Yazı Detayı
11 Ocak 2016 - Pazartesi 07:38 Bu yazı 776 kez okundu
 
Türkçülerin meylettiği müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıklar
Ahmet Doğan İLBEY
lbeyali@hotmail.com
 
 

(Evvel emirde belirteyim ki gayem, Hadiümü’l Harameyn olan ve İslâmlaşınca millet olmak vasfını kazanan Türklerin idrakini bir asırdır ve hâlen karıştıran laik Türkçülüğün ârızalarını göstermek. Bu mevzuda yazdıklarımızda Türklük hüviyetine asla karşı bir anlayışımız söz konusu olamaz. Aksine, mensubu olmaktan şeref duyduğumuz Hilafet sahipliği yapan Türklerin bâtıl, yâni İslâm dışı tesbit ve tariflerden, seküler Türkçü ideoloji ve fikirlerden arındırılması çabası taşımaktadır)    

 

Medeniyetin İslâm’ın maddî ve mânevî olarak tecessüm ettiği Medine modelinden neşet ettiğine, böyle bir medeniyetin varlığında siyaset ve toplum yapısının fıkıh ahkâmına göre seyreden bir tekâmül olduğuna inandığımızı ölçü alarak Türkçü akımın meylettiği bazı müelliflerin medeniyet fikrindeki ârıza ve farklılıkları tahlil ve tenkid denemesi yapmak istiyoruz.

 

Evvel emirde belirtelim ki Türkçü ifadesinden kastımız, Türklüğe dair dünya görüşlerini laik / seküler zeminde sürdüren anlayış etrafında hareket eden cemiyetlerdir.

 

TÜRKÇÜLER GÖKALP’TEN TEVARÜS ETTİKLERİ MEDENİYET FİKRİNDE SABİT…

 

Türkçülerin hâlen en temel düşünce aldıkları Ziya Gökalp, kültür (doğrusu irfan yahut maarif olması gerek) karşılığı kullandığı yavan ver soğuk bir kelime olan “Hars”la medeniyeti ayırarak medeniyet kavramının aslını, özünü değiştirmeye çalıştı. Batılı anlayış şemasına göre baktığı medeniyet, teknik vasıtaları, fen ve sanayi ürünleri, taklit ve değiştirme yoluyla bir halktan diğer halka geçtiğini ve sürekli geçebileceğini iddia etti.

 

Erol Güngör’ün keskin bir şekilde tenkid ederek çürüttüğü, kültür ile medeniyet arasında çatışma olduğunu savundu. Medeniyet milletlerarası ilişkileri arttırır, bilgi ve teknik transfer edilebilir. Oysa kültür harsîdir (millî demek istiyor). Medeniyet objektif hususiyetler taşıyan ilmî gerçekler, tarıma, sağlığa, ticarete, ekonomiye ve bayındırlığa ait kaideler ve aletler ile matematik ve mantık kavramlarının sahasındadır. Öyle ki medeniyet değiştirilebilir, aktarılabilir, hars değiştirilemez. Medeniyet sürekli değil, hars süreklidir.

 

Kültürle medeniyet arasında bir savaş vardır. Eğitim ve siyasetin gayesinin, bir kültürün mensubunu, yâni fertlerini medeniyetçi fertler olarak yetiştirmek olduğunu söyler. Türklere gösterdiği örnek de Anglo- Saksonlardır. Avrupalıların gelişmişliklerini medeniyetçi/ ferdiyetçiliklerine bağlarken, Doğu-İslâm milletlerinin “geri kalmalarını” toplulukçu/ cemaatçi/ kültürcü olmalarına) bağlar.

 

MÜMTAZ TURHAN GARB MEDENİYETİ CEPHESİNDE…

 

Gökalp’in şâkirdi Mümtaz Turhan’ın görüşlerinin zemini Kemalist Cumhuriyet inkılâbını bir vakıa hâlinde kavrayan ve bazı yanlışlıklar olan Cumhuriyet Batılılaşmasını muhafazakârlaştırmanın gerektiğine inanan bir düşünce hâkimidir.  Bundandır ki tenkidine yine “Garplılaşmanın neresindeyiz?” diye başlar.

 

Gökalp’i tenkid ederken, “kültürün değişebileceği” ve  Kemalist Cumhuriyetin “Mecburî veya Empoze Kültür Değişmesi” siyasetinin muvaffak olamayışına karşı yine aynı zeminde “çözüm” bulmaya çalışmasıdır. İslâm medeniyet ölçüleriyle bakıldığında bu tez temelden yanlıştır. Çünkü bu bakış, eğitimden ilim ve medenî tekamülün esaslarına Batı’nın medeniyet ve ilmî zihniyetiyle ıslahat düşüncelerinden öte bir şey ifade etmez.

 

Mümtaz Turhan’ın “Serbest kültür değişmesi”  düşüncesi problemlidir. Onu bir hayli aşan ve hattâ kültür ve medeniyet anlayışında bile ayrılan şâkirdi Erol Güngör’ün “Teknolojiye Gandhi hariç kimse direnemedi” sözündeki eklektik düşünce dışında Gökalp’ten de Turhan’dan da olabildiğince ayrı, yâni yerli düşündüğünü söyleyebiliriz.

 

Turhan’ın da İslâm toplumuna Batı’nın “teknik-biliminin” nasıl taşınmasından meselesinden hareket eder, fakat bu taşınma ameliyesinin zemini sekülerdir. İslâm bütünüyle belirleyici değil. Gökalp’ten ayrıldığı nokta, toplumun Cumhuriyet kadrosunun tepeden inme ideolojik târiflerinin gereksiz olduğu noktadır. Gökalp’in “Türk milleti, İslâm ümmeti, Garb medeniyeti” üçlemesindeki çelişkilere büsbütün düşmez. Ona göre, Anadolu’da yaşayan millet/dindarlık bir gerçektir. Fakat Cumhuriyet sistemini de bir ihtiyaç ve gerçeklik olarak kabul eder. Bu iki gerçek arasında taraf olmamış gibi görünür, net değildir.

 

Cumhuriyetçilerin “Empoze Kültür Değişmesi” siyasetini tenkid eder, ancak tekrar belirtelim ki zeminini vetayin edici amillerini net olarak belirtmediği “Serbest Kültür Değişmesi”ni mantıklı bulur. Mâlûmdur ki, moda ifadeyle “küresel kapitalizmin” ve durdurulamayan bir virüs gibi yayılan modernleşme dalgasının karşısında “Serbest kültür değişmesi” nin millî kültürleri daha da “dirençsiz” bırakacağı ortadadır.

 

Turhan’ın bir başka ârızalı bakışı da İslâm’ı ve dinimizden neşet ahlâkı ahlâkı, mezhebî inanışları milleti yapan en temel değerler olarak değil,  “kültür” sahası ve “kültürel unsur” şeklinde    değerlendirmesidir. Bu bakış, onun Batı “Garp uygarlığını” yerli medeniyet kavramı ile sentez yaparak târif etmesinden kaynaklanıyor. Garp medeniyetini “ilim- teknik- hak/ hürriyet nizamı” şeklinde kavradığı içindir “Garplılaşma” temelde karşı çıkılacak bir problem teşkil etmez. Kendi ifadesiyle “yerli-eski kültürün müesseselerinin Garblı / medenî müesseselerle intibakını serbest kültür değişmesi” yoluyla telif edileceğini savunur.

 

TÜRKÇÜLERİN BAŞTÂCI ETTİĞİ FAKAT MEDENİYET FİKRİNİ ALMADIĞI MÜELLİF: EROL GÜNGÖR

 

Günümüz Türkçülerinin çokça iktibas ederek fikirlerine meylettikleri bir aşka müellif de Erol Güngör’dür. Onun “Bir medeniyet her şeyden önce bir değerler, inançlar sistemidir.  Müesseseler bu değer ve inançların birer eseri olarak ortaya çıkar. O halde Müslümanların asıl bakmaları gereken şey iktisadî, askerî, siyasî vs. müesseseleri değil, onların gerisindeki zihniyettir. (…) Müslümanların temel doktrinini teşkil eden Kur’an ve hadisler bu dünyayı kendi maksatlarımız için devamlı tetkik etmeyi ve kullanmayı teşvik etmektedir…”   sözlerinden anlaşıldığı üzere medeniyeti, ağyarını mâni, efradını câmi bir târifle olmasa da İslâmî zemine oturttuğunu takipçileri bilir. Ne var ki düşüncelerini başucunda bulundurmalarına rağmen onun medeniyet anlayışını esas almayan Türkçü kuruluşlar eklektik ve seküler medeniyet tasavvurundan sıyrılmaya niyetli görünmemektedir.

 

Mümtaz Turhan’ın şâkirdi olup onu tenkid ve tekzip eden Erol Güngör ise, İslâm’ın Bugünkü Meseleleri kitabında İslâm’ı sadece bir kültür şeklinde değil medeniyet olarak da târif eder. Modern teknolojinin veya genel bir ifadeyle modernizmin dünyayı sürüklemekte olduğu uçuruma karşı bir engel koymak” tan, yâni İslâmî bakışla karşı bir duruş sergilenmesinin gerektiğinden bahseder. Fakat, “İslâm’ın modern teknolojiye karşı takınacağı tavır elbette ona karşı çıkmak olmayacaktır. İslâm ülkeleri, hemen istisnasız şekilde, modern teknolojiye intibak etmek gayreti içindedirler ve bunda herhangi bir dinî mahzurun bulunmadığını bilmektedirler” diyerek, Sait Hâlim Paşa, Mehmet Âkif gibi İslâm medeniyet fikrinde yerli zeminde kalarak Batı’nın ilerlemeci anlayış şemasında beis görmez.

 

“Her milletin tarih ve kültürünün o millete mahsus olduğunu kabul ettiğimize göre, her milletin modern teknolojiyi benimseme ve kullanma tarzının da kendine mahsus olacağını kabul etmeliyiz” ifadesiyle Batı “uygarlığının” teknolojisinin millî kültüre zarar vermeden alınabileceğini detaylıca izah eder.

 

Ne var ki, Güngör’ün de Medine’nin siyasî, fıkhî, içtimâî varoluşundan doğan medeniyet anlayışına tam olarak mutabık olamadığı görülmektedir. Medeniyetin sahasına kültürü de dâhil eder. Şeması böyle olsa da kültüre yüklediği muhteva yerlidir ve İslâm’ın her şeyini tayin ettiği bir millet kültüründen bahseder. “Kültür bir inançlar, bilgiler, his ve heyecanlar bütünüdür; yani maddî değildir. Bu manevî bütün uygulama hâlinde maddî formlara bürünür.”

 

Selefleri Gökalp ve Turhan’dan ayrıldığı hususlar onu İslâm medeniyet anlayışlarının içinde görmeye kâfidir.  Meselâ, seleflerinin bütünüyle karşı olmadığı Batı “uygarlığı”na bel bağlamaz ve teknik zaruretler olarak bakar. Seleflerinin, kültürü eklektik târif etmelerinin aksine o kültürü dinî zeminde oluşan, târih içinde şekillenen ve esaslarının çok da değişmeyeceğini belirterek, “Avrupalılaşmayı imkânsız kılan şey işte budur” diyor.

 

Bir ayrıntı olarak belirtelim ki Güngör, sıkça vurgu yaptığı “Kültürü koruma”dan bahsederken, milletin târih içinde değişerek aldığı formları fazlaca öne çıkarır. Bu vaziyette “kültürü koruma” nın öneminden bahsederken,  dinin bütünüyle denetleyici vasfını kısmen gözden uzak tuttuğu intıbaını verir.

 

MEDENİYET FİKRİ ALINMAYAN BİR BAŞKA MÜELLİF:  YILMAZ ÖZAKPINAR

 

Günümüz Türkçü hareketin, görüşlerine çokça atıfta bulundukları, fakat medeniyet fikrini almadıkları bir başka müellif de Yılmaz Özakpınar’dır. “Kültür ve Medeniyet Anlayışları ve Bir Medeniyet Teorisi” kitabında ileri sürdüğü görüşlerini hülâsa ederek, bu müellifle zıt düştükleri noktaları göstermeye çalışacağız.

 

Özakpınar, kültür ve medeniyet, doğada kendiliğinden bulunmaz; insan ürünüdür. Medeniyet teorisinin hareket noktası budur. Bu noktadan hareketle “teori, refleks ya da içgüdü haricinde insanın yaptığı her davranışı, meydana getirdiği her şeyi kültür kavramı içinde görür. “İster medeni diye nitelendirilsin, ister ilkel diye nitelendirilsin, bütün insan toplumlarının kültürü vardır; kültürsüz bir insan topluluğu olamaz (…) insan her yerde ve her şartta, sırf biyolojik ihtiyaçlarını karşılama düzeyinde bile (…) kültür meydana getirir.”

 

Bu târifte problem yok. Ne var ki, Özakpınar’a atıfta bulunan, fikirlerini paylaştıklarını söyleyen günümüz Türkçülerinin “hars” dedikleri kültür anlayışıyla bu târifler uyuşmamaktadır. Yukarıda beyan ettiğimiz üzere Türkçüler kültürü inanç, ahlâk gibi değerler manzumesi olarak sayarak medeniyetten bağımsız olduğunu iddia ediyorlar.

 

Oysa, Özakpınar, medeniyetin dinden neşet eden inanç manzumesi olarak kültürleri için alıp değiştireceğini ve kendisine bağlayacağını ileri sürer. Ona göre inanç ve ahlâk nizamı medeniyettir. Doğa ve toplum hayatı içinde meydana getirilen her türlü eser kültürdür. Demek ki kültür aslında medeniyetin ürünüdür. Medeniyet, kültür eserlerini doğurtan, onların hedefini, istikâmetini, niteliklerini belirleyen seçici, sınırlandırıcı, değerlendirici, kuşatıcı bir inanç ve ahlâk nizamıdır. Kültür ve medeniyet, aynı mantık konumdaki hâdiseler değildir. Kültürler, eserler ve ürünleridir; medeniyet, onların arkasındaki inanç ve ahlâk nizamıdır.

 

Buna göre insan ürünü her oluşum bir kültürdür. Kültürün içine maddî yapısı olan oluşumlar, örfler, âdetler, kanaatler, fikir ve tutumlar, ideolojiler, bilimsel teoriler, sanatlar, şiir ve destanlar, soyut oluşumlar girer. Bu çerçevede Süleymaniye Câmii maddî yapısı itibariyle insan zihninin ürünüdür, maksadı ve fonksiyonu ise medeniyetin tezahürüdür.

 

Görüşlerinin nihai noktası Türkçülerin esas aldıkları Gökalp’in tezlerinin tam aksi istikametinde olup, çürütmektedir:

 

Bu çerçevede herhangi bir teknolojik ürün de maddi yapıya dönmeden önce insan düşünme ve çabasının sonucu olan, zihni olan bir faaliyetle belirlenir. Diğer değişle kültürdür. Teknolojik kapasite zihnî yani mânevî niteliktedir. Teknoloji transferleri medeniyet transferi değil kültür transferidir. Ziya Gökalp’in yaptığı ayrım yanlış bir kavramlaştırmaya dayanmaktaydı. Çünkü kültür, muhtevası duygu olsun ya da bilgi olsun, insan ürünü her türlü oluşumdur.

 

Gökalp’in medeniyet anlayışını yerle bir eden bu Özakpınar’ın medeniyet anlayışını yol haritası olarak sahiplenmeyen Türkçülerin eklektik zihniyetlerinden vazgeçmediklerini görülüyor. Okuyup sahiplenmedikleri “Bir Medeniyet Teorisi” nin esası şudur:

 

Özakpınar, kendine meyleden Türkçülerin aksine medeniyetimiz İslâm medeniyetidir diyor. İslâm’ın tek ve gerçek medeniyet olduğunu; on birinci yüzyıldan itibaren Türk kültürünü yeniden yapılandıran bir inanç ve ahlâk nizamı olarak, Türk toplumunu bin yıl boyunca yoğurup şekillendirdiğini, hedefler tayin ettiğini, bu sebeptendir ki İslâm’ı Türk toplumunun ruhundan söküp atmanın mümkün olamayacağını söyler.

 

Dahası var; Türkçülerin elân sürdürdüğü eklektik ve sentezci medeniyet anlayışlarına seslenircesine Türkçülerin bir asırdır sürdürdüğü yanlışa işaret eder:

 

“Türk toplumu iki ayrı medeniyet, daha doğrusu iki ayrı ahlâk nizamı arasında kalıp ezilmek istemiyorsa, kendi medeniyetine sahip çıkmak zorundadır. Türk toplumunu haysiyet sahibi bir millet olarak yaşaması İslâm medeniyeti bilincini canlı tutmasıyla mümkündür. Hiçbir toplumun kendi inanç ve ahlâk nizamıyla birlikte Batı medeniyetine kabul edilmesi düşünülemez; esasen bu sosyolojik olarak imkânsızdır.” 

 

TÜRKÇÜLER, CUMHURİYETİN MEDENİYET ANLAYIŞIYLA MÜTTEFİK…

 

Velhâsıl, Türkçü kuruluşlar, Gökalp’ten tevarüs eden medeniyet görüşlerini bünyelerinden atmaları gerektiğini idrâk etmedikçe, Batılı bir medeniyeti zorbaca ikâme eden Cumhuriyet devrimlerinin Müslüman Türk milletinin medeniyet değerlerine hasım olduğunu kavramadıkça sentezci medeniyet tasavvurlarıyla millet damarlarına girmeleri mümkün görünmüyor.

------------------------------------

MEDENİYET DERGİSİ “TERKİP VE İNŞA” NIN 1O. SAYISI

 

İslâm medeniyet anlayışı üstünde fikir tâlimi ettiren, her sayısıyla medeniyetimizin bir veçhesi ve tezahürü hakkında dosyalar yapan, üstüne ölü toprağı atılmış medeniyet tasavvuru inşasının ufkunu açan TERKİP VE İNŞA DERGİSİ(terkipveinsa@gmail.com) Haki Demir, Metin Acıpayam ve Adnan Köksöken’in gayretleriyle Ocak 2016 / 1O. sayısı okuyucu huzuruna çıktı. Bu sayının mündericatı şöyle:

Adnan Köksöken / Takdim

Haki Demir  / İslâm ve Teşkilat

Ali Yurtgezen / Rekabetten Uhuvvete Dönmek İçin

Ahmet Doğan İlbey / Türkçülerin Meylettiği Müelliflerin Medeniyet Fikrindeki Ârıza ve Farklılıklar

İbrahim Sancak / Teşkilat Nedir?

Atilla Fikri Ergun / Halk için Devlet & Bir Suç Şebekesi Olarak Devlet

Nurettin Saraylı / Tabii Teşkilatlılık Hali

A. Bülent Civan / Teşkilat ve Müessese Üzerine

Muhtar Turan / Teşkilat ve Zeka

Şevki Karabekiroğlu / Zafere Götüren Teşkilat Modeli

Ebubekir Sıddık Karataş / Fert ve Teşkilat

Faruk Adil / Cemaat ve Teşkilat

Ömer Yılmaz / Devletsizlik Fikri

Ahmet Selçuki / Nizam-Teşkilat-Devlet

Osman Gazneli / Teşkilat ve Hayati

Metin Acıpayam / Medeniyet Akademisi Etrafında Müzik Külliyesi Teşkilat Modeli -2-

Abdullah Tatlı / Riyaset-Teşkilat-Mensubiyet

İlyas Taşkale / Teşkilatın Büyüme İstidadı

Selahattin Adanalı / İslam’ın Teşkilata Verdiği Kıymet

Fatih Mehmet Kaya / Teşkilat ve Kurucu Şahsiyet

 
Etiketler: Türkçülerin, meylettiği, müelliflerin, medeniyet, fikrindeki, ârıza, farklılıkla
Yorumlar
Diğer Yazılar
Sağcılık Kur’an-ı Kerim’e göredir.
Oy kullanmadan önce türkü dinleyin
Chp’nin iflâh olmayacağına dair
Açlığa medhiye
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Doğu’nun oğulları
Batı’nın oğulları üretme merkezi
Mebusluğun dayanılmaz(!)câzibesinden istikametini bozanlar
İyi nedir, iyi insan kimdir?
Anıtkabir’de îman tazelenir mi?
“Bir derdim var bin dermâna değişmem”
Doktorluk tasavvuf ve hikmet mektebinden sonra okunmalı
Hapishâne risâlesi-7
Hapishâne risâlesi-6
Hapishâne risâlesi-1
Kim İslâm üzere milliyetçiyim diyorsa makbuldür
Kur’anî mânada milliyet ve milliyetçilik
Ali Hocam yazısı
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Bâtıl Türkçüye göre Türkler “Araplaşıyor”muş-2
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
“Bitmeyen millî mücadele”
Dünya Kadınlar Günü’nün gerçek yüzü
Bâtıl Türkçünün Hakk’a tapan Türk’e zararları-3
Bâtıl Türkçüye göre din değişebilir, milliyet asla!
Bâtıl Türkçü ile Hakk’a tapan Türk bir değil
“Ne haçlı, ne şaman Türk! Müslüman, Müslüman Türk”
Necip Fâzıl’ın vasfettiği Türkler
Millet kimlikli Türk mü, ulus kimlikli Türk mü?
“Altun ordu” nam Türk ordusunun meziyeti
“Savletinle titresin” düşman ey Türk ordusu!
Hakk’a tapan Türk milletinin ordusu serhat boylarında…
Kültür Bakanına sual: Troyalılar Türk müydü?
Bosnalı millettaş Yemen Türküsü’nü söyleyince…
Dergiler fikir ve edebiyatın burçlarıdır
Evi barkı yıkan kitap delileri
İnönü Amerikancılığı utanç verici yıllardır
Kültürün iktidarı mı, iktidarın kültürü mü?
İstiklâl Marşı Şairi’ni fişleyen Cumhuriyet erdemli olabilir mi?
Mehmed Âkif’in cenazesinde Cumhuriyet’in şefleri yoktu
Yılbaşı kutlama pespâyeliğini Kemalistler resmîleştirdi
KUMARBAZ CUMHURİYET’İN MURDAR MİLLÎ (!) PİYANGOSU
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
Sahaf Hasan Efendi
“Selülozofiller” ve “Bibliyofiller”
Faydasız kitap okumak
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Her Cumhuriyet hâkimiyet-i millîye değildir”
“Cumhuriyet Bayramı”nı kimler niçin kutlar?
“Şifa kabul etmez ağır kitap hastaları”
Mecânin-i kütüb yahut kitap mecnûnları
Kitap yârânının efendisi
“Oku! zira okumayan azgınlaşır”
Musul / Kerkük’ün başına gelenlerin müsebbibi Lozancılardır
Türkler Hakk’a tapan millettir
Müslüman mahallesinde domuz dersi verilir mi?
İtirazın İsmailcesi
İsmail bayramı
Her kurban İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
İsmail ve bıçak
Kimi etine tâlib olur İsmail’in, kimi adanmışlığına
Milliyetçilik, cumhuriyet ve devlet Atatürkçülükle mi kaimdir?
Herkes İsmail olmalı
Osmanlı’da askerlik meselesi
Bir buğday yetiştiricisi bir darbeci generalden değerlidir
Dergi de okuyalım; dergisiz olmaz
Kitap ve dil
Yarın ölecekmiş gibi yazmak
Modern yazı seküler ve aidiyetsizdir
Kurtla çoban arasında mesai yapanlar
Kurtla bir olup kuzuyu yedikten sonra çobanla ağlayanlar
Darbeci bir general şu mısraları okuyabilir mi?
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Darbeci generaller psikopattır
Darbeci generallerin çöküşü
15 Temmuz darbeci generallerle milletin savaşıdır
Darbeye karşı selâ, ezan, millet
İyi yazı kütük ve nakış sahibidir
“İyi yazı kötü yazı”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Aynaya bakmak marifettir
Aynaya bakınca ne görüyoruz?
Somalili Mahmut’un yüreğinde Türkiye/Somali kardeşliği
Edebî hayatların kitabı: “Mekân Hikâyeleri”
Cümle Âlemin Efendisi’ne (s.a.v.) hâlnâme
Alkollü hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi
CHP’nin cemâziyelevvelini bilir misiniz?
Dil Kapısı’ndan geçenler
Muhsin Beğ’imizden hamiyet kaldı bize
Ehl-i gece olmak
İstiklâl Marşı’nın başına gelenler
Avrupa’nın binyıllık Türk korkusu
İstiklâl Marşı mı değişsin, Cumhuriyet mi?
Türk’ün güzel sıfatlarından alpereni doğru anlamak
Cumhuriyetin “Millî” kavramına ettiği zulümler
Terkip ve İnşâ dergisinden “İslâm maarif sistemi
Millet kimlikli Türklük mü, ulus kimlikli Türklük mü?
Türk’ü Türk yapan Cumhuriyet değil, İslâm’dır
Himmeti millet olan Türklüğe ihtiyaç var
Kumarbaz Cumhuriyetin Murdar Millî (!) Piyangosu
Kalbiniz kışa dönmüşse baharla diriltin
“Aman” diye kimi çağırmalı?
Şehitlerin kanı yüzümüze değiyor/ kaatil: ABDHDPKK’dır
“Çaldım yârin kapısın…”
“Çınar”ı nasıl bilirsiniz?
Sadra şifa bir kitap: “Evin Mahremi Olmak”-2-
Kemalistler Batılılaşma uğruna Musul’dan vazgeçti
Ey ahmak! ölümden güzel bir şey var mı?
Ölümle aranız nasıl?
Müslüman Doğulu musunuz, Batılı mı?
Dil Kapısı
İsmail ve bıçak
Cemaat önderi, hocaefendi ve âlim sıfatlı Belâmlar
Bu ülke ecdadımındı / bugün benim / yarın oğlumun ve onun oğullarının olacak
Darbeci generallerin soy ağacı
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Göster Âl-i Osman Türklüğünü Ey Türk Ordusu!
Siyaset elinde şahlanamayan bir hareket: Alperen Ocakları
Kurtlar ve darbeci generaller
Hayat yavaştı yavaş yaşardık eskiden
Ezanın hasmı darbecilerin ezana yenilişi
“General elbisesi giyen horoz”
Muhsin Yazıcıoğlu suikastının kuyruğu göründü…
Türkler Hakk’a tapan millettir
Darbeye karşı selâ, ezan ve millet
Tanrı yok, generaller var!
Darbeci generaller psikopattır
Bir buğday yetiştiricisi bir generalden değerlidir
Darbeci generaller omuzundan akıllı olur
Türkiye Yazarlar Birliği Kahramanmaraş Şubesi’nin başına gelenler
Ey generaller! sizi sigaya çeken bir millet var
Darbeci generallerin çöküşü
Târih şöyle yazacak: Darbeci generallerle milletin savaşı
“Tek Kapı” ya açılan Kapılar…
İnsanlar televizyon seyrederek ölüyorlar
Müslümanın hayatına giren Avrupa âdetidir tâtil
Eşref-i mahlûkat’tan homoekonomikus’a dönüşenler
Ölüm haberleri ve tâziyelerimiz de laikleşiyor
Sizi alnınızdan öperim Alperenler!
Uykuya dost olan Müslüman çoğalıyor/sa…
Benim yaram derin derin…
Vatan hainliğinin târifi
Amerikan yardımı alan 27 Mayıs darbecileriyle CHP ikizdir
Sohbetle sahâbe olanların milletindeniz
Medeniyet dâvamızı omuzlayan dergi: Terkip ve İnşâ
Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir
Yüreklerinde anne ateşi sönmeyen iki şair:
Hümâ kuşuna yahut “Himmet Hümâları” na tutunmak
Laik-altı ok anayasası Müslümanca ıslah edilmeli
Türkiye, Büyük Doğu Fikrine muhtaç
Dostunuzu, yâni benzerinizi bulun
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
Modernizme karşı dost ve dostluk
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm doğduğunda
Suriye meselesini yakın tarihte aramak
Bin miligramlık şiir böyle olur efendiler!
“Okuryazar mısın, Uyurgezer mi?”
Dil Kapısı’ndan geçmedikçe
Vatan müdafaasına çıkan dost hüzün yollamış
Nekrofil PKK ve dış düşmanlar yine Ankara’da…
“Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi”
28 Şubat’ın apoletli kurtlarıyla bir olup kuzuyu yiyenler
Mukaddesatçı iktidarın medeniyetle imtihanı
“Yârin Şifa Kapısı”
“Türkü Yazıları”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Bir Hocam ve Dükkânnâme
Türkiye, Bayırbucak’ı ilhak etmeli
Maraş Maraş Derler Kahramanlığın Adına
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Suriye Türkmenleri, onlarda kim?!
Türkiye PYD’ya karşı Suriye Türkmenlerini Masa’ya getirmeli
Türkiye’de aydının anatomisi
Medine, Medeniyet ve Şehir
Akademisyenin recüliyeti var mı?
Hüda Par’dan iki mektup
Ârızasında ısrar eden bir Türkçünün ithamnâmesi
Mehmet Âkif, Kemalist cumhuriyeti tasdik etmedi
“İktidarda Kim Var?”
Mehmet Âkif’in cenazesinde cumhuriyetin şefleri yoktu
El çek hüznümden ey zâhir erbabı
Türkçülük hareketinin Türklük anlayışı ârızalıdır
Türk milliyetçilerinin iflah olmaz hastalığı: “Atatürk’e bağlılık”
Müslümanın itini bile seven adam: Muzaffer Gözükara!
Her yer kitap, her yer fikir ve edebiyattı o gün…
“Rıza” yahut “Râzı” olmayı unutunca…
“Kelimelerin Seyir Defteri”nde yazılanlar
İslâm Medeniyetinin mukaddimesi: Câmi
“Ya Tahammül Ya Sefer'den Bize ‘İstikrar’ Düştü!”
Türkiye’deki milliyetçi hareketler İslâmî ihtiyaçtan doğmadı
“Bosna Bizim Neyimiz Olur?”
Milliyetçilik yola özürlü çıkınca…
Alkollü laik hayatı Kemalist CHP resmîleştirdi-1-
Chp’nin bugünü de cemâziyelevveli gibi kirlidir
“Maruz Kalanlar Nesli”
Kaldırım imarına değil, gönül imarına ihtiyaç var
Âkif, İslâm; Gökalp, Batı medeniyetinden yanadır
Millet, din ve şeriat üzere gidilen yoldur
İslâm medeniyetinde mûsikî “hikmetten bir cüzdür”
Üç yaralı kavram: asabiyet, kavmiyet, milliyet
“Çağın İsmailleri! bize et size cennet düştü”
Her kurban bir İsmail’dir, İsmail’iniz yanınızda mı?
Dindar Kürtlerin ve bir Astsubayın HDPKK hakkında görüşleri
Dindar / ümmetçi Kürt kardeşlerimizin cevapları
Dindar / Ümmetçi Kürtler de özerklik ve resmî dil istiyorsa…
Said Nursî Hazretlerinin “Medeniyet-i Kur’ânîye” fikri
“Aç canavara (HDPKK) tahabbüb, iyiliğini değil iştahını artırdı
Modernizmin bulaştırdığı bir hastalık: “İhtiyaç tuzağı”
Şehitler için vurun askerler vurun PKK’lıları
Kim “HDPKK”ye oy ve medya desteği vermişse haindir
Fikir Teknesi’nden peş peşe fikirli kitaplar…
Ahmet Cevdet Paşa’nın fıkıh üstü Medeniyet-i Cedide’si
Şehitlerin kanı yerde mi kalacak?
Nekrofil (ölüsevici) PKK, Amerika/İsrail provokasyonu iş başında
“Gurbet nedir bilir mi o menfâya gitmeyen?”
Tokluk âfettir, Müslüman az yemeli
Gök Kapılarından geçmek
Doğu Türkistan’a Ecdâdımız Gibi Gitmek
Alperen, İslâm devleti dâvasının mükellefiyetini taşıyana denir
Kürtçülüğün çâresi Said-i Nursi Hz.lerinin fikirlerindedir
CHP’nin desteklediği 27 Mayıs darbecilerine Amerikan yardımı
İlk Amerikancılar Chp’li, yâni Kemalistlerdi
“Amerikan saatine göre uyuyan Türk münevveri…”
“Millet”in târifi yahut millet olmanın müslümancası
19 Mayıs bayram değil, Atatürkçülük karnavalıdır
Nü-sever General Evren’in Akıbeti
İdrakimize vurulan Atatürkçülük zincirini ne zaman kıracağız?
Medeniyetimize Kasteden Medeniyetsiz Cumhuriyet
İktidar da dâhil, partilerin seçim vaatleri bayat ve fikirsiz
Altı ok muhibbi bir zındık: domuzsever Abdullah Cevdet
“Dinî” mânasına gelen “millî” kavramı neleri haizdir
Dostâne Fiskeler
Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın şehri Medine
Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm doğduğunda
“En iyi Türk ölü Türktür; en iyi Kürt ölü Kürttür”
“Daha Çok Ölü İstiyorum”
Fikir Teknesi’nden Necip Fazıl ve Büyük Doğu Devleti üstüne kitaplar
Tekbir, salavat ve mehterle Çanakkale şehitlerini yâdeden üniversite…
Altı Ok Cumhuriyetinin kadın projesi: “Kur’an’ı kapa, kadınları aç”
Hilâfetçilikten Devrimciliğe Evrilen “CHP Makyavelizmin Partisidir”
28 Şubat’ın paranoyak generalleri
Kıyafet İnkılâbının Kurbanı Kadınlar ve Kızlar
Bir “Türkçü” nün Türkler için zararlı fikirleri-2
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
K. Maraş
Az Bulutlu
Güncelleme: 17.07.2018
Bugün
23° - 37°
Çarşamba
23° - 36°
Perşembe
24° - 35°
K. Maraş

Güncelleme: 17.07.2018
İmsak
Sabah
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı