezi
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Güncelleme: 25.06.2018
Bugün
21° - 33°
Salı
22° - 33°
Çarşamba
22° - 35°
K. Maraş

Güncelleme: 25.06.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı